« Hürriyet.com.tr

Heykel benim Hürrem Sultanım

Küçüklüğünü Hatay Yayladağı’nda geçiren, doğayı çok iyi tanıyan, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'ne resim eğitimi almak için giren, Türkiye’nin en iyi heykeltıraşlarından Şadi Çalık vesilesiyle heykel okuyan, eğitimine ve başarılarına İngiltere ve Almanya’da devam eden Mehmet Aksoy, Polonezköy’deki Böcek Evi’nde doğayı, yaşamı ve çalışma olanaklarını bir araya getirmiş.

Deniz Öner / doner@hurriyet.com.tr
X

 Heykel benim Hürrem Sultanım

 

 

Böcek evin girişindeki vincin üzerinde ‘Taş taşırım laf taşımam’ yazısı ilk dikkatinizi çeken şey oluyor. Ev yusyuvarlak. Önünde yarım ay şeklinde bir havuz var. Mimarisinde ve yapım aşamasında Mehmet Aksoy’un emeği büyük. Evin girişinde bir motosiklet sizi karşılıyor. Öğreniyoruz ki Aksoy sıkı bir motor hayranı ve kullanıcısıymış. Bir anda evin hem içinde hem de bahçesinde yer alan eserleriyle tanışıveriyorsunuz.

 

Mehmet Aksoy konuşmaya çok yorgun olduğundan ve heykele konsantrasyonunun bozulduğundan bahsederek başladı. Belli ki ‘İnsanlık Anıtı’nın yarattığı tartışmaları ve bir sanatçıda yarattığı üzüntüyü hala üzerinden atamamış.

 

İşte tartışmalara neden olan usta heykeltıraşın geçmişi, gelecek planları ve olaylara konu olan eserlerinin hikâyeleri ve içten sohbeti…

 

MEHMET AKSOY'UN BÖCEK EVİ'NDEN FOTOĞRAFLAR

 

 

GÖNLÜMÜ ALAMAZ ÇOK KIRILDIM

 

Başbakan eserinize ‘Ucube ‘ dedi. Şimdi kalksa sizden özür dilese gönlünüzü alabilir mi?

 

Alamaz çünkü çok kırıldım. Yine de ben bu olaya çok kişisel bakmıyorum. Başbakan'a şimdi tutar 10 kuruşluk dava açarım ama uğraşmak istemiyorum.

 

Neden dava açmaktan vazgeçtiniz?

 

Başbakan’ı Türk kamuoyu zaten mahkûm etti.

 

Bir kere Başbakan makamı gereği ‘kızdım söyledim’ diyemez. O makamın gerektiğini yapacaksın. Yapamıyorsan oradan çekil. Demokratik insanlar zaten böyle yapıyor. Ya hastalanıyor ya da kendini eksik hissediyorlar ve istifa ediyor. Olabilir bu durum insanidir. Ama ‘ben ağzıma geleni söylerim’ diyemezsin.Bunu bir türlü kabul edemiyorum.

 

Kars halkı size ve eserinize yeteri kadar sahip çıktı mı?

 

Sahip çıkabilmek için özellikle heykel bilincine ve kültürüne sahip olmak lazım… Böyle eserlerle de bu kültürü geliştirir.

Biz Kars halkının heykeli anlamalarını zaman yaymıştık. ‘Nedir, ne anlam ifade ediyor bu heykel?’ diye ilgi göstermelerini ve dilden dile yayılmasını bekliyorduk. Ama halka bunu anlatamadım çünkü ‘İnsanlık Anıtı’ yarım bir heykel.

 

Henüz yarısı yapılmış, kalıp izleri duran bir heykelin üzerinden konuşuyoruz. Zaten sosyal hayatımıza girmiş, heykel kültürümüz yok. O yüzden onlardan böyle bir sahip çıkma olgusu bekleyemem.

 

Ama aralarında emeğe saygısı olanlar, heykele saygısı olanlar, Kars’ın popüler olmasına mutlu olanlar da var…

 

Peki, devlete yaptığınız çoğu heykel olaylı olmasına rağmen neden ısrarla size yaptırıyorlar?

 

Aslında pek kabul etmiyorum. Özellikle ısmarlama Atatürk heykelleri yaptırmak istiyorlar. Asla kabul etmiyorum.

 

O zaman neden Kars’taki İnsanlık Anıtı heykelini kabul ettiniz?

 

Çünkü ideallerime ve düşüncelerime çok uygun bir yapı benim için. Bugün yeryüzündeki en büyük çelişkinin savaş olduğunu ve bu savaşın insanlığın yol olacağını belirmek için benim için büyük bir fırsattı.

 

Ne kadara mal oldu ‘İnsanlık Anıtı’?

 

Neredeyse parasız yaptık ‘İnsanlık Anıtı’nı. Sözleşmemde 350 bin TL yazıyor. Paranın sadece 120 TL’sini en aldım. Bu paraya 30 metrelik heykelin çimentosunu dahi alamazsınız.

 

Heykel benim Hürrem Sultanım

 

BEN BOK BÖCEĞİ İÇERİSİNDE YAŞAYAN BİR HEYKELTRAŞIM

 

Yaşamakta olduğunuz Böcek Ev’in hikâyesi nedir? Bu böcek ne böceği?

 

Bu böcek ev bir bok böceği…

 

Bok böceği tezeklerden yuvarlak toplar yapıp, yuvasına atıp, üzerine yumurtlayıp oradan yavrularını besleyen, tekrar hayata merhaba diyen bir böcek. Yani pislikten ve çürümüşlükten yeni dünyalar yaratan bir böcek.

 

Ben de bok böceğinin içerisinde oturan bir heykeltıraşım. Yaptığım her şey gibi bu yapı da bir mesaj veriyor aslında. Küçücük bir bok böceğinin bile ekolojik denge için ne kadar önemli olduğunu anlasınlar diye böcekten ilham aldım.

 

 

Heykeltıraş olduğunuz için soruyorum; en yakın arkadaşınız taş mı?

 

Herkes farkı bir tarafa çekebilir ama yakın arkadaşım ve en sevdiğim kelime benim ‘taş’. Çünkü taşın doğruları, hayatın doğruları kadar çoktur. İyi bir taş ustası olduğum için saygı duyuyorum bir kere taşa.Çünkü ona asla keserim, gebertirim şeklinde davranmıyorum. O zaman taş bana cevap vermez, küser. Hem zaten dünyanın varoluşundan beri olan bir malzemeye, zamana dokunuyorsun aslında. Bu duyarlılıkla yaklaşmak lazım.

 

 

Heykel benim Hürrem Sultanım  Heykel benim Hürrem Sultanım

 

HEYKEL BENİM HÜRREM SULTANIM

 

Heykeli isteyerek mi okudunuz?

 

Hayır, isteyerek okumadım. Aslında ben ressam olmak isterken heykeltras oldum. Şadi Çalık hocamız sağolsun, beni heykele tavladı. İyi de oldu!

 

Resim aşkınız devam ediyor mu?

 

Resim yapmak içimde ukde kaldı. Aslında amatörce resimler yaptım ama resim konusu o kadar ciddi bir iş ki, kalkıp sergiler açamam. Heykel benim ‘Hürrem Sultan'ım, resim yapmak için de ona ara vermem gerekiyor. Ama mutlaka resim yapacağım eminim…

 

Biz toplumca heykele düşman mıyız?

 

Kafalarda bir heykel düşmanlığı maalesef var. Heykelin sanat olarak kabul görülmemesi var.

Sembolik bir yapı olarak düşünüyorlar. Ben bütün bu eğrileri doğrultmak istiyorum. Tek çabam bu.

 

Uzun süre yurtdışında yaşadınız… Bütün bu olanlardan sonra Türkiye’den çekip gitmek geçti mi içinizden?

 

İçimdeki bu vatan sevgisi var oldukça dolayı hiçbir zaman hiçbir yere gitmem. İnsan her yerde nefes alır ama memlekette var olur.

 

Heykel benim Hürrem Sultanım 

 

EROTİZİM BENİM HEYKELLERİMİN BİR PARÇASI

 

Heykelleriniz çok mu erotik bulunuyor?

 

Erotizm zaten hayatın özü. Bir çekim alanı. Üreme, devam etme ve var olma meselesinin tetikleyici gücüdür. Ve ben de sanatıma erotizmi yansıtıyorum.

 

Heykelleriniz çok mu pahalı? Eserlerinizi takip eden satın alan çok insan var mı?

 

Bir resimle kıyaslanırsa benim eserlerim ucuz bulunuyor. Eserlerimi çok takip eden insan var satın alan da çok isim var O yüzden bu kadar direniş oluyor. Hepsine teşekkür ediyorum.

 

En sevdiğiniz yazar?

 

Yaşar Kemal, Nazım Hikmet vazgeçemediğim yazarlar.

 

Ne tarz müzik dinlersiniz?

 

Türkü ve klasik müzik çok severim. Çalışırken Mozart, Maira Callas’ı dinlerim, Şostakoviç Leningrad senfonisi çok severim.

 

Son olarak, şimdilerde ne üzerine çalışıyorsunuz? Yakında bir sergi var mı?

 

Bir tane söyleyemeyeceğim sürpriz, büyük bir iş var. Bir yandan İstanbul Teknik Üniversite’sine Hezarfen Ahmet Çelebi’nin heykelini yapıyorum. Bir de en kısa zamanda Beşiktaş’a İlhan Selçuk’un heykelini yapmaya başlayacağım.

 

23 Şubat 2011’de saat 14:00’de Akatlar Kültür Merkezi’nde sanat üzerine güzel bir panele katılacağım. Benimle birlikte Fazıl Say, Müjdat Gezen, Tarık Akan, Rutkay Aziz, Mimarlar Odası eski genel başkanı Oktay Ekinci’nin katılacağı panele herkesi bekliyorum.

 

 

Kaynak: Deniz Öner / doner@hurriyet.com.tr

GezginGezgin
Garda Gölü'nün parlayan yıldızı: Sirmione
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Olağanüstü güzellikteki 8 kayıp şehir! Listede Türkiye'den iki yer bulunuyor...
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Türkiye'de terk edilmiş 9 köy
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Gümüşten boynuz takan ilginç kadınlar: Miaolar
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Dünyadaki en ilginç ülke sınırları
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Çölün tam ortasında 2000 yıllık göl!