Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Heyecanlanmayalım kızmayalım tartışmak normal

Salih NEFTÇİ

Bu yazıda bir süredir değinmek istediğimiz bazı saptamalar yapmak istiyoruz.

Aslında bu saptamalar toplumumuzdaki tartışmalı her konu için geçerli ama biz yazıyı vergi konusuyla sınırlayacağız.

Çünkü vergi, hem teknik, hem de önemli bir konu, tartışmanın sonu gelmeyecek.

CEPTEKİ PARA

Dünyanın neresinde olursa olsun yeni bir vergi tasarısı gündeme geldiğinde çok alevli tartışma yaşanır. Bunda şaşılacak bir şey yok. Vergi vatandaşın ve şirketlerin cebindeki parayı doğrudan etkiliyor.

Bir vatandaşın, bir şirketin kazandığı parayı alıyor, bir başkasına aktarıyor.

Benim kazandığım parayı neden başkası kullansın?

Bu açıdan bakıldığında konu tartışmalı değil mi? Ayrıca gerçek hayatta getirilen vergilerin büyük çoğunluğu iktisat teorisine göre ‘‘zararlı’’. Yani verimliliği düşürüyor.

Ama gerçek hayatta iktisattan başka kıstaslar da var.

Örneğin siyasi kıstaslar var. Hakkaniyet olayı var. Gelirlerin daha adaletli dağıtılması meselesi var...

Bir de bunların hepsinin ötesinde savunma, eğitim, finansal piyasaların gözetimi gibi bazı hizmetler var ki devletten başkası yapamıyor. Parayı başkası kullanıyor olsa da bu hizmetleri gerçekleştirmek için vergi toplayacaksınız.

Bu açıdan bakınca da vergi toplamak şart oluyor.

GEREKSİZ HARCAMA YOK MU?

Ama iş bu kadar da kolay değil. Vergiyi topladınız. Savunmaya, eğitime, piyasaların gözetimine para harcadınız.

Peki ya siyasetçiler bunun ötesinde popülist, zararlı harcamalara da girişirlerse?

Örneğin, bir KİT var, iktisadi ömrünü çoktan yitirmiş. Neresinden bakarsanız bakın, hangi mühendislik firmasına sorarsanız sorun kapatılması gerek. Hele özel sektörde olsa KİT çoktan yok olup gidecek. Ama siyasetçiler verimli sektörden vergi toplayıp bu ‘‘kadavrayı’’ ayakta tutuyorlar. Çünkü üç beş oy alacaklarını düşünüyorlar. Yeni makineler alınıp, yeni iş alanları yaratılacağına, yeni vergilerle rekabet gücünü yitirmiş bir kurum yaşatılmaya çalışılıyor...

Vergi hassas konu. Kızmayalım, kişisel hücumlardan kaçınalım.

Sadece tartışalım.

Emin olun vatandaş açısından en yararlısı bu.

Böyle harcamaların olup olmadığını sormak yanlış mı?

Bunun ‘‘polisliğini’’ kim yapacak? İstanbul polisi mi?

Yoksa ekonomi basını mı?

RAKAMLAR

Dahası var.

Vergi toplamak için gerçek hayatta çaresiz bazı sınırlar getireceksiniz. Filanca kişi veya kurum şu veya şu koşullarda şu kadar vergi ödeyecek.

Dünyanın neresinde olursa olsun, bu gibi sınırlamalar enflasyon, faizler veya kurlardaki gelişmelerden dolayı vatandaşın gelirini farklı etkiliyor. Örneğin ödenen vergi enflasyona göre değişiyor.

Bu da normal. Ve sade vatandaş açısından önemli.

Önemli, ama sade vatandaşın bu analizleri yapacak uzmanlığı yok. Hangi koşullarda ne kadar vergi ödeyeceğini nasıl bilecek? Gidip bankalar gibi konunun uzmanlarına binlerce dolar ödeyemez.

Gazeteleri, dergileri izleyip köşe yazılarında, haberlerde yer alan tartışmaları okuyacak.

SONUÇ

Tartışmanın zararı yok. Zararlı olan karşınızdakini ‘‘düşman’’ olarak görmek. Her tartışmanın arkasında bir ‘‘komplo’’ aramak.

Unutmayalım ki ekonomi basını son yıllarda büyük bir atılım yaptı. Yetenekli, değişik görüşlere sahip birçok yazar var.

Kimse aptal veya cahil değil. Kimse üstün zekâlı da değil.

Olaylara değişik açılardan bakan farklı kalemler...

Vergi hassas konu. Kızmayalım, kişisel hücumlardan kaçınalım.

Sadece tartışalım.

Emin olun, vatandaş açısından en yararlısı bu.













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI