Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Herkese lazım olan demokrasi

YOK, “Kim daha fazla darbe karşıtı” yarışmasında birinciliğe oynamakla değil!

“Batı tipi toplum yaratma” ihtirasıyla toplumun çoğunluğunu küçümseyenlere karşı “sandık fetişizmi” ile çıkarak da değil! Biriken öfkelerin ardına düşerek de, dün haksızlık sayılan şeylerin bugün mubah sayılması ile de değil! Her iktidara kolayca uyum sağlayanlar ve müsamere çocuklarının laf ebeliğine ön verip, saha hâkimiyeti sağlamaya çalışarak hiç değil! Bir haksızlıklar, dayatmalar, didişmeler döneminden bir diğerine yatay geçişle demokrasi falan gelmeyecek. Tüm bunları, CHP’de değişim iddialarına karşı, neredeyse ilan-ı harp edenleri izleyerek, umutsuzca hatırlatmak ihtiyacıyla söylüyorum. Oysa “müsameresi”, “parodisi” değil, toplumsal barış ve siyasetin doğru dürüst işlemesi adına, daha fazla demokrasi hepimize lazım ve daha çok lazım olacak! O nedenle, aklımızı başımıza alsak iyi olur.
HAKSIZ DEĞİLİM
AKP ilk kurulduğunda, benzer bir direnç gösterenlerle o zaman çok tartıştım. “Eski İslamcılar adam olmaz”, “Demokrasi söylemlerine neden inanalım?”, “Aslında takiye yapıyorlar” diyenlerle epey didiştim! AKP’nin bugün geldiği, demokrasi açısından kaygı verici noktaya rağmen, haksız olmadığımı düşünüyorum. Sanıyorum, siyasete fanatik bir pencereden bakmayan kimse, AKP’de siyaset yapanların, radikal İslamcı dönemlerinden çok farklı bir noktada olduklarını inkâr edemez. Bu değişimin, Türkiye’de demokratikleşme açısından olumlu bir süreç olduğunu da!
Ama şimdi, daha on sene önce, değiştiklerini kimseye inandıramayan, muazzam bir önyargı duvarına çarpanlar, CHP’de değişim adına söylenen her şeye karşı, kendilerine gösterilen tepkinin aynısını göstermekte hiçbir sakınca görmüyorlar. Kullanmadıkları bir “takiye” lafı kaldı, o da sosyal demokratlar için bir şey ifade etmediği için dolaşıma giremedi!
Belli bir süre geçse, CHP’de neler yaşandığını görsek de bu türden değerlendirmeler yapılmaya başlansa söylenecek hiçbir şey olamaz. Ancak daha “değişim” denir denmez, “Bu adamlar değişmez” itirazını anlamak mümkün değil. Unutmasınlar, bu meyanda ileri sürülen gerekçelerin hepsi ve daha fazlası AKP için de geçerliydi. CHP, bir iç hesaplaşma ve mücadele ile değil, “kaset olayı” ile değişme koşulları içine girdi ise, AKP de 28 Şubat’ın zorlayıcı koşulları ile değişim geçiren Refah Partililerden oluşuyordu. 28 Şubat olmasaydı, Erbakan’a kazan kaldırmak bir yana, önünde eğilip bükülmekten vazgeçen yoktu!
CHP’nin tabanında kemikleşmiş demokrasi zaafları varsa, Refah tabanında iki misli vardı! CHP içinde “eski kafalıların” egemenliği gibi bir badire varsa, AKP’de de benzerleri vardı.
UMUTLANDIRIYOR
Nihayetinde bir merkez sağ parti olma iddiasında olan AKP siyasetine hiç sempatim olmadığı halde, AKP’nin temsil ettiği değişim dinamiğini demokratikleşme açısından bir imkân olarak görüp, olumlu buldum. CHP’de değişim adına, hiç olmazsa bir “iddia”nın olması, beni aynı şekilde umutlandırıyor. Türkiye’de daha fazla demokrasi istediğini iddia eden herkesin de benzer bir tutum içinde olmasını beklerdim. “Değişemezler” deyip, neredeyse “Değişmesinler” temennisini dışa vurmalarını değil!
X