Gündem Haberleri

GÜNDEM

    HERKES LINUS OLMAK İSTER! Amerika ve bütün dünya masumiyetini kaybetti… Ünlü Peanuts karikatürlerinin yaratıcısı Charles M. Schulz 12 Şubat'ta geride

    Hürriyet Haber
    16.02.2000 - 00:00 | Son Güncelleme: 16.02.2000 - 00:01

    HERKES LINUS OLMAK İSTER! Amerika ve bütün dünya masumiyetini kaybetti… Ünlü Peanuts karikatürlerinin yaratıcısı Charles M. Schulz 12 Şubat'ta geride muhteşem bir çizgi tarihi bırakarak hayata gözlerini yumdu. 77 yaşında ölen çizer, daha birkaç hafta önce Peanuts'ı artık kendine zaman ayırmak istediği için çizemeyeceğini açıklamıştı. Birkaç kuşak üzerinde etkili olan ve Amerikan bant karikatüründeki çocuklarla yerkürenin her yerinden insanların özdeşlemesini sağlayan çizer, bir başkasının Peanuts'ı çizmemesini de dilemişti. Ancak Schulz'un bilgisi dahilinde sınırlı sayıda birkaç çizer, Peanuts karakterlerini çeşitli ürünlerde çizmek üzerine çalışmaya başlamıştı ve çalışmalarına devam edecekler. Tabii, bir daha hiçbir çizer de Charles M. Schulz gibi olmayacak…CNN'in sokak röportajlarından birinde, bir kadın Peanuts'ı Amerikan hayatının önemli bir parçası olarak anlatıp, herkesin hayatı üzerinde önemli bir etki bıraktığını söyledi geçenlerde. Başkan Clinton da üzüntüsünü belirten bir mesaj yolladı. Türkiye'de de kitlesel medya, büyük çizerin ölümüne seyirci kalmadı. Gazeteler ufak da olsa bir köşede haberi duyurdu, televizyonlar ana haber bültenlerine aldılar. Zaten bir süredir Show TV gündüz kuşağında Peanuts çizgi filmlerini yayınlıyordu. Ancak mesela Elizabeth Wurtzel'in Bitch (Kaltak, İletişim Yayınları) kitabının çevirisinde yer alan "Hayatta en çok istediğim şey, Linus'un battaniyesi gibi hep yanımda taşıdığım öfke ve hiddetten kısacık bir süre için kurtulacak gücü bulup, kendine yapılan en büyük kötülüğü aşıp hâlâ iyi olabilen insanlardan biri olabilmektir" cümlesini de Linus bir asteriksle açıklanmıştı. Demek ki, bu topraklarda henüz bir kurgu kahraman olamamışlar…Oysa, mizahını Amerika (rüyası, değerleri, hayatı, aile yapısı) ile sınırlamayan tek çizgi Peanuts. Charlie Brown isimli 'ana' karakteri, dünyanın en çok tanınan köpeği Snoopy, yardımcısı ufak kuş Woodstock, kendini beğenmiş Lucy, güvenlik battaniyesinin ardına sığınan Linus, ona aşık Lucy ve piyanosundan başını kaldırmayan Schroeder karakterleri her kesimden, her toplumdan ve her yaştan insanın kolayca özdeşleşebilecekleri karakterler. Başkan Clinton bile onlardan etkilenmiş.Peanuts'ı bu kadar olağanüstü yapan en büyük özellik yapısındaki sadelik. Gerek çizgi filmlerinde, gerek bant karikatürlerinde Charles M. Schulz'un bütün çizgileri ve konuşma balonları son derece anlaşılır ve basit. Karakterlerin hâlâ çocuk oluşu, Salingervari bir yöntemle onların her dem masum ve kötülükten uzak olmalarını sağlıyor.İşte, en büyük gücünü de bu masumiyetinden alıyor çizgiler. Karakterlerin başından kötü bir şey geçmiyor. 1950-70 arasında bir bir okura tanıtılsalar da, zaman içinde yaşlanmıyorlar. İlk tanıtıldıklarında şimdi göründüklerinden daha ufak, hatta bebekler ama büyümelerine rağmen bundan daha ileriye gitmiyor yaşları. Her ne kadar birbirlerini zaman zaman kırsalar da, hiçbir zaman arkadaşlıkları bozulmuyor ve hep aynı grup içinde kalıyorlar. Hiç "okul bitirmiyorlar" ve karakter özellikleri hiç değişmiyor.Charlie Brown hep kaybetmeyi simgeliyor. Kafasının önündeki ufak saçıyla hep şakaların konusu o. Beyzbol oynadığında kaybediyor, 'spelling bee'ye katıldığında kaybediyor. (Alfabede M mi önce gelir N mi?) Uçurtmaları bile devamlı ağaca takılıyor. Arkadaşları genellikle ona 'blockhead' (kaskafa) diyor. İyi niyeti yüzünden, bazen birine çok büyük sorun yaratabilecek potansiyeldeki Lucy'nin her istediğini yapıyor.Lucy, grubun sürekli bağıran kızı. Herkese de kötü davranıyor. Kendine iltifat edilmesinden hoşlanıyor. Kardeşi Linus'a ise çok kötü davranıyor ve battaniyesini yok etmeye çalışıyor.Linus, Amerikan popüler kültürüne 'security blanket' (güvenlik battaniyesi) diye bir deyim ekledi. Lucy'nin dediğine göre, o battaniyenin altına sığında kendini daha güvende hissediyor. Peanuts'ın en duygusal, en saldırıya açık ve en entelektüel olanı. Hayatta en çok inandığı şey büyük balkabağının bir gün geleceği. Peşinden Charlie Brown'ın kızkardeşi Sally koşuyor. Snoopy ise hep onun battaniyesini alıp çeşitli oyunlar yapıyor.Charlie Brown'ın başarısızlığını örten bir 'beagle' olan Snoopy, yıllar içinde Peanuts'ın simgesi haline geldi. Bazen köpek kulübesinin üzerinde daktilosuyla yazı yazıyor, bazen alter-ego'su Joe Cool'u devreye sokuyor. Geceleri ise hep kulübenin üzerinde uyuyor. Peanuts içinde konuşma balonu olmayan, gerçek bir köpek!Tabii, bir de popüler karakterler arasında kafasını piyanosundan kaldırmayan Schroeder var. O tepkilerini sadece ufak kuş karakteri Woodstock tarafından rahatsız edilince gösteriyor. Lucy ise ona aşık ve bazen hiç rahat bırakmıyor. Schroeder, bir keresinde Lucy'e "Dünyada hiç kız kalmasa da senle evlenmem" demişti...Tüm bu çocuk karakterlerin büyümemesinin ve çocuk kalmasının ardında yatan masumiyet gerçeği, yıllara rağmen bir bant karikatürünün bu kadar çok ülkeye yayılıp, her dem popüler kalmasını da açıklıyor. Zira, hayat özellikle de teknolojinin hızıyla, Peanuts'ın ortaya çıktığı 1950'li yılların 'yabancılaşma' içinde yüzen 2. Dünya Savaşı sonrası ABD'si gibi durağan değil. Dünya daha çok birbirine benziyor ve bu benzerlik ve hızlı gelişme sonucu yolda birçok şey düşürülüyor.Yolda kaybettiklerimizin başında 'masumiyet' geliyor. Bir global köy misali, birbirine benzer insanların yaşadığı farklı ülkeler de topluca masumiyetlerini kaybediyorlar. Son 50 yıl, her şeyden öte bir de siyasette, iş dünyasında, medyada skandallarıyla hatırlanıyor. Üstelik, artık böylesi bir küreselleşme sonucunda birey istese de istemese de kendi dışında işleyen bir çarkın parçası haline gelebiliyor. Böylece, masumiyetin yolda kaybedilmesi kaçınılmaz hale geliyor.Peanuts karakterleri büyüyüp, hayata atılsalar, mavi ya da beyaz yakalarını giyip taşınabilir telefonları ile konuşan modern zaman insanlarına dönüşselerdi eğer, şüphesiz kısa zaman içinde yok olurlardı. Ama onlar, çocuk kalmayı ve hep gerçeği göstermeyi tercih ettiler.Bugün arşivlere, yayınlanan kitaplardan eski bantlara baktığımızda bütün karikatürlerin ortak özelliğinin bir noktada bile gerçeklikten, özden ödün vermemiş olduğunu kolayca görebiliriz. Çocukların birbirleriyle ilişkileri gerçek, birbirini kırmalar, barışmalar, arkadaşlık, kaybetmek, kazanmak, Lucy'nin nezdinde boyun eğmek, Linus gibi kaçmak hep gerçek.Bir lise gazetesine verdiği nadir söyleşide, yıllar önce, ünlü Holden Caulfield karakterinin yaratıcısı yazar J.D. Salinger da asıl gerçekliğin çocuklar olduğunu, onların Tanrı tarafından korunan kutsal varlıklar olduğunu, büyüdüklerinde ise birer 'phony' (adi, sahtekâr) karakterlere dönüştüklerini söylemişti.Hayat içindeki yoğunluk içerisinde hepimizin ihtiyacı olan güvenlik battaniyesi sundu Peanuts'ın en sevdiğim karakteri Linus. Ve bütün arkadaşlarıyla hep önümüzde iyi 'rol modelleri' olarak yer aldılar. Ben hâlâ, battaniyemin altına sığınıp, güvenlik içinde otursam mı; yoksa Schoeder gibi sadece piyanomu mu çalsam diye düşünüp duruyorum. Ama biliyorum ki, masumiyetin her yitirilişinde korunmak isteyenlerin sayısı daha da artıyor… Oray EĞİN - 16 Şubat 2000, Çarşamba
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı