Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Herkes kendi işini bilse kimse kimseye bulaşmaz!

Kurthan FİŞEK

Askerliğini ‘‘imtiyazlı nefer’’ olarak yapan, yani hem top oynayan, hem at koşturan, hem askerliğini yapar görünen, o zamanki Beşiktaşlı, şimdiki İstanbulsporlu Sergen, hakeme sinirlendi.

Sesini azıcık yükseltti. ‘‘Terbiyesiz adam!’’

Hakem gereğini yaptı. Kırmızı kart gösterdi.

Disiplin kurulu da gereğini yaptı. ‘‘Sportmenliğe aykırı davranış sebebiyle’’, Beşiktaş'ın genç topçusuna iki maç ceza verdi.

* * *

Haberi okuduğumda, kendi kendime mırıldandım: ‘‘Müstahaktır sıpaya... Hakeme lâf söylemeseydi...’’

Ertesi gün tüylerim diken diken oldu.

Er Sergen, ‘‘üste hakaretten’’, askeri mahkemeye verilmiş... Verilmiş sadakası varmış, hakeme büsbütün sinirlenip elini kaldırsaydı, ‘‘üste müessir fiil’’ suçundan yargılanacakmış...

Sebep?

Sergen ‘‘nefer’’...

Maçın hakemi Bülent Yavuz ‘‘yarbay’’...

Asıl mesleği ‘‘futbolculuk’’ olan biri ‘‘tertip’’liğinde top oynuyormuş, asıl mesleği ‘‘subaylık’’ olan biri hakemlik yapıp cep dolduruyormuş...

İkisi de haklı...

Hakemin iki maçlık yevmiyesi (180 dakika), bir ‘‘binbaşı maaşı’’ eder. Futbolcu top oynayamazsa karavanaya talim eder, 16 ay aç kalır netekim...

* * *

Sergen Yalçın neferliğini unuttu, hakeme sinirlendi.

Bülent Yavuz hakemliğini unuttu, emir-komuta zincirini hatırladı.

Olay tarihinde hakem Yarbay Bülent Yavuz'dan bir ricam olmuştu.

‘‘Çaldığın düdük doğru veya yanlış olabilir. Hakemin kararı kesindir, temyizi mümkün değildir. Ama, asıl mesleğinin dışına çıkarsan, girdiğin yerin kurallarına uymak zorundasın... Futbol demokrasidir. Çaldığın düdüğe küfürü yersen, apolet-ispolet çalışmaz... Futbol sahalarına ‘üste hakaret' kavramını sokarsan, Papadapulos-Patakos cuntasının mantığına girersin...

* * *

Türkiye'de ‘‘futbol’’ oynanır. Fırat-Dicle hattının doğusunda da futbol oynanır. O tarafta en çok alkışlanan takım Galatasaray'dır.

Niye? Saha ‘‘yeşil’’... Forma renkleri, ‘‘sarı-kırmızı’’... Biji azadiye miletan, yekıtiye helkan...

Maç bitiyor, kimin kazandığı, kaybettiği önemsiz... ‘‘J-B’’ viskiler açılıyor, boşalan şişelere buketler yerleştiriliyor.

Şişelerin özelliği mi var?

Elbette var. Yeşil zemin üstüne sarı-kırmızı etiket...

Spor yarışmadır, kazanmadır. Ama, özünde ‘‘protest’’ eylemidir.

* * *

Arkadaşlar futbol ve spor konusunda bir konuşma yapmamı istemişlerdi.

Hakeme ‘‘ağır söz’’ söylediği için ‘‘kanguru’’ mahkemelerine sevk edilen tek futbolcunun bizde olduğunu söyledim.

Yarbaylık yapacağına hakemlik yapan, itiraz eden neferi askeri mahkemeye sevk eden tek muvazzaffın da bizde olduğunu anlattım.

Başka şeyler de söyledim.

‘‘Türkiye'yi üçüncü dünya yamyamlarına benzetemezsiniz... Okuma-yazma bilmeyen toplumlar, sporda da gelişmez, başka her yerde de geri kalır. Faşizmden demokrasi doğmaz, ama, demokratlar faşizme düşük yaptırır...’’

* * *

Yine söylüyorum, cehaletimi bağışlayın...

Neferden futbolcu, yarbaydan hakem olursa, o ikisi futbol sahalarında buluşup asgari müştereklerde anlaşamazsa, Türkiye de bu hâle düşer.

<ı>(N.B. Son gelişmelerle ilgisi olmayan soyut bir yazıdır.)













X