"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Herkes hasta herkes grip herkes ateşli

Benim bu ara hasta olma lüksüm yok. Ama yine de çocuklardan kaptım şifayı. Çok şükür yine de eskiye nazaran çok daha kuvvetliyim, çok daha kolay atlatıyorum bence.

Bunda Dr. Nurhayat Gül’le beraber hayatımda ilk defa sağlıklı beslenmeye başlamamın büyük etkisi de var. Hayatımda hiç böyle beslenmedim ben. Herkes bana sağlıklı yemek yediğimi söylerdi, meğer ben eksik besleniyormuşum. Canım sürekli çikolata çekiyor dediğimde, aslında bedenim bana bas bas “Meyve yesene be kadın!” diyormuş. Yaklaşık 2 aydır hayatım tamamiyle değişti onun sayesinde.

 

Hiç bilmediğim şeyler öğrendim. Bu tempoya, bu uykusuzluğa, 2 işe, 2 çocuğa, ve onlarca kilometre koşuya rağmen bence oldukça iyiyim. Bir de çocukların okuldan kapıp getirdikleri bakteriler olmasa, daha iyi olacak ama.. o imkansız işte!

 

Karar verdim, hayatım boyunca laga luga yemek yerine adam gibi besleneceğim işte. Çocuklara da örnek oluyorum böylece.

 

Nurhayat gribime de el attı. Dünden beri içmediğim çeşit meyve suyu kalmadı. Zencefil, bal, bol yeşil gıda, fındık fıstık vesaire derken sanırım bedenim şu anda güçlü bir besin ve C vitamini bombası. Nasıl iyi geldi anlatamam. Uyuşukluk hissi gider oldu, bu kadar kısa sürede hem de.

 

Cumartesi’ye bence hiçbir şeyciğim kalmayacak. Runtalya öncesi son uzun antremanım için 18km koşabileceğim. Eskiden olsa zırt diye zatürre olurdum. Artık yok öyle kolay düşmek yatağa.

 

Ama kimse sorsam, kime baksam hasta derken, arkadaşım Mübeyyet de facebook’da bir baktım ki yatak döşek gripten yatıyor derken, ertesi gün o da zıpkın gibi (çok şükür!) ayağa kalktı, ben de.

 

Bana o da kendi sırrını yazmış. Belki birilerimize derman olur düşüncesiyle bildiklerimizi, yaptıklarımızı paylaşayım dedim. İkimiz de hem zararsız, hem çok doğal, hem de işe yarar şeylerle ayağa kalkıyoruz anlaşılan. Bana Nurhayat kılavuz, Mübeyyet’in de İsviçreli bir Akupunkturcusu varmış, o.

 

Buyrun Mübeyyet’in reçetesini de kendi kaleminden aynen aktarıyorum size:

 

“Yonca,

Ben hala üstümden tır geçmiş gibi hissetsem de herkesin 10 günde gösterdiği iyileşmeyi 3 günde nasıl gösterdim anlatayım. Tıbbi açıdan kan tahlili yaptırdım enfeksiyona rastlanmadı. Bu yüzden antibiyotiğe gerek görülmedi. Ev reçetesi olarak gece yatarken göğsüme değil, burun deliklerimin içine çok az, ayağımın altına bolca viks sürüyorum. Bileğimi sıkmayan, bol çorap giyip yatıyorum. Böylece kan dolaşımı hızlanıyormuş. Yatağımı yatmadan önce, sıcak su torbasıyla azıcık ısıtıyorum. (Aman onu yatakta unutmamak lazım, bir kaza olup yanma riskini unutmamalı). Büyükçe beyaz soğanı enlemesine ikiye kes. Soğanlar halka şeklinde görünür ya bakınca, öyle. Kesik yerin üstüne kahverengi şeker veya bal sür. Bir tabağa çevir koy-şekerli kısım tabağa temas edecek şekilde. Yatmadan yaparsan, sabah uyanınca az bir su çıktığını göreceksin. Bunu aç karna iç. Tadı yazıldığında durduğu gibi iğrenç değil. Ayrıca insan kokmuyor. Merak etme. Ayrıca et suyuna soğan çorbası da çok iyi geliyor.”

 

Bu benim kış başında yazdığım zencefilli, ballı, taze soğanlı kaynattığım çaya benzer geldi. Hakikaten işe yarayan bir çeşit çay bu. Deneyin derim.

 

***

 

Bunları okuduktan sonra ayaklarımı viksledim. Çorapları giydim. Nurhayat’ın dediği üzere içinde yok yok olan bir meyve suyu hazırladım, içine zencefil-bal karıştırdım afiyetle içtim.

 

Doğa bize inanılmaz şifalar sunuyor.

 

Keşke daha çok doğaya dönebilsek...

 

Herkese acil şifalar dilerim.

 

Yonca

“savaşçı”

X