Herkes farklı yaşlanıyor

Okul arkadaşlarınızla son toplantınızı şöyle bir hatırlayın! Hayata aynı yaşlarda atıldığınız bu insanlardan bazılarının daha yaşlı, bazılarının ise oldukça genç göründüğünü; merdivenleri zıplayarak çıkıp gece boyunca dans pistinden inmeyenler yanında, basamakları korkuluklara tutunarak çıkanların da bulunduğunu hemen anımsayacaksınız.

Bunun nedeni yaşlanmanın herkes için farklı hızlarda olmasıdır.


‘Yaşlılık da sevgi gibidir, saklanamaz’ diyen Thomas Dekker son derece haklıdır! Yaşlanmanın beden ve ruhunuzdaki etkilerini saklayamazsınız ama olumsuz değişimlerini azaltabilirsiniz. Hangi yaşta olursanız olun fark etmez! Yaşlılığın belirtilerini hafifletmeniz, yaşlılık sorunlarının fırtınalarla gelen bir kışa dönüşmesini önlemeniz her zaman mümkündür.

Hayat kalitesine en çok ihtiyaç duyacağınız zaman dilimi yaşlılıktır. Genetik mirasınız kötü bile olsa, orta yaşlarda yapacağınız bazı küçük ve kolay yaşam tarzı değişimlerinin size daha kaliteli bir yaşlılık yolculuğu yaptıracağından kuşkunuz olmasın. Eğer bu yolculuğu daha da kolaylaştırmak istiyorsanız ‘orta yaş rehberi’ni yol haritanız yapabilirsiniz.

BESLENMEYE DİKKAT

Orta yaş ve sonrasında can boğazdan gelmiyor, gidiyor! İhtiyacınız kadar yiyin. Düşük kalorili bir beslenme programından taviz vermeyin.

Porsiyonlarınızı küçültün. Öğün atlamayın. Kahvaltıyı en güçlü, akşamı en hafif öğün yapın. Akşam yemeğini erken saatlerde yiyin.

Ara öğünlerde kalorisi az, posadan zengin atıştırmalar yapın.

Oturarak yemeye, yemeğinizi sohbetle süslemeye, okumamaya, televizyon izlememeye özen gösterin.

Güzel bir sofra, temiz tabaklar, çatal, bıçak ve kağıttan da olsa temiz peçeteler bedensel doyumu ruhsal doyum ile güçlendirir.

Sık tekrarlanan atıştırmalar insülin dengenizi bozabilir.

Beyaz şeker tüketimini kısıtlayın. Meyve şekeri dahil tüm şekerli besinleri (bal, pekmez) kontrollü kullanın.

Beyaz undan uzaklaşın. Kepekli ekmek, makarna, bulgur, kuskus, kahvaltılık tahıllı gevrekler, kepekli bisküvilerden kullanın.

Kuru fasülye, nohut, mercimek, bezelye bitkisel protein ve posadan zengin karbonhidrat kaynaklarıdır.

Taze, koyu renkli, organik, posası bol, şeker oranı az meyve ve sebzelerden daha çok faydalanın.

Hayvansal yağları iyice azaltın. Zeytinyağına öncelik tanıyın. Omega-3 yağ asitlerinden zengin besinlerden (balık, ceviz) daha sık yararlanın.

Hayvansal besinlerin yağı az olanlarını kullanın: Balık, hindi, tavuk, yarım yağlı-yağsız süt ve süt ürünleri...

Günde 6-8 bardak su için, doğal mineralli sulara öncelik tanıyın.

Yumurta, sakatat, mandıra ürünleri (sucuk, pastırma, sosis), kabuklu deniz ürünleri, tam yağlı süt ve süt ürünlerini tüketirken kolesterol düzeyinizi dikkate alın.

Margarin kullanılarak üretilen pastane ürünlerinin, endüstriyel hazır besinlerin zaralı transyağlar ile dolu olabileceğini unutmayın.

Aşırı işlenmemiş, doğal ve organik besinlere öncelik verin.

Kana hızla karışan, ensülin üretimini artıran besinleri azaltın.

Bir günde her kilogramınız için 3-5 mg’dan fazla kafein tüketmeyin. 1 fincan hazır kahvenin 100-150 mg, Türk kahvesinin 70-80 mg, yaklaşık 5 dakika demlenmiş siyah çayın 30-40 mg, 1 kutu kolanın ortalama 50 mg kafein içerdiğine dikkat edin.

Özellikle yeşil çayın antioksidan, papatya ve melisa çayının trankilizan, rezene ve zencefil (ginger) ve nane çaylarının sindirimi kolaylaştıran etkilerinden istifade edin.

Alkol kullanmayın. Mutlaka bir şeyler içecekseniz alkol oranı düşük, antioksidan gücü yüksek bir içki olan kırmızı şarabı deneyin. Kadınsanız bir, erkekseniz iki bardaktan fazlasına hayır deyin.
Yazarın Tüm Yazıları