Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Her Yerde Kar Varken

Tuğrul ŞAVKAY

TOPLUMSAL belleğimiz çok unutkan. Adeta günü gününe yaşıyoruz. Sıkıntısı da, neşesi de günübirlik insanlardanız. Eskidenberi öyle miyiz? Bilmiyorum. Şu anda durumumuz ise içler acısı.

Ortalıkta kar varken herkes feryat figan. Ağlayan, bağıran, dert yanan öyle çoktu ki. Sonra kar kalktı. Şimdi konu unutuldu. Ne zamana kadar? Gelecek kara kadar. Ama o kar aynı şiddette düştüğünde bu sahneler yine tekrarlanacak. Hiç şüpheniz olmasın.

* * *

Bağırıp çağıranların başında gazeteciler geliyordu. Doğrusu da bu. Kamuoyunun feryadını dile getirmek bizim işimiz. Ama işin kötü yanı, bu sırada bağırıp çağırmaktan fazlasını yapmadık.

En ağırıma giden, çok sevdiğim, çok tanınan ve çok ses getiren bir meslektaşımın 'yetkililer ne yapsın?' yollu sözleri oldu. Hatta yazısında Amerika’dan -yanılmıyorsam Boston’dan- bir de örnek vermiş.

* * *

Kısa bir süre de olsa Avusturya’da Viyana’da oturdum. Ancak benden çok daha kıdemli bir Viyanalı arkadaşım oralarda bu tür olaylara karşı alınan önlemlerden söz ettiğinde büyük bir hayret, ama daha büyük de bir beğeni ile söylediklerini dinledim.

Sözkonusu kişi, bu tür sert kışların bu kentte çok yaşandığını hatırlatarak söze girdi. Bizim birkaç günlüğüne yaşadığımız olay, orada daha sıradan sayılmakta. Yine de bütün bir kışın böyle geçtiği söylenemez. Yani durum arızi.

'Arızi durumlar için belediyelerin sürekli personeli olamaz. Karayolları gibi ilgili kuruluşların da yok' dedi arkadaşım.

Yapılan şu imiş...

1. Belediye çok tehlikeli olabilecek bazı ikincil yolları trafiğe kapatıyor ve bunu yol girişlerine koyduğu levhalarla duyuruyor. Bu yollara yasağı dinlemeyip girerseniz ve başınıza bir şey gelirse kamu otoritesi suçlanamıyor. Türkçesi, 'kendi düşen ağlamaz' deniyor.

2. Herkes kendi evinin ve işyerinin önünü küremek ve açık tutmakla yükümlü. Bu işi ya kendiniz yapacaksınız veya birine para verip yaptıracaksınız. Buralarda insanların başına bir şey gelirse, aleyhinize dava açılabiliyor.

3. Kamuya ait yolları, meydanları ve benzeri alanları küremek, temizlemek ve trafiğe açık tutmak belediyenin sorumluluğunda. Belediye bunun için meteoroloji ile sürekli iletişim halinde. Böyle bir tehlike sözkonusu olduğunda üniversite öğrencileri görev başına çağrılıyor. Her birine birer kürek ve birer içki veriliyor. Neşe içinde gençler kamu yollarını açıyor. Ceplerine de bu iş için iyi bir harçlık konuyor.

* * *

Arkadaşım anladığım kadarıyla böyle bir işte çalışmamış. Ama tanığı olmuş.

Biz niye benzer bir önlem geliştirmeyelim.

Amerika tek örnek mi?

Mutlaka Amerikalılar en zeki ve akıllı yöntemi geliştirecek diye bir kural mı var?

İyi örnekler kötüleri kovalamaz mı acaba?

Gelecek kar yağışında korkudan ödümüz patlayacağına, 'her yerde kar var' diye şarkılar söyleyerek işimize gidip gelsek fena mı olur?

Bir Teşekkür Mektubu

SARIYER’de oturan bir okurum, sıradışı bir mektup göndermiş.

Karlı havalarda herkes yetkililerden şikayet etmekte iken Benjamen Pinto adlı okurum, yetkililere teşekkür ediyor.

Kimsenin hakkı üstümde kalmasın diye okuyucumun mektubunu yayımlamak istiyorum.

* * *

Sayın Şavkay,

Size bu e-postayı yollama sebebim, geçenlerde yayımlanan İstanbul Büyükşehir ve Sarıyer Belediyeleri ile ilgili yazınız.

Ben de Sarıyer’de (Kilyos yolu üzerinde) oturuyorum ve yolları sürekli açık tutabilmeyi başaran belediyeye takdirimi sunmanın bir yolunu arıyordum.

Devamlı bir şekilde tuzlama işlemini hangi belediyenin yaptığını bilmiyorum. Ancak, Istanbul’da bu kadar yoğun bir kar yağışı ve sürekli soğuk sonrası bütün ana yolların sabahın ilk saatlerinden itibaren açık tutulması, ve herkesin işine zamanında ulaşması bence İstanbul gibi bir şehirde takdire değerdir.

* * *

Okuyucum, bir de taş savurmadan geçememiş:

‘Ayrıca, belki sizin ara yollar kapalı kalmıştır, ama acaba oralarda oturan on binlerce kişinin oluşturduğu yönetimler kış günlerini düşünüp, biraz tuz bulundursalardı, çevrelerindeki yolları açık kalamaz mıydı?’ diye soruyor.

Ben ise cevabımı yukarıda verdim. Başka bir şey eklemememin nedeni, fazlasının gevezelik olacağını düşünmem.

Üsküdar Atatürk Anıtı

ÜSKÜDAR’da oturan bir okuyucum elektronik postayla bir mektup yollamış. Mektup kısa ve mesaj açık. Okuyucum şöyle yazıyor:

’Meydanımızın yegane anıtı, bir yıldır zemininde toplanan su nedeniyle elden gidiyor. Acilen tetkiki ve gereği gönüllü uzman kurumlar tarafından yapılması gerekmektedir.’

Umarım mesaj yerini bulmuştur.

Ancak bu arada anlayamadığım bir iki nokta var.

Önce okuyucum, ‘benim kişisel duyurularım malesef sonuç vermedi’ diyor.

Vatandaşını ciddiye almamak hangi kamu otoritesinin tavrı olabilir? Üsküdar Belediyesi ayakta mı uyuyor?

Üstelik mektupta, ‘en kısa zamanda biriken nem giderilmezse, anıt ziyan olacak’ diye bir not da var.. Okuyucum bana ‘Sizden, beklenen hassasiyeti göstermenizi ve gerekli girişimleri yapmanızı rica ediyorum’ demekte.

Bu işin takipçisi olacağımı buradan açıkca yazıyorum.

* * *

Bir de okuyucum mektubun altına açık olarak adını ve soyadını yazmış. Buna rağmen ‘adımın sizde saklı kalmasını rica ediyorum’ diyor.

Elbette bu isteğe saygı duyuyor ve mektubu yazanın adını açıklamıyorum. Ancak böyle bir istekte bulunurken duyulan korkuya da bir anlam veremediğimi söylemeliyim.

X