« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Her yer karanlık...

Yazının başlığını okuduğunuzda bu ne alaka diye düşünmüş olabilirsiniz eğer maçı izlemediyseniz.

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME

Bu başlığın nedeni şudur ki; bu akşam Türkiye Futbol Liginde ev sahibi takım Denizlispor'un sahasında ikinci yarının 59. dakikasına gelindiğinde çok garip bir şey oldu ve ışıklar söndü. Ortamı sadece ayışığı aydınlattı. Tamam bu söylediklerim yeterince garip gelmeyebilir, sonucu henüz söylemedim çünkü. Bu durum tam olarak kırk dakika sürdü.

1.Ligde top oynayan bir takım gece maçlarına da çıkıyor ancak jeneratör şehir şebekesi olmaksızın -yeteri kadar- çalışmıyor. O zaman neden o jeneratör var ya da ona neden bu isimle hitap ediliyor anlayamadım. 

Şerife Çaldenk yazıyor

Neyse sonuç olarak neredeyse maç ertelenecekti ki sorun giderildi de maç devam edebildi. Bu konuyla ilgili olarak umarım hem Denizlispor yönetimi hem de Federasyon bir açıklama yapacak vede önlem alacaktır.

 

İşte bu sebeplerden dolayı bu akşam ki maç beklenenin aksine ertesi güne sarktı. Belki de futbol tarihine geçti.

 

2009-2010 sezonun ilk maçında ve haftanın son maçında Fenerbahçe'yi evinde karşılayan Denizlispor maça çok şanssız başladı. Maç henüz başlamıştı ki; Güiza Alex'in sezonun ilk asistini yapmasıyla ilk golüne imza atmış oldu.

Hani dakika bir gol bir derler ya öyle bir şey oldu. Ancak aklımızdan da geçmişti böyle bir başlangıç olacağı. Güiza eski takım arkadaşı Espanyol'un kaptanı Daniel Jarque' nin ani ölümünden çok etkilenmiş ve atacağı ilk golü eski takım arkadaşına gönderecekti.

İstediği de oldu ve çok beklemeden daha ilk dakikalarda atılan gol Espanyol'un genç yaşta ölen kaptanına gönderildi.

 

Bu dakikadan sonra skoru değiştiren pozisyon olmadı. Denizli tamamen kendi sahasına kapalı bir futbolu tercih etti ve gollerin sayısının artmasına engel oldu.

Fenerbahçe'nin de yakalamış olduğu gol pozisyonlarını gole çevirme konusundaki başarısızlığı ekmeklerine yağ sürmüş oldu zaten.

 

Ancak şunu da söylemek de fayda var; Fenerbahçe takımı geçen sezona nazaran daha hazır ve diri bir görüntü çiziyordu.

Kazım'ı yeniden kazanma konusunda kararlı olan Daum onu yine ilk 11'de başlattı ve kendine güvenini kazanması için de maçın önemli bir bölümünde oyunda tuttu. Ancak Kazım henüz formanın hakkını vermiş değil, dağınık futbolu devam ediyor. Bireysel oynuyor ve topu ayağında tutmak konusunda her ne kadar dirense de hep kendini yerde buluyor. Daum onu ikinci yarıda Deivid'le değiştirdi. İlerleyen zamanlarda Kazım'ın gelişimini izleyeceğiz.

 

İkinci yarıda-elektrik kesintisinin henüz başlamadığı evrede-Denizlispor ilk yarıya nazaran daha baskılı futbol oynadı. Birkaç da gol tehlikesi yaşattı Fenerbahçe kalesine. Ancak Bilica ve Önder'in teslim aldığı defansı geçmeyi başaramadılar.

 

Daha önce de bahsetmiş olduğumuz kırk dakikalık aranın ardında yeniden başlayan maçta yine her iki takımın da gol bulma istekliliği devam etti. Her iki takımın kalesinde gol arayışları başarısızlıkla sonuçlandı. Hem havanın sıcak olması hem de beklenmedik şekilde yaşanan karanlık maçı soğuttu.

 

Ancak ikinci yarının son dakikaları oynanmaya başladığı sırada yine Güiza bu sefer de ikinci golünü attı. Bu golden sonra hem Daum'un hem de Aziz Yıldırım'ın derin bir nefes aldığını ve yaşadıkları mutluluğu izledik. Verilen sözlerin tutulma ihtimalinin ne kadar yüksek olduğunu görmek her iki tarafa da derin 'Ohh' çektirmiş olmalı.

 

Not: Maçın geneline bakıldığında futbolcuların centilmence oyunu çok dikkat çekiciydi. Her ne kadar aşırı sıcak ve ilk maç olmasına rağmen her iki taraf da birbirlerine karşı dostça davrandılar. Bütün futbolcular oyunlarını oynamak için sahadaydılar. Denizli misafirperverliği elden bırakmadı, maçın başında başkanları aracılığıyla ortaya koydukları bu görüntüyü sonuna kadar devam ettirdiler. Maçlarda görmek istediğimiz görüntüler bunlar.

Tabi arada birkaç münferit olay oldu ama bunun da çaresine bakıldı.


Bunları da Beğenebilirsiniz