Dünya Haberleri

DÜNYA

    Her şeyin aşırısı bizde

    Ünsal Turan/Kopenhag
    09 Kasım 2009 - 14:08Son Güncelleme : 09 Kasım 2009 - 14:08

    Türk medyasında, Domuz Gribi ile ilgili haberleri hayretle izliyorum. Okullar tatil ediliyor, ilaçlanıyor, iş yerleri, toplu taşıma araçları ilaçlanıyor. Başbakan başka bir şey söylüyor, Sağlık Bakanı başka bir uygulamada bulunuyor. Halkın kafası karışmış durumda. Bence bu telaşa, hiç gerek yok.

    DANİMARKA’da Domuz Gribine yakalanan ilk Türk ve Parlamento üyesi Sosyalist Halk Parti Milletvekili Özlem Sara Çekiç oldu.  Özlem bu konuda oldukça sakin. Biraz asıl mesleğinin hemşire olması, biraz da ülkede bu konuda yaşanan sakinlik nedeniyle kendi hastalığını da gayet soğuk kanlı karşıladı. Hastalığını sadece Hürriyet’e açıkladı. Yaptığımız görüşmede “bir haftadır grib hastalığı nedeniyle yatıyordum. Evde hasta yatarken yapılan tahliller, domuz gribine yakalandığımı ortaya koydu. Danimarka parlamentosunda domuz gribi olan ilk milletvekili oldum. Bu hastalığın tek tedavisi olan Tamiflu ilacı ile tedavi ediliyorum. Şu anda evde yatıyorum. Çocuklarım ve eşim bana yaklaşmıyorlar. Onlarla temas halinde değilim. Çocuklarıma sarılıp, öpmüyorum. Sizin de bildiğiniz gibi küçük çocuklarım var. Onları düşünmek zorundayım inşallah onlara da bulaşmaz.  Hastalık şimdilik çocuklarıma geçmedi ama aynı evde yaşadığımız için ne olur bilemem. Mümkün olduğu kadar dikkatli davranıp, doktorların söylediklerini yerine getirmeye çalışıyorum. Sağlık Bakanlığına bağlı  Sağlık Genel Müdürlüğü 10-15 gün içinde Danimarka nüfusunun yarısının domuz gribi hastası olabileceğini söylüyor“dedi.

    Evet Danimarka’da yetkililer, ülke halkının neredeyse yarısının domuz Gribinden etkilenebileceğini söylüyorlar ama Türkiye’de olduğu gibi, okulları tatil etme, sınıfları, iş yerlerini, resmi makamları, toplu taşıma araçlarını ilaçlama veya tam deyimi ile dezenfekte etme gibi bir telaş yok ortada. Bence Türkiye’de yapılanlarla birileri zengin edilmek isteniyor.

    Danimarka’da yapılan tek şey, Sağlık bakanlığına bağlı Sağlık Genel müdürlüğü’nün internet sayfasında halkı bilgilendirmek. Bir de halkın bilgilenmesi ve tereddüt ettiği soruları sorabilmesi için bir telefon hattı oluşturmak. Bunun dışında okullarda ve iş yerlerinde yapılan tek şey, Sağlık Genel Müdürlüğü’nün tavsiyelerini, yani hastalıktan korunmak için alınacak önlemleri ve hastalık belirtilerini insanlara anlatmak. Bütün bunların dışında halk günlük yaşamına normal bir şekilde devam ediyor ve Domuz Gribini, normal kış gribinden daha fazla düşünüp konuşmuyor. Türkiye’deki gibi maskelerle dolaşan insanları da göremiyorum Danimarka’da.
     
    Danimarka Sağlık bakanlığı, 65 yaşın altındaki kişiler ile kronik hastalığı bulunan kişileri riziko grubunda görüyor. Bu nedenle kasım ayında 65 yaşın altında isteyen kişiler aile doktoruna başvurarak ücret ödemeden Domuz Gribi aşısı olabilecekler. Hatta, yanında kış gribi aşısını da olabilecekler. Domuz Gribi aşısı olan bir kişi 3 hafta aralıkla ikinci kez aşı olabilecek. Aşı için bir ücret ödenmeyecek. Diğer İskandinav üalkelerinde de durum çok farklı değil.

    Aslında ben de geçtiğimiz hafta bir hafta boyunca grip oldum. Ama ne doktora gittim ne de ekstra ilaç aldım. Her zaman grip olunca almam gereken tedbirleri aldım. Kendime ve çevremdeki insanlara dikkat ettim. Zaten bulaşma rizikosu bulunan hangi hastalık olursa olsun dikkat etmemiz, başka insanlara bulaşmaması için özen göstermemiz gerekmiyormu ? Alınacak önlemler ise her insanın günlük yaşamında yapması gereken normal şeyler değilmi ?

    Bir buradaki duruma, bir de Türkiye’deki duruma bakınca, „acaba her şeyde olduğu gibi Domuz Gribini de fazla abartmıyormuyuz“ sorusu geliyor aklıma.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı