Her mahalleye 50 gönüllü aranıyor

MAG (Mahalle Afet Gönüllüleri) 1999 Marmara Depremi’nden sonra kurulmuş.

Haberin Devamı

Depremde yardım elini uzatan İsviçre Ekonomik İşbirliği Ofisinin desteğiyle kurulan MAG, deprem başta tüm afetlere karşı mahalle düzeyinde örgütlenmeyi hedefliyor.


2007 yılında vakfa dönüşen MAG Vakfı Yönetim Kurulu’nun Başkanı Vedat Kirişçi, Genel Sekreteri Dr. Elvan Cantekin.


Yönetim Kurulu’nda ise Kandilli Rasathanesi Başkanı Profesör Mustafa Erdik, Zorlu Holding’i temsilen Zorlu Enerji Grubu Başkanı Murat Sungur Bursa, Ezcacıbaşı’nı temsilen Cem Tanrıkılıcı gibi isimler var.


Geçen gece vakfın başkanı, genel sekreteri ve yukarıda saydığım isimlerle buluştuk.


Deprem hayatımızın gerçeği.


İstanbul’da önümüzdeki 30- 40 yıl içersinde beklenen “büyük deprem” ancak Türkiye depremle sarsıldığında aklımıza düşüyor.


Korkuyoruz.


Sağlam olmadığını düşündüğümüz evlerimizle ilgili kaygılar yeniden su yüzüne çıkıyor.

Haberin Devamı


Sonra gündem değişiyor, unutuyoruz.


Türkiye’de nüfusun yüzde 71’i birinci ve ikinci derecede riskli deprem bölgelerinde yaşıyor.


Demek ki, sadece İstanbul’da değil,  her yerde “depreme hazırlıklı” olmamız gerekiyor.

 

YARDIMA İLK KOŞANLAR

 

MAG’ın elindeki verilere göre, Marmara Depremi’nde kurtarılanların yüzde 80’den fazlasının yardımına mahalle sakinleri koşmuş.

İstanbul’da deprem halinde ilk müdahaleye ihtiyaç duyacakların sayısı 2 milyon.


Profesyonel ekiplerle bunu başarmak imkânsız.


Dolayısıyla MAG’ın çıkış noktası “mahalleliyi örgütlemek,” memleketin hayrına son derece isabetli bir hedef.

Dr. Cantekin’in verdiği bilgiye göre, MAG şimdiye kadar Türkiye çapında 80 mahallede, 3 bin 500 gönüllüyle örgütlenmiş.


Sanırım her mahalleye 50 gönüllü düşüyor.


İstanbul’da depreme gönüllüleriyle, deprem konteynırlarıyla hazır hale gelen mahalle sayısı 58.


Toplam mahalle sayısı 932.


Dr. Cantekin “En az 300 tanesini yani üçte birini depreme hazırlıklı hale getirmek zorundayız
” diyor.


İşin en önemli yanını Profesör Erdik vurguluyor:

“Gönüllüler açısından süreklilik kazanmak zorundayız. Oysa Türkiye’de gönüllülüğü destekleyen altı yapı yani yasalar, mevzuat yok”.

Haberin Devamı


Özel sektörün büyük katkısıyla yol alan MAG’ın büyük bir gönüllü ordusunaihtiyacı var.

 

Süleymaniye’nin kaderi Topbaş’ın elinde

 

PAZAR gecesi televizyon başındaydım.

CNN Türk’te Taha Akyol’un sunduğu, “Eğrisi Doğrusu” programının konuğu Harvard Üniversitesi’nden ünlü tarihçimiz Profesör Cemal Kafadar idi.


Programda, Osmanlı’nın  “resmi tarihin” dışında kalan ayrıntıları, Evliya Çelebi, Yeniçeri Ocağı gibi konuların yanı sıra Süleymaniye Caminin muhteşem siluetine zarar vereceği söylenen Haliç Metro Köprüsü konuşuldu.

Her mahalleye 50 gönüllü aranıyor


Esas değinmek istediğim de bu zaten.


Geçtiğimiz aylarda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün elinden “Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Ödülünü” alan Profesör Kafadar ödül törenindeki konuşmasında sözü köprüye getirmişti.

Haberin Devamı


Cumhurbaşkanı Gül’
den,İstanbul’un benzersiz silüetine zarar verecek köprüden vazgeçilmesini talep etmişti.


Önceki gece Taha Akyol’un ekrana getirdiği köprünün temsili resmi gerçekten ürkütücüydü.


Güzelim Süleymaniye Camii, köprünün direkleri, halatları arasında kaybolmuştu.


Unesco
boşuna yıllardan beri “Köprü Süleymaniye’nin silüetine zarar verecek” diye eleştirmiyor.


Akyol, Kafadar gibi “Unesco bizim Osmanlı mirasımıza bizden fazla sahip çıkıyor”
diye tepkiliydi.


BelediyeBaşkanı Kadir Topbaş’ın Süleymaniye Caminin kaderiyle ilgili bilgi vermesini istedi.


Bakalım Topbaş bu çağrıya cevap verecek mi?

 

UNESCO NE DEDİ?

 

Tuhaf bir durumla karşı karşıyayız yine.

Haberin Devamı

İstanbul ile ilgili önemli bir konuda hiçbir yetkili çıkıp bilgi vermiyor bize.


Unesco’
nun Paris’teki haziran ayı toplantısında Süleymaniye Caminin köprü nedeniyle gündemde olduğunu biliyoruz.


Edindiğim bilgiye göre, Unesco, köprünün Süleymaniye başta, tüm tarihi yarımadayı etkileyeceğini tekrar belirtmiş.


Son yıllarda “koruma ve kalkınma” dengesini göz ardı etmemeye özen gösteren Unesco, projenin trafiği rahatlatacağı gerçeği de vurgulamış.


Ancak Haliç Metro Köprüsü’yle ilgili taleplerini de sıralamış:

  • Köprünün ayakları 45-47 metreyi geçmeyecek.
  • Sütunlar ve halatlar incelecek.
  • Üzerindeki metro istasyonları açık olacak.
  • Işıklandırma değiştirilecek.

Unesco’nun başka bir talebi de uygulama sırasında mutlaka bağımsız uzmanlara başvurulması.

Ayrıca projenin kamuoyu ile paylaşılmasını da istiyor.


İstanbullu
olarak bekliyoruz. 

Yazarın Tüm Yazıları