Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Her lisenin mezun derneği olmalı

Lise yıllarını unutamayız. Kanımızın kaynadığı yıllardır.

Ya ideolojik bir fırtınanın ortasında yeni fikirler, yeni arayışlar, saf ve sorgusuz bağlılıklar peşindeyizdir; ya da gönlümüzde kaynayıp duran, bazen karşılığı bile olmayan bir aşkın girdabında kıvranıyoruzdur.
Gençlik fırtınası içinde arkadaştan daha yakın kimse yoktur hayatımızda.
Hesapsız bir arkadaşlık anlayışımız vardır. Hiçbir “ihtiyat payı” bırakmadan konuşuruz onlarla. İçimizin bütün gizleri, hayallerimiz, korkularımız arkadaşlarımız arasında cömertçe serilir ortaya.
Anneden, babadan, kardeşten öte bir anlamı vardır arkadaşlığın.
Doyumsuz sohbetler o yılların en önemli özelliğidir.
Akşama, sabaha kadar süren sohbetlerde, hayata dair konuların sonu gelmez.
Arkadaşlarımızla bir arada olabilmek için hiçbir engelimiz olamaz o yıllarda.
Plan, program, aile, tamamı “boşverilebilir”.

* * *

Renkli, albenili çılgınlıklarla doludur lise yılları.
Maceradır, bir arayış, bir zevktir.

* * *

Asla bitmeyecek sandığımız ama ansızın sönüveren güçlü bir alev gibidir o günler.
Gürül gürül yanan gençlik alevi sönüverir. Farkına bile varamayız. Alnımız, kalın bir duvara çarpar. Kurduğumuz renkli hayaller bitiverir.
Hayatın hayali gitmiş, kendisi dikilmiştir karşımıza.
Sorguya çekmekte, hizaya sokmaktadır hepimizi bu yeni hayat.
Her birimiz ya üniversitenin insanı yutan, ufalayan, yeni bir biçime sokan geniş kolları arasında ya da hayatın karmaşasında kaybolmuşuzdur.
Bir saat bile ayrı kalmaya dayanamadığımız lise arkadaşlarımız, arada bir aklımızı yoklar, o kadar.

* * *

Yıllar sonra lisedeki arkadaşlarımıza rastlayınca, gençliğimize kavuşuruz. Yere göğe sığmayan duygularımıza kavuşuruz. O zamanlar gönlümüzde biriken ne varsa, hepsinin yerinde durduğunu fark ederiz.
Geçen yılların biriktirdiği kederle oralardan kalma sevinçlerin kucaklaştığını görürüz.
Böyle bir coşkuyla kucaklarız arkadaşlarımızı.

* * *

Geçtiğimiz günlerde de böyle oldu.
Kurtuluş Lisesi mezunları bir araya geldi.
Mezuniyeti üzerinden elli yıl geçenlere plaketler verildi. Bakmayın “elli yıl” dendiğine, herkes, lise yıllarını dün gibi yaşıyordu.
İçlerindeki çocuğu serbest bırakmışlar, ortalıkta o çocuklar dolaşıp duruyordu.

* * *

Süreyya Yücel Özden, Kurtuluş Lisesi’nin ilk mezunlarından ve Kurtuluş Lisesi Mezunları Derneği’nin başkanı.
İnsanları bir araya getirmek, organizasyon yapmak, herkese ulaşmak elbette zor iş.
Ama Süreyya Yücel Özden ve yönetim kurulu ısrarla, inatla, yıllardır bu işi sürdürüyorlar.

* * *

Okulların, mezun dernekleri olmalı ve mutlaka aktif olarak çalışmalı.
Sadece gençlik anılarının anlatıldığı nostaljik bir yapısı olmamalı buraların.
Mezun dernekleri aynı zamanda sosyal, siyasal, ekonomik ve insanî konulardaki gelişmelerle ilgili düşünce üreten birer platform olmalı. Okulun ruhu olmalı.
Sivil toplum örgütü misyonunu yerine getirmeli.

* * *

Her lisenin kültürel bir kodu, oluşmuş bir kimliği vardır.
Bu kimliği gelecek kuşaklara aktaracak olanlar da kuşkusuz ki mezunlardır.
Günümüz gençliğinin en çok ihtiyaç duyduğu değer olan “aidiyet duygusu”nun oluşması, bu boşluğun doldurulması mezun derneklerinin en önemli misyonu olarak düşünülebilir.

GÜNÜN DİZELERİ
herkesin bir Kurtuluş Lisesi
bir de aynalara bile ağır gelen ayrılıkları vardır
herkes ağlarken yalnız
gülümserken arkadaşıdır yüreğinin

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI