Her kuşun eti yenmez

Güncelleme Tarihi:

Her kuşun eti yenmez
Oluşturulma Tarihi: Şubat 27, 2016 12:13

Hiç ava çıkmadım ama av etini severim. İlk kuş etini, rahmetli kayınvalidemin evinde yediğimi hatırlıyorum...

Haberin Devamı

Kayınpederim, sıkı bir doğa yürüyüşçüsü ve avcıydı. Her hafta sonu tüfeğini, köpeklerini alır, ava çıkardı. Dönüşünde çantasında mutlaka bir şeyler olurdu: Çulluk, bıldırcın, üveyik... Seyrek de olsa, çantadan keklik çıktığını da görmüştüm.

Kayınvalidem bıldırcınları yolar, temizler, önce bir güzel haşlar, suyuna pilav yapar, haşlanmış bıldırcınları tereyağında kızartıp, pilavın üstüne dizerdi. O yemeğin lezzetini anlatmakta hep yetersiz kalırım!

Damağınız bir kere av etiyle tanışmayagörsün, ondan sonra bu lezzetli etlerin peşinde koşturup duruyorsunuz.

LYON USULÜ TAVŞAN

Her kuşun eti yenmez



Fransa’da, Portekiz’de, İspanya’da yediğim av eti yemeklerinin, damağımı çatlatacak kadar lezzetli olduğunu anımsıyorum: Lyon usulü yabani tavşan, bademli kızıl keklik, Nice usulü tereyağında kızarmış güvercin... Bir sürü de unuttuğum var!

Sonra geçmişe bir göz atayım dedim. 1800’lü yılları anlatan gezi kitaplarına bakılırsa, Pera ve Galata pazarlarında bol miktarda tavşan, karaca, sülün, çulluk, keklik, bıldırcın eti bulmak mümkünmüş.

19. yüzyılı anlatan anı kitaplarındaysa Türklerin yediği av yemekleri şöyle sıralanmış: Keklik dolması, ördek palazı kebabı, patlıcanlı bıldırcın kebabı, karaca, geyik, yaban keçisi kebapları, yaban ördeği dolması, av eti kavurmaları, kuşların ciğerlerinden, yüreklerinden yapılan çeşit çeşit pilav...
Anadolu’daki av merakının izini Selçuklu dönemine kadar sürdüm. Bir de gördüm ki, Selçuklu padişahları av etine çok düşkünler. Av partilerinden sonra büyük ziyafetler düzenliyorlar. Osmanlı’daysa av meraklısı padişahların başında II. Murat geliyor. Fatih Sultan Mehmet’in haftalar süren av gezileri de dillere destanmış.

 

Haberin Devamı

Her kuşun eti yenmez



Priscilla Mary Işın’ın bir çalışmasında adı geçen Muradja d’Ohsson adlı gezgin, şeriata göre av hayvanlarının nasıl öldürülmesi gerektiğini anlattıktan sonra, Türklerin neden av etine pek düşkün olmadıklarını şöyle açıklıyor: “Müslüman av etini az yer. Bu, onların av etlerini sevmediğinden değil, usulüne göre avlanmamış haram eti yemek endişesinden kaynaklanır. Üstelik içlerinden pek çoğu da hayvanlara karşı fazla şefkatlidir, öldürmeye kıyamazlar.”


ÇEVİRMESİ YAPILIYOR

Fransa Kralı XIII. Louis’nin tarihçisi Michel Baudier, Osmanlı sarayına her gün yüz çift av kuşu satın alındığını öne sürüyor. III. Murat’ın hekimi Hierosolimitano Domenico da Divan görevlileri için hazırlanan yemeklerde av kuşlarının bulunduğunu yazıyor ve kuşları şöyle sıralıyor: Keklik, bıldırcın, sülün, çulluk, kaz, ördek, ispinoz, üveyik, sığırcık, yelve, çil kuşu, karatavuk ve toykuşu.

O dönemde av kuşlarının daha çok çevirmesi veya kebabı yapılıyor. Özellikle küçük kuşlar, ızgarada kızartıldıktan sonra pilavla birlikte yeniliyor.
Mutfak geçmişimizde av hayvanlarının durumu özetle böyle.

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!