Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Her derde deva Björk

    Hürriyet Haber
    24.05.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Müzik ödüllerini toplamak adetiyken, bir anda birçok ünlü ve deneyimli

    aktristi geride bıraktı. İlk rolüyle Cannes Film Festivali'nde en iyi

    kadın oyuncu dalında Altın Palmiye kazanan Björk, fanatikleriyle

    beraber son on yıldır kendine özgü bir stardı zaten...

    Onu bugüne belki hiç görmediniz hatta müziğini bile dinlemediniz.

    Belki de çıkartığı tuhaf sesleri, böylelikle de yarattığı müthiş ses tınısına da şahit olamadınız. Dolayısıyla fanatikleri arasına da katılamadınız. Ama bu kadın yine de bugünden sonra artık ilginizi çekecektir: O birçok ünlü ve deneyimli aktristin arasından sıyrılıp ödül vermemek için en fazla zorluk çıkartan yarışma jürisini büyülemeyi başardı. Avrupa'nın Oscar'ı sayılan -dolayısıyla daha ciddi kabul edilen- Cannes Film Festivali'nde bu yıl Björk en iyi kadın oyuncu dalında Altın Palmiye Ödülü'nü kaptı.

    Müzik dünyasında takipçisi olmayanlarda onu törendeki görüntüleriyle tanıdı: Sahneye çıktı, minik bedeni ve çocuksu ifadesini hiç değiştirmeden ‘‘neler hissediyorsunuz’’ sorusunu ‘‘Şarkı söylerek cevap verebilir miyim’’ diyerek yanıtladı ve böylece onu tanımayan dünyanın geri kalan yarısıyla da tanışmış oldu.

    Peki kimdi bu Björk? Aslında İzlandalı'ydı ama ara sıra memleketinde görülüyordu. Çoğunlukla Londra'daki eviyle stüdyo arasında mekik dokumak gibi bir adeti vardı.

    11 yaşında folk şarkıları

    İlk albümünü çıkarttığında 11 yaşındaydı. İzlanda folk şarkılarını seslendirmişti. 90'lara gelindiğinde ise Debut, Post ve Homogenic albümleriyle ardı ardına patlayan ve dünya müzik piyasasına popüler olduğu kadar anlamlı kabul edilen imzalar attı.

    Björk'ün en önemli olayı, sesinin renginin kimselere benzememesi. Bir başkasında boş bir çığlık gibi adlandırılabilecek bir ses volümü onda kimseye benzemeyen bir etki olarak dinleyiciye geri dönüyor. Bu geri dönüşüm dünyanın çok farklı yerlerinde özellikle yeni jenerasyonda inanılmaz bir etki yaratıyor.

    Öyle ki Björk adına açılmış fan kulüplerinin yanı sıra onun şarkı sözlerinin yer aldığı, hatta rüküş kılıklarının sergilendiği ve tartışma gruplarının yer aldığı web siteleri internette o kadar çok ki!

    Çelimsiz kadın

    Björk'ün sadece sesi ve şarkıları değil tabii ki bu derece fanatiklik yaratan. Ufak tefek çelimsiz bir çocuğu andıran bedeni, kliplerde ritmi sadece kendine ait olan dans hareketleriyle görüntüye geliyor. Kliplerinde kılıktan kılığa girerken kimi zaman izleyici derinden ürperten senaryolarını da yine kendi hazırlıyor. Zaten en uçuk vokallerin yer aldığı albümlerinde de prodüktör olarak gene Björk imzası dikkat çekiyor.

    Kimileri Björk'ün şarkı söyleme şeklini Kate Bush'a benzetiyor. Kendisi de koyu bir Kate Bush hayranı olan şarkıcı ise bu durumu kesinlikle reddediyor. Zaten kendisiyle yapılan röportajlarda, hafif aksi, ama oldukça fırlama, zeki ve hazırcevap tavrıyla Björk kolay kolay bir şeyi kabul edebilecek gibi durmuyor.

    Oğlunu saklıyor

    Ve her an herkesi şaşırtmaya hazır tavrını gözetmeye devam ediyor: Ancak ergenliği yeni bitirmiş genç kız görünümdeki bedeninde aslında olgun bir kadın olduğuna kimseyi inandıramıyor.

    Eldeki tek ipucu olan 12 yaşındaki oğlu Sindri'yi ise herkesten saklıyor. Televizyon kameralarından ve gazetecilerden köşe bucak kaçırıyor.

    Hatta öyle ki bu yüzden cüssesinden hiç beklenmeyecek hamlelerde bulunuyor: Birkaç yıl önce Bangkok Havaalanı'nda oğluyla konuşmak isteyen bir kadın gazeteciyi yerlerde sürükleyerek dövmüştü... O günlerde konuyla ilgili açıklaması da oldukça sert olduğu kadar açıktı: ‘‘Neyin özel hayat, neyin profesyonellik olduğunu çok iyi biliyorum. Oğluma dokunanı öldürürüm’...

    Bugün ise o artık bir aktrist; üstelik ödüllü bir aktrist! Her ne kadar geçici olsa da: Danimarkalı Lars Von Trier'e en iyi yönetmen ve kendisine de en iyi oyuncu ödülünü kazandıran ‘‘Dancer in the Dark’’ filmi yanı zamanda Björk'un ilk ve son filmi olma özelliğini taşıyor.

    Geçici aktrist

    İzlandalı şarkıcı ödül töreninden sonra konuya ilişkin, ‘‘Aktris olmak istemiyorum. Von Trier'e evet dediğimde, bunun sadece ilk rolüm değil, son rolüm olacağını da biliyordum’’’ diyor.

    Bu durumda pek tabii ki Björk'ün müzik yolunda ödülle beraber gelen daha ‘yaygın’ şöhretiyle ilerlemeye devam etmesi bekleniyor.

    Zaten kendisi de bu konuda kararlı. Esas hayalinin hep bir caz albümü yapmak olduğunu tüm röportajlarında belirten şarkıcının kendi müzik türü de ‘‘kendisi gibi’’.

    Belirsiz ama büyüleyici. Bugün için onun müziği kimilerine göre deneysel kabul ediliyor. Çünkü içeriğinde punk rock'tan indie pop'a tekno'dan trip hop'a kadar her türün kırıtıları bulunuyor.

    Ama zaten tüm eleştirileri ne o umursuyor, ne de sevenleri...

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı