Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Her çocuğun bir ağacı olmalı

Yıl 2014… Yaz aylarında İstanbul ve Marmara’ da çıkan hortumlar paniğe ve su baskınlarına sebep olurken, memleketim İzmir’ de bir kişinin canına mal oldu.


İstanbul’ da 3. Köprü yapımı için kesilen ağaçların sayısı milyonlarla ifade ediliyor. Çıkan orman yangınlarında kül olan ağaçları saymaya kalksak…


Bir ağaç 20 kişinin canına can katarken, pervasız bir şekilde onları yok ediliyor. Bahaneler kalkınma, turizm, inşaat sektörü vesaire… Bunların hiçbiri umurumda değil. Özenerek büyüttüğüm çocuğum 20 yıl sonra nasıl bir dünyada yaşayacak, çok merak ediyorum.


Aslına bakarsanız 10 yıl sonrası kafamın içinde bir muamma. Bilim dünyası buzulların beklenenden çok daha hızla eridiğini söylüyor. 1980’deki buzul kütlesinin üçte biri artık yok.


Felaket geliyorum diyor!


Koskoca dünyayı bireysel çabalarla kurtaramayız. Hükümetler, Birleşmiş Milletler ve çeşitli örgütlenmeler çok büyük çevre koruma programları uygulayarak kendi ellerimizle yarattığımız felaket zincirini yok etmek zorunda.

Topu büyük örgütlere atıp beklersek , değil 20 yıl sonra, 10 yıl sonra nasıl bir dünyada yaşayacağımızı öngörmek imkansızlaşacak. Herkes elinden geleni yapmalı diyor, bu konuya sürekli kafa yoruyorum.


Eğer Cumhurbaşkanı olsaydım, her vatandaşa bir ağaç dikmesi için çağrıda bulunurdum.

Başbakan olsaydım, bakanlar kurulunu toplar ağaçlandırma ve doğal hayatı koruma üzerine talimatlar yağdırırdım.

Çevre bakanı olsaydım, çevre örgütleriyle sıkı bağlar kurar, birlikte kampanyalar yapar, ormanları, denizleri ve dereleri yani doğal hayatı korumak ve karbon salınımını en aza indirgemiş kent yaşamını organize etmek için 7/24 çabalardım.

Milli Eğitim Bakanı olsaydım sadece eğitim sistemiyle mesai harcamaz, her öğrencinin bir ağacı olması için yönetmelik çıkarırdım. Okula başlayan her çocuk için bir ağaç dikilmesi için ormanlık araziler tahsis edilmesi için Çevre Bakanlığıyla protokol oluştururdum.

Belediye başkanı olsaydım, yeni doğan her bebek için ailesine bir ağaç fidesi hediye ederdim. Hatta onların adına kentin en güzel yerlerine eker, üzerine künyelerine asardım.

Böylelikle herkes göz gibi bakardı herhalde…

Bunların hiçbiri değilim.

Çevre ile ilgili yetki ve sorumluluğum bir anne, sıradan bir vatandaşlık çerçevesiyle sınırlı.

Bireysel olarak çocuğum için bir ağaç diktim ve bundan sonra her fırsatta bunu yapmaya devam edeceğim. Şimdi buradan, üzerine alınan ne kadar insan varsa hepsine çağrıda bulunuyorum: çocuklarınız için bir ağaç dikin.

Evin bahçesine,

Bahçe yoksa balkonda bir saksıya…

O ağaç çocuğunuzun doğal yaşam sigortası olsun. Kuşların yuva yaptığı, böceklerin, kelebeklerin saklandığı, yağmurun usul usul yağmasını sağlayan, toprağı tutan, rüzgarı yumuşatan bir sigorta…

Çevreci bir STK’ya bağış yaparak da bu dengeyi sağlamaya destek olabilirsiniz. Belki, kendi ellerinizle çocuğunuz gibi özenerek büyüteceğiniz bir ağaç, hepimizin iyiliği için hayatımızın bir yerinde kök salar. Bu kökler çocuklara hemen ulaşır ve gelecek için duyduğumuz kaygıları bir nebze olsun yeşillendirip güven verir.

Ne dersiniz?

X