"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Her bölümü daha iyi

D<B>esperate Housewives</B> salı akşamları CNBC-e’de ekranlarımıza gelmeye devam ediyor.

Birbirleri ile dost, aynı mahallede yaşayan, dört ev kadınının yaşamlarını konu alan dizi, ev kadınlarının hayatlarının aslında hiç de dışarıdan gözüktüğü gibi olmadığı fikrinden yola çıkıyor.

Susan Mayer, Lynette Scavo, Bree Van De Kamp ve Gabrielle Solis’in yaşamlarını, düşüncelerini, karşılaştıkları güçlüklerle nasıl mücadele ettiklerini samimi bir dille ve çok başarılı toplumsal gözlemlerle anlatan dizinin aynı zamanda gizemli bir havası da var.

Şöyle ki, dizide yaşananlar, bu dört ev kadınının beklenmedik bir anda intihar eden arkadaşları Mary Alice Young’ın ağzından yani ‘Öbür dünyadan’ anlatılıyor.

Ve şimdiye kadar yayınlanan bölümlerden anlaşıldığı üzere bu intiharın üzerinde esrarengiz bir sır perdesi var.

Her geçen bölümde, perde yavaş yavaş aralandığı için dizi insanı ekrana daha çok bağlıyor.

Her ne kadar Amerikan yapımı bir dizi olsa da, Desperate Housewives’ın kahramanlarının yaşadıkları, evrensel sorunlar.

Kadınlar arası çekişmeler, yeni boşanmış çocuklu bir anne, sorunlar yaşayan, boşanma arifesinde bir çift ve başarılı iş kariyerini bırakıp çocuk yapmış bir kadın, gelin kaynana çatışmaları, aldatma, hemen her toplumda sıkça görülebilecek genel tablolar.

Desperate Housewives konusuyla, senaryosuyla, oyuncularıyla, çekim kalitesiyle kesinlikle izlemeye değer bir dizi.

Hatta rahatlıkla, bu kış televizyonlarda yayınlanan en başarılı yabancı dizi diyebiliriz.

Ancak şu gerçeği de atlamayalım, Desperate Housewives’ın yapımcıları New York’lu dört işkadını Carrie, Samantha, Charlotte ve Miranda’nın hayatlarından kesitler sunan efsane dizi Sex and the City’den ciddi şekilde esinlenmiş.

Kasetler kaybolunca

Yıllardır basketbolun gelişmesi ve sevilmesi için yaptığı çalışmaları hayranlıkla izlediğim İsmet Badem, bir süredir Fenerbahçe TV’ye program hazırlıyor.

Son programında ilginç bir açıklaması oldu.

İzmir ve Aydın’da iki okula konuşmacı olarak gitmiş İsmet Badem. Görüntüleri de programında yayınlayacağını söylemiş.

Ama kasetler ortada yok, İsmet Badem kaybetmiş. Bunu da çıktı canlı yayında tüm samimiyetiyle söyledi.

Önümüzdeki haftaya kadar mutlaka bulup yayınlayacağına dair de söz verdi.

Tam İsmet Badem’lik bir hikáye!..

Gülben Ergen...

Gündüz kuşağındaki sorunları bir türlü halledemeyen atv’de Gülbence de yayından kalktı.

Gülben Ergen’in programında başından beri ters giden işler bir türlü düzeltilemedi.

Ekranda diğer kadın programlarında ne rating aldıysa onun peşine takıldı, kendi çizgisini bir türlü oluşturamadı Gülbence.

Kalkacağı da uzun süredir bekleniyordu zaten.

Geçmiş olsun!..

Turkcell F1’de yok

Turkcell’in son reklam filminde Formula 1’e yakın ilgi göstermesi üzerine, Türkiye Grand Prix’sinde ‘Acaba bir takıma sponsor mu olacaklar?’ diye sormuştum.

Kurumsal İletişim Yöneticisi Zuhal Şeker aradı, ‘Böyle bir niyetimiz yok’ dedi.

Türkiye Grand Prix’sinin daha çok Avrupa’nın ilgisini çekeceğini söyleyen Şeker, bu nedenle Vodafone gibi Avrupa’nın büyük GSM şirketlerinin konuya ilgi gösterdiğini açıkladı.

Turkcell’in yatırımlarının Avrupa’da değil daha çok Ortadoğu ve Türki Cumhuriyetler’de olduğunu söyledi.

Dolayısıyla Turkcell’i Formula 1’de takım sponsoru olarak göremeyeceğiz.

Şeker, sadece pist kenarlarına ve diğer alanlara reklam girebileceklerini belirtti.

RTÜK ve bayrak meselesi

Mersin’deki Nevruz sonrası yaşanan bayrak kriziyle ilgili en doğru yazıyı Fatih Altaylı yazdı;

‘İki velet bayrak yaktı diye ne bu telaş’ dedi Altaylı. Ben de aynı Altaylı gibi ‘İki veledin ülkeyi germeye hakkı olmadığını’ düşünüyorum.

Medya işi köpürtünce olmayacak şeylerle karşılaşıyoruz.

Mesela RTÜK televizyonlara ‘Ekrana bayrak koyun’ diyor. Dün bütün televizyonlarda bayrak vardı.

Ne oldu da bu seferberlik havasına girdik?

RTÜK’ün kanallara ‘bayrak koyun’ deme hakkı ne zamandır var?

828 farklı reklam izledik

Medya Takip Merkezi son araştırmasında Ocak ve Şubat ayında 15 kanalda yayınlanan reklamları takip etti.

Ekranda yılın ilk iki ayında 35 farklı sektörden 828 farklı markanın, toplam 350.330 adet reklamı yayınladı.

Bu rakama advertorial, bant ve kuşak reklamlar da dahil.

Reklamların yayın süresinin toplamı ise 2.466 saat yapıyor.

Araştırmaya göre, reklam verenler geçtiğimiz sene olduğu gibi bu senenin ilk iki ayında da en çok ‘yerli diziler’e reklam verdiler.

İkinci sırada ‘haber’ bültenleri yer alırken, üçüncü sıraya ‘çocuk’ ve dördüncü sıraya ise ‘spor’ programları yerleşti.

İşte yılın ilk iki ayında ekranda en çok reklamını izlediğimiz 10 marka:


Marka Adet Süre (sn)

1- Danone 7.339 266.647

2- Turkcell 9.087 161.719

3- Arçelik 5.001 151.088

4- Dove 4.659 122.365

5- İstikbal 4.100 112.124

6- Kosla 3.662 98.443

7- Coca Cola 3.883 92.978

8- Dardanel 14.128 87.482

9- İş Bankası 7.609 61.783

10- Knorr 3.574 60.664
X