"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Her balkona bir çiçek

Önünde çiçekler bulunan her pencere, her balkon bana o evde neşeli, hayatı seven, cıvıl cıvıl insanların yaşadığı izlenimini verir...

Pencere önündeki bir avuç toprağa saygı gösteren bir insanın, hayatta her şeye karşı saygı ve sevgi göstereceğine inanırım...

Balkonuna, penceresinin önüne özen gösteren insanların hayatlarında her şey özenlidir.

Sanki o evlerden mutluluk taşar sokaklara...

Roma’yı da en çok bu yüzden severim. Çiçekli balkonları, terasları ve pencereleriyle bir botanik bahçesi gibi olduğu için...

Tüm Romalılar sözleşmiş gibi çiçeklerle süslerler evlerini...

Begonyalar, sardunyalar, rengarenk çiçekler sarkar her binadan...

Yaşadıkları şehre böyle sahip çıkarlar, onu güzelleştirmek için ellerinden geleni yaparlar.

Türk insanının ise çiçekle ne yazık ki böyle bir ilişkisi yok.

Pencere önünde çiçek yetiştirmek, akşam serinliğinde balkondaki çiçekleri sulamak gibi işler bize çok uzak.

Bu yüzden bizde şehirlerin bütün pencereleri dımdızlaktır.

Zaten birbirinden çirkin olan binalar, çiçeksiz, renksiz halleriyle yan yana daha da çirkinleşip, içimizi karartan bir hale dönüşürler.

Hürriyet Cumartesi eki 2005 yılında Türkiye’nin en güzel 10 balkonunu seçmişti.

Türkiye’nin her yerinden gelen fotoğraflar tek tek tasnif edilmiş, fotoğrafçı ve sanat tarihçilerinden oluşan büyük jüri ilk 10’u belirlemişti.

Hatırlıyorum, sadece 1,5 metrekarelik bir balkon ilk 10’a girmeyi başarmıştı.

Yani balkonum küçük, pencerem dar gibi bahaneler yalan. Sorun, estetik bakış açısında.

İsteyen 1,5 metrekarelik balkonu bile cennete çevirebiliyor.

O listede Sezen Aksu’nun Beylerbeyi’ndeki yalısının balkonu da vardı. Aksu, fotoğrafları kendi çekip göndermiş ve kimseye söylemeden yarışmaya katılmıştı.

“Çiçekler, balkon, bahçe dünyayla ilişkimde yararlı oluyor. Yaşama sevincimi tazeliyor” diye anlatmıştı çiçeklerini Sezen Aksu...

Yaşama sevincimiz o kadar az ki, kimsenin ne çiçek yetiştirecek hali var ne de çiçek görecek...

Bu yüzden Aydın’dan geçip Söke’ye, Didim’e giden Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, yol boyunca çiçekli tek bir ev olmamasına şaşırıyor.

“Bir tek çiçekli ev görmedim. İnanılmaz bir medeniyetten gelen toplum olmamıza rağmen, son 50 yılda bu topraklarda dünyanın en kötü şehirlerini kurduk.

Bakın etrafınıza bir tane estetik yer var mı?

Bu memleket bu estetik bizim... Her şeyi devletten beklemeyin” dedi Bakan.

Doğru söylüyor, yaşadığımız şehri güzelleştirmek bizim de elimizde.

Bugün pencere önüne, balkona bir-iki çiçek dikmeye ne dersiniz?..

Belki daha sonra yerel yönetimler bu işi kampanyaya bile çevirir, her sene yollara laleler diken Kadir Topbaş “Her balkona bir çiçek” de diker belki...

Sonra Bülent Ortaçgil’in sesi duyulur;

Pencere önü çiçeğine

Ne ansızın yağmur ne gökkuşağı

Ne dipdiri sabah; gözyaşı...

Forma tartışması

Galatasaray’ın mor forması çok tartışıldı, Arjantin’de de forma tartışması var ama biraz farklı. Arjantin şampiyonu Velez, yeni sezon formalarını oyuncularına değil yarı çıplak mankenlere tanıttı.

Mankenler iç çamaşırıyla podyuma çıkınca ‘böyle forma tanıtımı olur mu’ tartışması başladı.

Bizde de zaman zaman futbolcularla birlikte mankenler kullanılıyor forma tanıtımlarında ama ben bu kadarına cesaret edecek bir Türk kulübü tanımıyorum.

Yapan olsa mor formadan daha çok tartışılmaz mı?..

Yaşar Kemal ayıp etmedi mi?

Yaşar Kemal, Zülfü Livaneli’nin konserinde seyirciler tarafından ayakta alkışlandı... Hem Livaneli’ye hem de Yaşar Kemal’a gösterilen bu ilgi sevindirici.

Ancak ben Yaşar Kemal’in Livaneli’ye biraz ayıp ettiğini düşünüyorum.

Bir defa konsere geç gelmiş. İkincisi Livaneli ara verdiğinde değil, şarkıya devam ederken salona girmiş.

Seyirci Yaşar Kemal’i alkışlamaya başlayınca da Livaneli, saygı gösterisine katılmak için şarkısını kesip Yaşar Kemal’in yerine oturmasını beklemiş.

Livaneli’nin yaptığı büyük jest... Ama aynı özeni sahnede bulunan bir sanatçıya Yaşar Kemal’in de göstermesi gerek miyor muydu?

Geç kalmayarak, en azından şarkı arasında yerine geçerek, konserin akışını bozmayarak...

X