"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Her aydın muhalif biri olmak zorunda değildir

<B>SEVDİĞİM, </B>dostluk kurduğum edebiyatçı <B>Mehmed Uzun </B>ile <B>Serhan Yedig</B>’in yaptığı <B>Sürgünden Dönen Kürt Romancı </B>başlıklı (Hürriyet Pazar, 20 Mart 2005) röportajı okudum.

Uzun’un yanıtlarının çoğunu, edebiyatla, edebiyatçının kimliği ile ilgili saptamalarını onaylıyorum. Muhalefet şerhi düşme hakkımı mahfuz tutarak.

‘Her muhalif iyi edebiyatçı olmaz. Çünkü tuzaklar vardır. Fazla tepkisellik, sınırsız siyasi angajman edebiyatı zedeler’ diyor.

Doğru, bunu başka türlü de söyleyebilirim, iyi bir edebiyatçı olmak için muhalif olmak şart değildir. Ayrıca iyi edebiyatın kuralları arasında da sayılmaz.

Muhalefet kavramı üzerine bir çeşitleme yapmanın zamanı geldi mi?

İyi bir yazar, bir aydın ille de muhalif mi olmalı? Muhalif bir kimliği benimsememiş edebiyatçı/aydın, edebiyatçı, aydın değil midir?

Ben bu kanıda değilim.

Yakın dönem edebiyat tarihimizden örnek verebilirim:

1940 Toplumcu Gerçekçi Kuşağı’na karşılık Toplumcu Gerçekçi Olmayan ya da bazı yazarlarca öyle nitelendirilen yazarların edebiyatçı ve aydın kimlikleri bütün tartışmaların üstündedir. Muhalif kimlikleri ile de anılmadılar.

Başıma çok gelmiştir. Sözgelimi bir Kültür Bakanı iyi desteklenmesi gereken bir iş yapmıştır. Övdüğünüz anda hemen karşı dururlar. Çünkü iktidarda, hükümet kanadında olan bir adama ancak muhalefet edilebilir.

Muhalif olmayan yani muvafık olan da aydın olabilir.

* * *

MEHMED Uzun, belli bir ideolojinin saplantılı savunucusu, sadece etnik bir grubun temsilcisi değil, bana göre. O, edebiyatın militanıdır. Söyledikleri, yazdıkları iyi edebiyat olduğu sürece etkisini göstereceğine inanan, her iyi edebiyatçının kuralını unutmayan, uygulayan bir yazardır.

Muhalefet etmek için muhalefet etmenin gerçek muhalefet olmadığını da bilmek gerekir.

Muhalefet, bir dünya görüşünün eşliğinde yapılıyorsa, saygınlığından söz edilebilir.

Yazarın iki sözünü daha iyice okumalıyız:

‘Yazarlığı günlük siyasetin ötesinde tutarım. Günlük politikayı tebessümle izliyor, her şeyin çabuk değişeceğine inanıyorum.’

Elbette Mehmed Uzun gibi acılar çekmiş, sürgünde yaşamış bir yazarın iç acıları, onulmaz yaraları vardır. Ama bunları iyi romanlarla, kitaplarla bize duyuruyor, iyi bir yazara yakışmayan, edebi olmayan tahriklere yüz vermiyor.

Türkiye, AB için bir uygarlık savaşı veriyor. Muhalif olmakla övünen yazarlarımızın, bu ülkenin yücelmesi için söyleyecekleri hiç mi olumlu bir sözleri yoktur, bence çok vardır.

Bugün Türk aydınlarının, yazarlarının Harp Mecmuası’nı okumalarını salık veririm. Savaş zamanında yazarların, aydınların, zor günlerde nasıl muhalefeti bir yana bıraktıklarını göreceksiniz.

* * *

MUHALEFET bireysel çıkarların tatmin ve kullanma alanı olmadıkça, seyircilerin beklentilerine uygun bir seyirliğe dönüştürülmediği sürece saygınlığından söz edilebilir.
X