"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

Hepsi çakma!

Televizyon yapımlarının oturup listesini çıkarsak herhalde yarısından fazlası “çakma” çıkar. Her gün yeni bir örnekle karşılaşmak artık “sıradan bir televizyon olayı” durumunda.

Mesela Arka Sıradakiler’de bu hafta, CSI dizisindeki Nick Stokes karakterinin bir tabutun içinde nerede olduğunu bilmediği ve kurtarılmaya çalıştığı bölümü aynen izliyoruz.
Bir sinema filmi olan Buried’de de aynı hikaye işlenmişti; üçüncü ve son baskısı da bizim ekranda karşımıza çıkıyor.
Son yıllarda, tutmuş bir yabancı dizinin çakmalarını saysak ve üzerine yazsak bir kitap dolusu malzeme çıkar. Hatta öyle bir noktaya geldik ki, “Ne, neyin çakması” rehberi hazırlamak lazım televizyonlar için. Son olarak Friends dizisi de ekranlara +18 olarak taşındı, herhalde çakması yapılmayan bir popüler yabancı dizi kalmadı.
“Neden özgün iş üretemiyoruz” diye dövünmek beyhude aslında.
“Hazır elimizde dünyada tutmuş, sadece Amerika değil, birçok ülkede iyi iş yapmış bir şey varken, sıfırdan yapmaya ve risk almaya ne gerek var” diye düşünmeyi niye bıraksın ki yapımcı ve senaristler? İşin kolayı varken niçin yokuşa sürsünler?
Her popüler dizinin çakması tutmuyor tabii, onu da hesaba katmak lazım.
Ama yine de çakma iş, her zaman özgün olandan daha “tehlikesiz” görülüyor.
O nedenle bir sonu gelmiyor bu sistemin.
Dünya üzerindeki “popüler tutmuş iş”ler tükenene kadar bizimkilerin bu ısrarı devam edecek şüphesiz.
Aynı kumarı “özgün iş” yaparak da oynayabilirler ama onu üretirken daha çok kafa patlatmak icap ettiğinden “Bari tutulmuş olanı taklit edelim, oradan kazanalım” demekten niçin vazgeçsinler, değil mi ama?
Peki “çakma yapım” izleyenleri aptal yerine koymak değil de nedir?
Memlekette dizisi yapılacak onca konu varken “Orijinali alalım, uyarlayalım, çok aynısı gibi olsun ama bir yandan da olmasın, teliften yırtarız” çok da gerekli midir? Yaratıcılığımıza hiç mi güvenmiyoruz?
Üşenmekten, kolaya kaçmaktan, sırt yaslamaktan, şark kurnazlığı yapmaktan ne zaman vazgeçeceğiz, merak ederim.


Ebeveynle öpüşme sahnesi izlemek...

Hatırlar mısınız, bir zamanlar “az sansür” vardı. Öpüşme, sevişme ya da yakın temas sahneleri hatır hutur kesilmezdi... Anne-baba ile oturur, film izlerken 3 dakikalık öpüşme sahnesi çıkardı mesela önümüze. Utanırdık televizyona bakmaya, ne yapacağımızı şaşırırdık. Herkes manasızca başka bir yöne çevirirdi kafasını.
Bir gün gelecek de bunu “komik bir çocukluk anısı” olarak değerlendirecekmişim meğer, hiç düşünemedim...
Şimdiki çocuklar istediği yayını ailesiyle oturup gönül rahatlığıyla izleyebilir. Olur da, yanlışlıkla bir +18 ya da “uygunsuz içerikli” yayına denk gelirlerse hiçbir şeycik olmaz. Ne öpüşme görürler, ne sevişme sahnesi, çünkü ayıp ve insanı adeta ahlaksızlığa teşvik eden birtakım hareketler itina ile makaslanmıştır.
Biliyorsunuz, bizim kafamız çalışmaz, ahlaksızlık yapmaya çok meyilliyizdir, o yüzden birileri ne yapacağımızı, neyi izleyeceğimizi söylemelidir ki hayatımızı normal ve sağlıklı yaşabilelim. Çok teşekkür ediyorum, bu sisteme ve bu sistemi uygulayanlara.
Siz olmasaydınız kötü yola düşerdik vallaha.


Zehirlenmelere karşı...

Sen bu satırları okurken ben umarım toparlanmış olacağım sevgili tavukzede Habitus okuru. Sevdiğim ve sürekli gittiğim bir restoranda tavuk yedim, çok pis zehirlendim.
Diyorum ki, şimdi mekana telefon açıp “sizin yüzünüzden” desem, olmaz. Birincisi, inanmayabilirler, ikincisi böyle bir konuya takmak ve uğraşmak için kendimi çok yaşlı ve hasta hissediyorum.
Lakin, şöyle bir önerim olacak birtakım girişimcilere...
Hani restoranlarla ilgili yorumların olduğu web siteleri ve foursquare gibi uygulamalar var ya...
Bir site açsak, ne bileyim, buradayedimzehirlendim.com gibi mesela, sonra el birliğiyle zehirlendiğimiz restoranları sıralasak...
Restoran sahiplerini “Şekil-şemal tamam da, insan sağlığı da biraz önemli gibi sanki??” konusunda ikna etmek için yardımcı olacaktır diye düşünüyorum, ne dersiniz?

X