Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hepimizi inciten karar

Tufan TÜRENÇ

Dünyada hiçbir millet, Türk milleti kadar ordusunu sevmez.

Dünyada hiçbir millet, Türk milleti kadar askerinin üzerine titremez.

Dünyada hiçbir millet, savaş sırasında Türk milleti gibi kendi yemeyip askerine yedirme özverisinde bulunmaz.

Dünyada hiçbir millet, çocuklarını Türk milleti gibi askere davul zurna çalarak yollamaz.

Dünyada hiçbir anne baba şehit olan evladının arkasından gözyaşı dökerken ‘‘Vatan için feda olsun’’ demez.

Türk milletinin ordusuna olan düşkünlüğünü anlatabilmek için bu örnekler çoğaltılabilir.

Ama gerek yok.

Bunu erinden en büyük komutanına kadar ordunun bütün mensupları da biliyor, çünkü onların da yürekleri aynı duygularla dolu.

Kurtuluş Savaşı'nı görmüş, o acılı günleri yaşamış olan yaşlı insanlarımız hep ‘‘Ne zaman bir asker görsek burnumuzun direği sızlar’’ derlerdi.

Çocukluğumda otobüs ve tramvayda birçok yaşlı insanın ayağa kalkıp yerini askere vermek istediğine tanık olmuşumdur.

Türk insanı askerini bu kadar çok sever ve ona bu kadar büyük saygı duyar.

* * *

Dünyada hiçbir basın, Türk basını kadar ordusuna sevgi ve saygı duymaz.

Dünyada hiçbir gazeteci, Türk gazetecileri kadar ordusu ve onunla ilgili haberler için titiz ve duyarlı davranmaz.

Bu konuda kalemini sorumluluk içinde kullanmaz.

Dünyanın hiçbir ülkesinde gazeteciler, Türk gazetecileri kadar ordusunun onurunu düşünmez.

Siz hiç perişan halde bir Türk askerinin ve subayının fotoğrafının gazetelerde çıktığını gördünüz mü?

Siz bütün dağınıklığına rağmen bir tek Türk televizyonunda aynı tip görüntülere rastladınız mı?

Siz hiç basın kuruluşlarında ordu mensuplarını rencide edici bir eleştiri okudunuz mu?

Bunun nedeni korku mudur dersiniz?

Kesinlikle değil.

Çünkü bunca badireden geçmiş olan Türk basını hiçbir şeyden korkmadığını defalarca kanıtlamıştır.

Ama yerleşmiş bu ilkenin nedeni, ordusu söz konusu olunca Türk basını için akan suların durmasıdır.

* * *

İşte bu nedenle üç gazeteci arkadaşımıza Genelkurmay Başkanlığı'nın reva gördüğü ceza kabul edilemez.

Türk basınının mensubu bu üç gazeteciye böyle bir davranışın reva görülmesi haksızlıktır.

Bu karar, erinden komutanına kadar bütün askerin üzerine titreyen bir basın için çok incitici olmuştur.

Yalçın Doğan, Mehmet Ali Birand ve Muharrem Sarıkaya başta olmak üzere hiçbirimiz bu kararı içimize sindiremedik.

Genelkurmay Başkanlığı'nın bu yasağı yanlıştır ve en kısa zamanda kaldırılmalıdır.

Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde gazetecilere böyle onur kırıcı bir yasak konamaz.

Eğer bu arkadaşlarımızın haberi ordumuzu rencide etmişse bunun hesabını bağımsız Türk yargısı önünde seve seve verirler.

Ama hepimiz biliyoruz ki bu haberde en ufak bir kasıt yoktur.

Onun için bu karar ağırdır.

Bu karar biz gazetecilerin onurunu kırmıştır.

Komutanların, ordusunu bu kadar seven, sayan basın mensupları için aldıkları bu kararı kaldırmasını istiyoruz.

Bunu milletini ve gazetecileri sevdiğine inandığımız komutanlardan bekliyoruz.













X