Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hepimiz teşhirciyiz

İster kızın, ister “Hayır, ben onlardan değilim” deyin, ister bana e posta atıp, “Kendi cinsini yerin dibine batıran yazar kırması” diye çemkirin, asla fikrimi değiştiremezsiniz...

İyisi mi yazdıklarımı okuduktan sonra bu durumumuzu kabullenin, olsun, bitsin.
Ben kendi adıma bu durumu dün Akmerkez’de yaptığım alışverişten sonra kabullendim. Nasıl mı?
Şöyle...
Eve gelip paketleri açarken aldıklarıma baktım, bakarken de dürüstçe davrandım.
Güya ihtiyaçlarımı almıştım ama hepsinin en alengirlilerini seçmiştim.
Bot ihtiyacımı sıradan rahat bir bot alarak giderecekken 20 pontluk, en seksi botu almışım.
Çorap desen popoyu neredeyse göğüslerime eriştirecek kadar kaldıranından. Sutyen ve külot takımım aman Allah’ım sanki Victoria’s Secret defilesinde salınmak için seçilmiş. Kot üstüne giyerim diye aldığım bluzun arkası transparan, önüne de kıyıp uyduruktan iki düğmecik koymuşlar. Rujum “öp beni yavrum” diyor, yanar döner, yavru ağzı bir şey.
Şimdi gelin bana, “Hadi oradan” deyin.
Hanginiz bir şey giydiğinizde, taktığınızda etraftaki erkeklerin içinin gıcıklanmasını istemezsiniz?
Hanginiz otururken, kalkarken aradan da olsa bacak göstermekten zevk almazsınız?
Neden gömleklerinizin içine dolgunca bir sutyen giyip, en az iki düğmeyi açık bırakıp, açılan üçüncü düğmeyi de “tüh kazara açılmış” ayağına yatırmazsınız?
Zaman zaman bizim de orasını, burasını açan, adamları tahrik olmaya davet eden ünlülerden pek farkımız yok ama avantajımız var. Millet onlarınkileri göre göre artık kanıksayıp bakmaya değer bulmamaya başladı. Hâlbuki biz ünsüzler her daim yeni açan çiçekler gibiyiz, ayrıca ünlü kısmından da daha yaratıcıyız o da kesin.
Ayrıca bizlerin de fanları yok değil yani.
Eski koca, eski flört, hedefteki flört, gençlik aşkı, ilk öpücüğün sahibi, işyerindeki gözde falan filan uzar gider bu liste.
Kabul edin işte hepimiz teşhirciyiz...
Yaşasın ünsüz kadın kuvvetleri, kim tutar bizi, devam iç gıcıklatmaya!
Bizim de bir eğlencemiz olsun, değil mi ama?
Not: Bu arada dikkatinizi çekerim, sahildeki hallerimize girmedim, orada güneş başımıza vuruyor da...

Koca bulma yerleri

Varsa koca arayanınız, hemen koşuyorsunuz ya Migros tarzı yerlere ya DVD ve kitap satan dükkânlara.
Baktınız adam yalnız ve beğendiniz; eh peki başı bağlı mı, değil mi nasıl anlayacaksınız?
1: Elinde liste olmadan sebze, meyve, deterjan alıyorsa.
2: Adetleri abartmıyorsa, örneğin tek balık, yarım kilo kıyma alıyorsa.
3: Donuk gıdalara, pişirmeye hazır olanlara rağbet ediyorsa.
4: Koli ile bira alıyorsa (ki bu pek mühim).
5: Yumuşatıcı seçerken bir eleman çağırıp, “bunların en iyisi hangisi?” diyorsa.
6: Müsli, süt, kuruyemiş alıyorsa.
7: Hafta arası kıyafeti kumaş pantolon-gömlek, hafta sonu eşofman ise bu adam bekârdır, buyurun hanımlar.

Porsche’ye binme

Zamlarımız geldi ya, başbakanımız ne dedi,
“Az içki iç, az sigara iç, Porsche yerine de Fiat’a bin.”
Tamam, az içki, az sigara iç bölümünü anladım ama Porsche bölümünü anlayamadım gitti.
Bu zamlar zaten Fiat’a binenleri etkilemiyor mu?
Porsche’yle gezenin nesine dokunur ki bu zamlar, sadece “Aa yine zam gelmiş” geyiği yapmaktan başka?

X