Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hepimiz Denktaş!

O bizim için yalnızca bir cumhurbaşkanı, eşsiz devlet adamı, büyük politikacı değildi. O bizim için, biz mukavemetçiler için, Türk Mukavemet Teşkilatı’nın (TMT) yiğit ve fedakar önderiydi.. Öyle de kalacak!

“YA esir olacağız, ya var olacağız kardeşlerim!.. Var olmak için inancınız varsa, gelin birleşelim, mukavemet bayrağını yükseltelim.. Anamızı, karımızı, bacımızı, namusumuzu, toprağımızı, vahşi sürüler gibi saldıran vicdansızlara terk etmeyelim.. Eğer var olmak istiyorsanız kardeşlerim, Türk Mukavemet Davası’na sahip çıkın.. Korkmayın.. Yukarda Allah, yerde atalarınızın hatıraları sizden fedakarlık bekliyor.. Var olmak istiyorsanız kardeşlerim, çevremde toplanın, Dr. Fazıl Küçük önderimizdir, bizi yalnız bırakmayın. Var olmak istiyorsanız kardeşlerim, Türk ruhunun ölmediğini dünyaya ispat edin.. Dağ başını duman almış, özgürlüğe yürüyelim arkadaşlar..”
Bu sözler hayatım boyunca kulağımdan hiç çıkmadı.. Beynim bu kayıtları hiç silmedi.. En olumsuz koşullarda, tam 50 yıl boyunca Kıbrıs davasının en kritik dönemeçlerinde bile bu ses kalbimizde yankılanıyordu..
ERENKÖY DİRENİŞİ
Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatı’nın (TMT) önderi, “Toros” kod isimli genç Denktaş, 1964’te Erenköy direnişi öncesinde böyle diyordu, bağırarak, hançeresini yırtarak.. Sesi önce Beşparmak Dağları’nda yankılandı, sonra Akdeniz’in hırçın dalgalarını kucakladı, Anadolu kıyısında Toros Dağları’nın zirvelerine ulaşınca büyük bir hız kazandı, rüzgar oldu, bora oldu, koptu geldi, İstanbul’da bir üniversite öğrenci yurdunun koğuşunda, gece yarısı Kıbrıslı öğrencilerin yüreğinde patladı..
Hepsi birden ayaklandılar, adanın  kıyısındaki küçücük Türk yerleşim birimi Erenköy onbinlerce EOKA’cı haydut tarafından kuşatılmıştı.. Tanklar, toplar çevrelerini sarmıştı.. İstanbul’daki öğrencilerin analarını, kız kardeşlerini vahşet bekliyordu..
Kıbrıslı kardeşlerim, koğuşta bana veda ettiler, sarıldılar boynuma.. “Gidiyoruz adaya, belki dönmeyiz, hakkını helal et” dediler..
Durur muyduk?.. Durabilir miydik?.. “Biz de geliyoruz” dedik. Birlikte koştuk direnişe.. Birlikte koştuk özgürlük savaşına.. “Türk Mukavemet Teşkilatı” ile böyle tanıştık..
Sevgili ve rahmetli dostum Özker Yaşin’in yanardağ gibi vatan şiirleri bize güç veriyordu..
1964 yılı idi..
Kıbrıs kanıyordu..
SEVGİLİ TOROS
Denktaş bizim için cumhurbaşkanı filan değildir.. Öncelikle büyük politikacı, büyük devlet adamı, filan hiç değildir. O bizim için, köşelerindeki sessiz ve kahraman mukavemetçiler için, Türk Mukavemet Teşkilatı’nın fedakar önderidir.
O, yalnızca Toros’tur..
Kahraman Toros.. Fedakar Toros.. Yiğit Toros.. Mütevazı Toros..
En kötü günlerimizde belleğimizi aydınlatan.. Direnişi örgütleyen.. Özgür geleceğimizin şarkılarını söyleyen.. Türk olduğumuzu hatırlatan.. Tüm dünya çizmeleri ile gövdelerimizi çiğnese, yine de Atatürk’ün askerleri olarak vatanı koruyacağımıza bizi inandıran..
1957’de Türk Mukavemet Teşkilatı’nı kuran, 1964’te Erenköy direnişinde başı-
mızda olan, 1974’te Kıbrıs Barış Hareka-tı’nda Mehmetçikleri cephede kucaklayan, Kıbrıs Türk halkını bir devlete (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti) dönüştüren, son nefesine kadar “Önce Vatan” diyen..
Bilge Kağan’ın bir silahşörüdür Toros.. Dede Korkut’un yoldaşıdır.. Aşık Veysel’in sevdalısıdır.. Mevlana’nın can kardeşidir.. Hasan Tahsin’in yanı başındadır.. Ama her şeyden önce Hazreti Muhammed’in imanında, Atatürk’ün hizmetinde, ayyıldızlı bayrağın rüzgarında bir kahramandır.. İlk sözüyle de, ölüm döşeğindeki son sözüyle de bunu ispatlamıştır..
GÜLE GÜLE BABAMIZ
Sevgili Toros, seni zaman zaman çok üzdük, her türlü iftirayı, suçlamayı sana yönelttik.. Ama sonunda haklılığın ortaya çıktı.. Sana en çok saldıranlar bile artık ardından ağıtlar döktürüyorlar.. Sen bizi affettin çoktan.. Haklı çıkmanın zaferiyle Hakk’a kavuştun..
Ama, bize veciz bir şey öğrettin.. Hem Kuzey Kıbrıs’ı, hem de Anadolu’yu, bu yeni yüzyılda her türlü tehlikeye karşı korumak için halkımıza daima güven duyacağız.
Kıbrıs davasının Türk basınında en büyük savunucusu, “Türkiye Türklerindir” yazısı üzerinde “Atatürk ve bayrak arması” olan gazetemin bir yazarı olarak sana söz veriyorum ki, Türk Milleti’nin özgürlük, demokrasi, çağdaşlık, eşitlik özlemi yolunda, “Mukavemet Bayrağı” hiçbir zaman sönmeyecektir.. Daima dalgalanacaktır..
Aziz naaşın, “Türk Mukavemet Teşkilatı Anıtı”nın yanıbaşına gömülürken Kıbrıs semalarında bir gökkuşağı oluştu.. Kıbrıs sana “Güle güle” dedi.. Ölürken bile halkımızı birleştirdin, dirilttin..
Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’e, Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, başta Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere eski ve yeni dört genel başkanı ile CHP’ye, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye, Genel Kurmay Başkanımız Orgeneral Necdet Özel’e, Rahşan Ecevit’e ve KKTC eski Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’a, törene katılarak ulusal birlik tablosu yaratan herkese, her kesime şükran duygularımla teşekkür ediyorum.
Güle güle, Toros.. Güle güle, babamız..
Allah rahmet eylesin..
NOT: Hrant Dink davası, Türk’ün kendi ulusundan bir yurttaşına karşı vicdani, hukuki sorumluluğu ve Türkiye’nin yüksek ulusal çıkarları doğrultusunda sonuçlanmadı. Protesto ediyorum.

Hepimiz Denktaş

Toros daima önderimiz kalacak

Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) Başkanı Rauf Denktaş, yani “Toros”, hayran olduğum bir direnişçi olarak daima yüreğimizde yaşayacaktır. (Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki son buluşma 1999)

Hepimiz Denktaş

Kıbrıs’ın efsanevi önderleri yan yana..

Rauf Denktaş, Dr.Fazıl Küçük ve mücahit komutanı Lefkoşa Bayraktar’ı “Bozkurt” yan yana (1965). Bu resim sadece Yaşar Aksoy Arşivi’ndedir. Bozkurt kod isimli komutan, gerçekte Türkiye Cumhuriyeti Generali Kenan Çoygun Paşa idi. Şimdi üçü de rahmetli oldular. Onlar unutulmayacak..

Hepimiz Denktaş

Av tüfekli ilk mücahitler

Fotoğrafta 1957 yılında Yayla Köyü’nü savunan av tüfekli mücahitleri denetleyen Rauf Denktaş görülmekte. Kıbrıs Türk direnişi filizleniyor.. (Fotoğraflar: Yaşar Aksoy Arşivi)

Hepimiz Denktaş

Barikatlarda kahraman bir halk

Kıbrıslı Türkler uzun yıllar boyunca mahallelerini, köylerini barikatların arkasına mevzilenerek büyük acılar ve yokluklar içinde savundu. İşte katliamdan bağımsız bir devlete ulaşmaya çabalayan Kıbrıslı Türkler.. Analar, çocuklar, dedeler, eli silahlı gençler, orta yaşlılar ve uzayıp giden barikatlar.

TMT YEMİNİ

Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak (ENOSİS) için uğraş veren Rum terör örgütü EOKA’ya karşı özgürlük yolunda çarpışmak için, Rauf Denktaş ve arkadaşları tarafından 1957’de kurulan gizli “Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT)” yemini şöyle idi:

1- Kıbrıs Türkü’nün can ve mal güvenliğini gerektiği anda savaşarak koruyacağım.
2- ENOSİS ve EOKA terörüne karşı cesaretle ve inançla mukavemet edeceğim.
3- Türk cemaatının birliğini ve bütünlüğünü sağlayacağım. Sağcı ve solcu diye ayırmadan her Türk evladını, örgütün “fedaisi” haline getireceğim.
4- Rumlar’a, Yunanistan’a, Ruslar’a ve Amerikalılar’a karşı, Kıbrıs Türkü’nün haklarını kesintisiz biçimde savunacağım.
5- Anavatan Türkiye ile beraberliği hiçbir zaman bozmayacağım.
6- Bu amaçlar doğrultusunda ölmeyi, işkence çekmeyi, intihar etmeyi peşinen kabul ederek, verilen görevi şeref ve namus borcu olarak derhal yerine getireceğim.
7- Her zaman, her yerde, tam gizlilik uygulayacağım.

X