"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Hep beraber...

Krizin iyice sert vurmaya başladığı dönemde; bir kitle üzerine yazılar yazılıp çizilmeye başlandı.

Krizin iyice sert vurmaya başladığı dönemde; artık genel olarak "temiz, dürüst iyi eğitimli" olarak anılmaya başlanan bir kitle üzerine yazılar yazılıp çizilmeye başlandı.

Neydi bu kitleyi, 65 milyon içinde ayrıcalıklı yapan?

Varsayılan bu kitlenin bireyleri, orta sınıf ahlakı ile yetişmiş, iyi okullara gitmiş, kendini iyi yetiştirmiş, hiçbir şekilde suça eğilimli olmamış, vatanını milletini seven, vergisini tıkır tıkır ödeyen, dürüst ve çalışkan insanlardı.

Kiminin kısaca “Beyaz Türkler” dediği bu kitle, krizle birlikte, ilk kez doğada uzun yürüyüşe çıkıp, bu yürüyüşte de vahşi bir ayıyla karşılaşmış gibi oldu.

“Ay, insan hem çalışıp hem de aç kalabiliyormuş” dediler hayatlarında ilk kez.

“Ama şimdi ben artık Maslak’ta sitede oturamam bu durumda” diye tasalandılar.

Lafı uzatmanın manası yok, hayatlarında ilk kez, nüfusun büyük çoğunluğunun ömürleri boyunca, hem de kuşaklardır yaşadığı kasveti ucundan kenarından görmüş oldular.

Oysa onlar “dürüsttü”, “iyi eğitimliydi”, “iyi insanlardı...”

Bugüne kadar hiçbir yanlış hareketleri olmamıştı.

Hep çizginin içinden yürümüşlerdi.

Dedik ya, hiçbir yanlışları olmamıştı hayata, devlete, millete, kasaba, manava, trafik polisine karşı.

Bu kriz olmamalıydı.

Veya olacaksa olmalıydı ama onları vurmamalıydı canım...

Onlar bunu hak etmemişti.

Size bir şey söyleyeyim mi; yıllardır buhran üstüne buhran yaşayan geniş kitleler, yani memurlar, işçiler vesaire, bütün bu konuşulanları bıyık altından filan da değil, katıla katıla gülerek, bir “Acıttı mı cicim?” tavrıyla izliyor.

Sözlerimin yanlış anlaşılmasını istemem. Böyle oturduğu yerden “cak cak” öten, kendine sınıflarüstü bir konum yaratan ukala dümbeleği biri olarak algılanmak hiç işime gelmez.

Ben de, yukarıda bahsedilen sınıfa yakın biriyim.

Fakat “öteki” denilen geniş kitlenin durumunu bu krizle fark etmiş biri değilim, onu söylemek istiyorum.

Son krizle işsiz kalan, ne yapacağını bilemeyen kitle “iyi ve dürüst” insanlardan oluşuyordu da, yıllardır üç kuruş maaşa devlete hizmet eden ve ne fakirliği, sefalet sınırında yaşayan memurlar “iyi ve dürüst” insanlar değil miydi?

İlla yurt dışında eğitim görmüş parlak zekaların, bankacıların, medya çalışanlarının -haydi daha dürüst konuşup “bizim” diyeyim- canımızın da mı yanması gerekiyordu.

Herhalde gerekiyormuş.

Şimdi, bugün, bu karanlık, iç acıtan, insanı her gün bir şahmerdan gibi döven günlerde Türkiye’nin önünde bir şans var.

Artık bu sistemin yanlış olduğunu, sistemin diri memelerinden beslenip gürbüzleşmiş “iyi ve dürüst” bireylerini de kullanıp atabildiğini gördüğümüze göre, ömrü boyunca ezilmişlerle bir kader birliği yapmak gerektiğini anlamış olmalıyız.

Bu Türkiye için bir şans olabilir.

Herkes aynı gemide.

Ve gemi batıyor.

Ya yeni bir gemi bulunacak.

Ya da hep beraber dibe inilecek.

Hep beraber, iyi ve dürüst ve iyi eğitimli bir şekilde.

X