« Hürriyet.com.tr

Henüz gençken egzotik, zor ve enteresan ülkelere gitmeli

Ayşe ve Mike Hillhouse... Biri Türk, biri Kanadalı. İkisi de Üsküdar Amerikan Lisesi’nde çalışıyor. Ayşe Hillhouse Türk Dili ve Edebiyatı dersi veriyor; Mike Hillhouse, fizik öğretmeni, aynı zamanda okul yönetiminde. Üç buçuk senelik evliler. Sömestr tatillerinde dünyayı geziyorlar. Tatilin başlamasından dört saat sonraki uçağa binmeleri, okul başlamadan önceki gece yarılarında geri dönmeleriyle meşhurlar.

Hürriyet Haber
X
Yazları ne yapıyorlar derseniz; Mike’ın ailesinin yaşadığı Kanada’ya, çok sevdikleri ve evlenmeye karar verdikleri Algonquin Park’a veya Mike’ın mesleki eğitimlerinin olduğu Güney Fransa’ya gidiyorlar. Hürriyet Seyahat için Tanzanya’da safariyi ve Zanzibar Adası’nı anlattılar. "Safariye 10 yaşından büyük herkes gitmeli, özellikle de çocuklar. Doğanın düzenini anlamak ve takdir edebilmek için çok önemli olduğunu düşünüyoruz" diyorlar.

Hangi yolu izlediniz giderken?

Mike
: Uçak aktarmalarımız Bahreyn ve Umman (Muskat) üzerindendi. O sayede oraları da görme şansımız oldu.

Ayşe: Körfez ülkeleri sanki Kuzey Amerika’da bir yerdeymişsiniz hissi veriyor bence. Son derece modern ve temiz. İş insanlara gelince birden Araplaşıyor tabii. Ama sokakları temiz, çok medeni ve her türlü imkánın olduğu yerler. Çok yabancı olduğu için standartlarını biraz onlara göre düzenlemişler sanki.

BAHARAT TURU

Tanzanya’da nereden başladınız tura?/images/100/0x0/55eb5cd8f018fbb8f8bc431b

Mike
: Biz baş başa seyahati seviyoruz, paket turlardan hiç hoşlanmıyoruz. O yüzden serbest olacağımız bir seyahat organize ettik. İlk gittiğimiz yer başkent Dar es Salaam’dı.

Ayşe: Ama varır varmaz ne yaptık? Havaalanından hemen bir başka uçağa binip Zanzibar’a gittik. Zanzibar doğal olarak ikiye bölünmüş gibi. Doğu tarafında sahiller, Batı’da şehirler var. Biz Stonetown’da kaldık. Orası taş işçilikleri ve kapılarıyla meşhur. Sokaklarında yürümesi keyifli bir yer ama kendimizi çok da güvenli hissettiğimizi söyleyemeyeceğim. Bazı ülkeler için kendimizle kıyaslayıp, geri kalmış deriz ya, burası gerçekten geri kalmış bir yer.

Mike: Zanzibar çok kültür katmanı olan, zengin bir ada. Bağımsızlığını 50’lerin sonunda kazanmış ama tarihi çok eskiye gidiyor. Ticaret bakımından önemliymiş. Umman Sultanı sarayını Muskat yerine burada kurmuş mesela. Ada doğa bakımından da çok zengin, ciddi bir baharat üretimi var. Dünya karanfilinin yüzde 75’i buradan gidiyormuş. Baharat turu denen bir tur var, yetiştirildiği yerleri, geçtiği işlemleri görüyorsunuz.

Zanzibar’da denize girdiniz değil mi?

Ayşe
: Tabii, dalmaya gittik. Dalış güzel ama dalış okulları çok fazla değil. Biz aslında tersini yapmışız. Önce safari yapıp, sonra burada dinlenmek daha iyi olurmuş. Orada gördüğüm kumsallar gerçekten çok güzeldi. Kum o kadar ince ki, pudra gibi. Bir de burada gelgitler çok ihtişamlı. Su sığ olduğu için yüzlerce metre çekiliyor. Sabah uyandık, deniz yoktu ortalıkta. Dün gece deniz olan yerde sadece yerliler vardı. Yosunları toplayıp satıyorlarmış. Yosun hapları, yosunlu kremler falan ondan yapılıyormuş.

Kalacak yerler nasıl?

Ayşe
: Öyle büyük oteller, resortlar falan yok. Lüks ararsanız hayal kırklığına uğrarsınız.

Başkent nasıldı?

Mike
: Büyük ama çok heyecan verici bir yer değil. O yüzden mümkün olduğunca az vakit geçirdik.

MİNİBÜSTEN HALLİCE UÇAK

Dar es Salaam’dan nereye gittiniz?

Mike
: Aruşa’ya gittik. Orası kuzeyde bir şehir. Safari için buradan hareket ediyorsunuz. Tanzanya’nın ikinci büyük şehri ama yol falan yok.

Nasıl gidiliyor Aruşa’ya?

Ayşe
: Tanzanya’nın en büyük gelir kaynaklarından biri turizm. Her şey yerli ve turist fiyatı olarak ikiye ayrılıyor. Otobüs, uçak fiyatları hepsi farklı. Aruşa’ya nasıl gidelim dediğimizde bir sürü fiyat çıktı karşımıza. Otobüs, uçağın onda biri kadardı, karar vermedik. Sonunda uçakla gidip, otobüsle dönmeye karar verdik. Keşke onun da tersini yapsaymışız. Safaride gerçekten yoruluyor insan.

Mike: Uçakla gittik ama hayatımızda hiç bu kadar tehlikeli bir uçuş yaşamadık bence. "Bu uçak uçabiliyor mu" diye sorduk kendimize.

Ayşe: Ben o uçağa "Uçan minibüs" adını taktım. Minibüsten hallice bir şeydi. Zor oldu ama vardık...

Aruşa’da görecek bir şeyler var mı?

Ayşe
: Hayır, yok. Orası tura çıkmak için iyi bir nokta. Serengeti, Taarangiri ve Ngorongoro Milli Park turlarına buradan çıkıyorsunuz. Buradan ayrıca Kenya’ya geçip Kilimanjaro’ya tırmanılıyor, Masai Mara görülebiliyor. Zaten Serengeti’nin bir kısmı Kenya’da.

Mike: Safariye tek başına çıkmak pek mümkün değil. Cip, rehber, şoför bulmanız lazım ve daha pahalıya geliyor. Biz orada Lonely Planet rehberinin önerdiği bir şirketi seçtik. Zaten bizden başka iki kişi vardı.

İlk safari durağınız neresiydi?

Ayşe
: İlk gittiğimiz yer, en yakındaki Tarangiri Milli Parkı’ydı. Üç dört saatlik bir yolculukla vardık. Oranın filleri ve doğası meşhur. O kadar çok fil ve zebrayla karşılaşıyorsunuz ki, bir süre sonra bakmamaya başlıyorsunuz. Gözümüz aslan, çita aradı orada.

VAHŞİ HAYVANLARLA UYKU

Ngorongoro krater gölünün ihtişamı kenarında durunca anlaşılıyor mu?

Ayşe
: İnanılmaz bir görüntüsü var oranın. Bu zaten içi su dolu olan bir göl değil. Kraterin çukuru var, içinde yer yer sular var sadece. Doğa zengini bir coğrafyadayken, birdenbire 20 kilometre çapında dev bir çukur çıkıyor karşınıza. Hayvanları çok net görüyorsunuz. Çünkü dümdüz bir alanda kümeler halinde duruyorlar.

Safari’de geceleri nerede kaldınız?

Mike
: İlk gece iki park arasında bir kulübede kaldık. Oteldi güya ama bildiğimiz, basit kulübeydi. Onun dışındaki gecelerde milli parkların içindeki kamp alanlarında kaldık. Sabah yanımızdaki aşçıyı kampa bırakıyorduk. Onlar biz gezerken yemekleri yapıyor, çadırı kuruyordu.

Çevrenizde yüzlerce vahşi hayvan varken uyumak korkutucu olmadı mı? Nasıldı gecenin sesi?

- Mike
: Özellikle Ngorongoro’da kraterin içinde kalmamıza rağmen gecelerin ilginç bir şekilde çok sessiz olduğunu söylemek zorundayım. Bağıran hayvanlar falan yoktu. Kamp alanında gece devamlı ateş yanıyor, bir de silahlı bekçiler var. O yüzden korkmadık hiç. Zaten tek çadır siz olmuyorsunuz. Orası tüm şirketler için ayrıldığı bir alan olduğu için 20 çadır falan oluyordu.

- Ayşe: Ama gece tuvalete gitmeniz gerekirse çadırdan çıktıktan sonra yanınıza ışık alın ve gürültü yapın ki, etrafta sırtlan varsa kaçsın dediler. Tabii benim bunu duyduktan sonra çadırdan burnumu bile çıkarmadığımı tahmin ediyorsunuz herhalde değil mi? Akşamları su içmeyi bitirdim direkt.

En sevdikleri 5 yer

á Venedik á Bali á San Gimigliano (İtalya) á Algonquin Park (Kanada)

á Koh Tao Adası (Tayland)

seyahatte ne okuyorlar

Lonely Planet rehberi ve roman.

ne dinliyorlar

Yanlarında müzik taşımıyor, yerel müziklerle ilgileniyorlar.

ne giyiyorlar

Rahat ettikleri kıyafetleri. Sandalet, bol pantolon ve şapka...

ne yiyor, ne içiyorlar

Her şeyi deniyor, lokal pazarlarda ve lokantalarda her şeyi yiyorlar.

neyle seyahat ediyorlar

İkisi de en çok tren yolculuğunu seviyorlar. Bir de kiralık otomobil ve bisikleti.

nerede kalıyorlar

Sakin ve sade, merkezi konumlu otellerden hoşlanıyorlar.



kimle seyahat ediyorlar

Birbirleriyle.



çantalarının olmazsa olmazları

Güneş gözlüğü, ıslak mendil, fotoğraf makinesi, Lonely Planet rehber ve kitap.

Evrim SÜMER

Kaynak:

GezginGezgin
Rusya'da taksiye binerken bilinmesi gerekenler
GezginGezgin
Pablo Escobar’ın memleketinde çılgın bir Türk!
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Dünyanın en zor geçidi: Jianmen
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Sosyal medyada en popüler 7 yurt dışı tatil noktası
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Seyahatte farklı bir trend: Gönüllü Çalışma
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
En çok gidilmek istenen ülke belli oldu!