"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Hemşerilik duygusu mu ayrı bir kimlik mi?

DEMOKRATİK Toplum Partisi (DTP) Eşbaşkanı Ahmet Türk, pazar günü miting için İzmir’deydi.Görüntüleri izlemiş, fotoğrafları görmüşsünüzdür.Türk’ü havalimanından karşılayan yaklaşık 200 araçlık konvoy, kent merkezinde protesto edildi.

Yetkililerle konuştum.
Bazı arabaların camlarından sallanan PKK bayrakları ve Öcalan posterleri vatandaşların tepkisini çekince; bir anda evlere Türk bayrakları asılmış.
Konvoy, merkeze doğru ilerlerken de; kentin belli bölgelerinde toplanan halkla mitinge katılanlar arasında tatsız olaylar yaşanmış.Bu olayları görünce geçen ay İstanbul’da yaptığımız bir sohbet aklıma geldi.
* * *
Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Kültür Çalıştayı öncesinde Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök ile sohbet ediyorduk.
Masada Bölge Yayınları Yönetmeni Nejat Seçen ve Haber Koordinatörü Eyüp Can Sağlık da vardı.
Türkiye’nin gündemi hükümetin yaptığı Kürt açılımına kilitlenmişti, bir de Ermenistan’la normalleşme sürecine...
Her iki konu da çok hassastı. Ve bu kritik sürecin geçebilmesi için büyük bir demokratik olgunluğa ve geniş bir hoşgörüye ihtiyaç vardı. Bir yandan Türkiye - Ermenistan maçını seyrederken; bir yandan da İzmir’den konuştuk.
Elbette İzmirlilerden...
Kentin doğasında bulunan barış ikliminin Türkiye’nin gündemine nasıl yerleşmesi gerektiğinden...
İzmir’in olaylara yaklaşımından, kentteki gelişmelerden...
Sonra konu Aziz Kocaoğlu’nun yaptığı Kültür Çalıştayı’na geldi.
Çalıştaya davet edilenleri, gündemini, yapılmak istenenleri Ertuğrul Özkök’e anlattım. Masada konu bir İzmir’e, bir Türkiye’nin gündemine gitti geldi. Herkesin ortak fikri; Kürt açılımının mutlaka demokratik açılıma dönüşmesi gerektiğiydi. İki gün sonra da Ertuğrul Özkök, kendi köşesinde şu yorumu yaptı:
* * *
“İçişleri Bakanı Beşir Atalay’la yediğimiz yemekte, benim açtığım bir konu vardı. Hassasiyeti nedeniyle, o gün yazmamıştım. Kürt sorunu denince aklımıza sadece Güneydoğu bölgesi geliyor. Bence Kürt sorununun en kolay çözüleceği yer Güneydoğu bölgesi. Asıl zorluk, Türkiye’nin öteki taraflarındaki Kürt sorununun yönetimidir. Özellikle, Ege, Marmara ve Akdeniz’de, yani Kürt nüfusun az olduğu bölgelerde ne olacak? Orada iç içe yaşayan insanların psikolojisinin nasıl yönetileceği şimdiden dikkatle düşünülmeli.
Çünkü sosyolojik olarak şu tahmini yapıyorum. Güneydoğu’da fiilen bir ‘Kürt bölgesi sınırı’ çizilirse, öteki bölgeler de kendi ‘karakter ve kimlik sınırlarını’ çizme psikolojisi hâkim olmaya başlayabilir.
Bu lafın çok riskli olduğunu bilerek yazıyorum. Ama riskli olması, konuşulmaması anlamına gelmez. Tam aksine şimdiden bütün açıklığı ile konuşulmalı.
Şu yazacaklarım, çalıştaydan tamamen bağımsız bir konu.
Son zamanlarda İzmirlilerin kurduğu e-mail zincirlerinde yeni bir psikolojinin izlerini görüyorum. Sanki, İzmirlilik, bugüne kadar bildiğimiz sıradan bir ‘hemşerilik’ duygusu olmaktan çıkıp, ‘ayrı bir kimlik’ haline dönüşüyor. ‘İzmirliyiz, farklıyız’ şeklinde özetlenebilecek olan bu eğilim acaba nereden kaynaklanıyor? Sadece hayat tarzı konusundaki hassasiyetten mi?
Yoksa bunda son zamanlarda ‘Türk’ kelimesi etrafında yoğunlaşan tartışmaya duyulan tepkinin de bir miktar etkisi olmuş olabilir mi?
Yani ‘Kürt’ kelimesi, ‘Kürt kimliği’ haddinden fazla telaffuz edilir, hatta ‘Türk’ kelimesini kullanmak neredeyse ayıp haline getirilirse, sadece İzmir’de değil, Türkiye’nin başka yerlerinde de tepkiler oluşabilir.
O yüzden diyorum ki, ‘Aman Güneydoğu kopmasın’ diye çaba harcarken çok dikkatli olmalı, Ege’nin, Akdeniz’in, fiziken olmasa da manen kopmasına yol açacak aşırılıklardan kaçınılmalı.”
* * *
O gece masada konuşulanların ve benim de tamamen katıldığım bu yorum; DTP’nin İzmir mitingini görünce yeniden hatırladım.
Türkiye kritik bir süreçten geçiyor.
DTP’nin dağdan bir grup teröristin dönüşünde sergilediği abartılı tavır sürecin önünü tıkadı, daha doğrusu kesilmesine neden oldu. Bu tecrübeyi yaşayan DTP’liler İzmir’de de farklı bir tavır sergileyemez miydi?
Elbette bir çift sözüm de; protestoyu abartan gruba...
Eğer bu süreç bir sonuca varacaksa; hiç unutmamak gerekir ki, bunda İzmir’den yükselen hoşgörü ikliminin de önemli bir payı olacak. İzmir, geçmişte olduğu gibi bundan sonra da Türk siyasetinin şekillenmesinde yol gösterici bir aktör olduğunu hatırlamalıdır.
Ve öyle davranmalıdır.

 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI