Hem station hem spor

Eren Güler / hurriyet.com.tr
17 Mayıs 2010 - 00:43Son Güncelleme : 17 Mayıs 2010 - 10:08

Renault Megane Sport Tourer, bildiğimiz Megane serisinin dördüncü üyesi. En büyük farkı ise aracın hem station hem de spor olması. 38 bin 900 liradan başlayan fiyatı ve 100 km'de 4.5 litrelik yakıt tüketimi de dikkat çekici. Araç bir depo ile 1300 km gidebiliyor.

Renault, Megane'ın Sport Tourer modelini Türkiye'ye getirdiğinden bu yana kullanmak istiyordum ama ancak geçtiğimiz hafta fırsat bulabildim.

İşte Renault Megane Sport Tourer ve test fotoğrafları  

Araç benim özellikle merak ettiğim araçlardan bir tanesi. Bunun en önemli sebebi de station karoserin önüne eklenen sport ifadesi. Yani bir araç hem station vagon olacak hem de spor olacak. Peki bu nasıl olacak? Anlatalım...

TASARIMI DİKKAT ÇEKİYOR

Renault Megane Sport Tourer, öncelikle dikkat çekici tasarıma sahip bir araç. Hatları son derece dinamik. Bence aracın sportif çizgileri station özelliğinin biraz daha önüne geçiyor. Mesela arkaya doğru alçalan tavan tam bir spor tasarım. Aynı şekilde tasarımla uyumlu ön farlar ve arka stoplarla ilk bakışta bunun spor bir araç olduğunu zannedebilirsiniz.

Aracın uzunluğu 4.5 metreyi aşıyor. Megane hatcback'e göre 61 cm daha uzun. Fakat burada dikkat çeken en önemli ayrıntı, bu uzunluk diğer bazı station tasarımlarda olduğu gibi araçtan ayrı bir şekilde durmuyor. Hatırlayın, station vagonlar kimi modellerde arka koltuğa eklenmiş gibi durur, tasarımda sıkıntı yaratır, ikilik olur. Önden bakarsınız ayrı, arkadan bakarsınız ayrı durur.

Ancak Renault, Megane Sport Tourer'da station vagonların bu tasarım dezavantajını yok etmiş. Çok kompakt bir tasarıma imza atmışlar.

Hem station hem spor

ÖNCE SPOR SONRA STATİON

'Sence bu araç station mu spor mu?' derseniz ben ilk sırayı spora veririm. Tasarım olarak bende uyandırdığı ilk izlenim bu. Ama iş sadece tasarımda değil. Aracın performansı da iyi.

Bir ara not düşeyim, bu aracı station'dan önce spor olarak algılamak belki de station vagon araçların bizim zihnimizde bıraktığı algı ile ilgili.  Biz station vagon deyince hala arkasına yük doldurulan sonra da dağa bayıra vurulan Renault 12 TS'leri, Kartal'ları, Toros'ları hatırlıyoruz. Bunlarda da performanstan bahsetmenin imkanı yoktu tabi ki. Dolayısıyla bir araç hem çekici tasarıma hem de yüksek performansa sahip olunca akla önce spor olduğu geliyor.

Hem station hem spor

Performans demişken, araç Türkiye'ye bir dizel, iki benzinli motor ile ithal ediliyor. Benim kullandığım 1.5 dcİ dizel motor 105 beygir güç üretiyordu. Aynı motorun 85 beygir gücünde olanı da var.

PERFORMANSI BAŞARILI

105 beygirlik motorun performansı gayet başarılı. Zaten Renault'un 1.5 dcİ motorları kendini ispatladı, diyecek fazla birşey yok. Araç şehir içinde çok atak bir görüntü sergiliyor. 0-100 km hızlanmasını da 11.2 saniyede gerçekleştiriyor. Son hızı ise 190 km.

Aracın düşük hızlardaki etkili performansı yüksek hızlarda biraz düşüyor. Aslında çok da garip değil. Ağırlıklı olarak aile otomobili olarak tasarlanmış bir araçtan her seviyede yüksek performans beklemek fazla lüks olur.

Araçta kullanılan direksiyon bariz bir şekilde yumuşak. Ellerinizi koyduğunuz yerlerdeki hafif çıkıntılar hem tutmayı kolaylaştırıyor hem de spor bir sürüş izlenimi sağlıyor. Vites geçişleri de son derece belirgin. Bu da aracın spor özelliklerini destekleyen bir tercih.  

Neticede Renault Megane Sport Tourer'ın performans ve kullanım olarak klasik bir station vagona göre çok üstün olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Hem station hem spor

 

Şimdi gelelim station özelliklerine. Araçtaki bagaj hacmi 486 litre. Kendi sınıfına göre gayet iyi. Arka koltukları yatırdığınızda ise hacim 1462 litreye kadar yükseliyor. Aracın içinin ferahlığı da iyi. Diz mesafeleri yeterli. Zaten araç 5 yetişkin yolcuyu tüm bagajlarıyla birlikte konforlu bir şekilde taşımak üzere tasarlandığı için bu özellikleri var oluşunun nedeni.

Station vagon araçlarda bagaja erişim yüksekliği de önemli hale geliyor. Bu araçta yerden yükseklik 561 mm. Bu rakam kendi segmentine göre gayet kolay bir yükleme imkanı sağlıyor.

ARKADA TAVAN MESAFESİ DÜŞÜYOR

Ancak burada dışarıdan çok iyi gözüken arkaya doğru eğimli tasarımın bir dezavantajı ortaya çıkıyor. Arka tarafta oturanlar için kafa ile tavan arasındaki mesafe düşük kalabilir. Normalde bu mesafe station vagonlarda daha yüksektir. Ama station'ın yanına sporu da eklediğiniz zaman bazı şeylerden vazgeçmeniz gerekiyor.

Aracın iç tasarımı son derece sade. Diğer Megane'larda kullanılan tasarımın hemen hemen aynısı. Bu tasarımın güzelliği de kötü tarafı da sadeliği. Bence sade iyidir ama başka bir göz de çok basit bulabilir. Diyecek birşey yok. Belki klima kumandasının olduğu bölüm bu kadar ince tutulmak yerine daha büyük olabilirdi. O zaman aracın gövdesi ilk görüşte daha bir göz doldurabilirdi.

Hem station hem spor

Tasarımda aracın sağlı sollu ceplerini ve bunların işlevselliğini beğendim. Araçtan çıkınca bir süre sonra kendini otomatik olarak kilitlemesi ve yan aynaların aynı anda kapanması hoş ayrıntılar.

ELEKTRONİK PARK FRENİ OTOMATİK ÇALIŞIYOR

Navigasyon kumandasının hemen kol dayamanın altında olması enteresan. Güzel görünüyor ama belki navigasyon ekranının olduğu yerde bulunması daha iyi olabilirdi. Çünkü insan her an navigasyon kumandası ile oynamıyor. Dolayısıyla elin hemen altında olması da ne kadar gerekli bilmiyorum.

Arka koltukların önündeki havalandırma kanalları iyi düşünülmüş. Böylece klimayı çok çalıştırdın az çalıştırdın gibi dertler gelmiyor arkadan. Herkes kendine göre sıcaklığı ayarlıyor.

Araçta normal el freni yerine kol dayamanın altında elektronik park freni bulunuyor. Motor durdurulduğunda otomatik olarak kilitleniyor. Araç çalışmaya başlayınca da gaz pedalına basar basmaz kilit açılıyor.

BARDAKLIK NİYE ORADA?
 
Bu arada araçtaki bardak koyma yerini beğenmedim. İki nedeni var.

Birincisi vitesin arkasında, gövdeye yapışık vaziyette. Normal bir insanın oturduğu yerden kolu ile rahatlıkla ulaşıp kumanda edebileceği bir yerde değil. Mutlaka bardağı koymak için bir toparlanmak ve eğilmek gerekiyor. İkincisi de sadece standart bardak boyları için uygun. Mesela 0.5 litrelik bir pet şişe veya mug denen uzun kahve bardakları boyları nedeniyle sığmıyor. O zaman da mecburen yan cebe koymak zorunda kalıyorsunuz.

YAKIT EKONOMİSİ ÇOK İYİ

Megane Sport Tourer'ın bence en önemli özelliklerinden birisi yakıt tasarrufu. Zaten Renault'un tüm modellerine bu konuda haklarını teslim etmek lazım. Özellikle yeni nesil araçlarında hem yakıt tüketimi hem de CO2 salınımları çok düşük. Aynısı bu araçta da geçerli.

Megane Sport Tourer'ın 100 km'deki yakıt tüketimi sadece 4.5 litre. Yani 1 kilometrede ortalama 14.2 kuruş yakıt tüketiyor. Aracın 60 litrelik deposunu doldurduğunuzda 1333 km gidebilirsiniz. Ama bu tabii ki en ideal koşulları sağlayabilmeniz halinde.

FİYAT 40 BİN LİRANIN ALTINDA

Aracın başlangıç fiyatı 38 bin 900 lira. Ancak bu benzinli versiyon. Dizel seçeneklerde ise başlangıç fiyatı 41 bin 650 TL. Fiyat motor seçenekleri ve versiyonlara göre 46 bin 450 TL'ye kadar çıkıyor. 

SON SÖZ

Hem station hem spor

Renault Megane Sport Tourer'ın öne çıkan bazı özellikleri var. Bunlardan en önemlilerinden biri tasarım. Yukarıda da belirtiğim gibi akıcı çizgilerin hakim olduğu son derece dinamik bir tasarımı var ve aracın spor özelliğini ön plana taşıyor. Böylece bu sınıftaki otomobillerde pek rastlanmayan sportif bir görünüm ortaya çıkıyor.

Performans ve yakıt ekonomisi olarak da dikkat çekici. 4.5 metreden uzun ve 1.4 ton ağırlığındaki bir araca göre özellikle düşük hızlardaki atikliği ve çevikliği başarılı. 100 km'de 4.5 litrelik yakıt tüketimi de aracın bonusu. Ben bu ekonomiyi çok önemsiyorum.

Beğenmediğim taraflarına gelince, iç tasarımda bazı ufak dokunuşlar gerekebilir. Özellikle bardak koyma yeri hiç ergonomik değil. CD çalar ve klimanın tasarımı daha iyi olabilirdi. Arkaya doğru eğilen tasarımın arka koltuklarda tavan mesafesini düşürmesi de tasarımın gereği, yapacak birşey yok. Ama Renault bu olası handikapı araçta ön ve arkada iki ayrı açılır tavan kullanarak çözmüş. Arkayı açtığınızda verdiği ferahlık hissi güzel.

Ancak burada aracın sınıfıyla ilgili büyük bir sorunu var. Maalesef Türkiye'de station vagon araçlara fazla ilgi yok. Bunun bir nedeni eskiden kalan algılamalar olabilir. Geçmiş yıllarda station vagon araçlardan konfor beklenmezdi, en önemli özellikleri yük taşımalarıydı. Yeni dönemde tüketici konfor ve station vagon birlikteliğine halen alışamadı. Station vagon araç isteyenler genelde hafif ticarilere yöneliyor. Konfor isteyenler de sedanlara. O nedenle bu segment biraz arada kaldı. Halbuki günümüz station vagon karoserli araçları genelde artık her ikisini de aynı anda sağlayabiliyor. Hatta bazıları bu ikisinin üzerine bir de spor özelliğini koyuyor. Bence büyük aileler, ticaretle uğraşanlar, çok seyahat edenler ve araçta hacim sevenler alternatif olarak station vagon araçları düşünebilir.

 

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı