Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hem sanatı, hem kişiliği büyüktü

DEVLET Sanatçısı Bariton Mete Uğur’u ilk kez bu kadar üzgün gördüm.

"Leyla Abla’ya medyunum. Benim meslek yaşamımda çok önemli bir yeri vardır" dedi.

Sonra Türkiye’nin dünya operasına çıkardığı diva Leyla Gencer’e neden medyun olduğunu anlattı.

Yıl 1960... İstanbul Şehir Operası kuruluyor.

Müdür ve Başrejisör, Türk opera ve balesine büyük emekleri geçen Aydın Gün harıl harıl kadro kurmaya çalışıyor.

Bir gün genç sanatçı Mete Uğur’u görüyor, "Sen benim odama gel" diyor.

Mete Uğur uçarak Aydın Hoca’nın odasına gidiyor.

Aydın Bey çekmecesinden pırıl pırıl bir Puccini’nin Madame Butterfly Operası’nın partisyonunu çıkarıp veriyor.

"Sharpless’i (Amerikan konsolosu-başrol) oynayacaksın. Hızla çalış" diyor.

İlk temsilinde başrol üstlenmek genç bir sanatçı için inanılmaz bir olay.

Aydın Gün dikkatle izlediği bu genç sanatçının Sharpless rolünün altından kalkacağından emin.

Bunun bilincinde olan genç Bariton da deli gibi çalışıp partisyonu yutuyor.

* * *

Bir kaç gün sonra yoğun bir prova süreci başlatıyor Aydın Gün.

Madame Butterfly’ın kusursuz olması için en ufak ayrıntılarla bile sabırla ilgileniyor.

Provalar tamamlanıyor ve gala tarihi belirleniyor.

Aydın Gün aynı rolü üstlenen ve sırayla oynayacak olan 3 bariton arasında en genci olan Mete Uğur’u yine odasına çağırıyor ve şöyle diyor:

"Galada Cio Cio San’ı Leyla Gencer, Sharpless’i de sen oynayacaksın."

Leyla Gencer
adını duyan Mete Uğur’un eli ayağı titriyor.

Leyla Gencer İtalya’da La Scala’da başroller oynayan dünyaca ünlü bir soprano...

Aydın Gün’ün hatırı için galaya konuk sanatçı olarak katılıyor.

Mete Uğur ise 23 yaşında ilk temsilini oynamaya hazırlanan bir yetenek.

Madame Butterfly onun sanat yaşamının kaderini belirleyecek.

"Tanrım" diyor kendi kendine, "Bana yardım et. Leyla Gencer’le oynayacağım. İnanılır gibi değil. Tanrım ne olur beni mahcup etme."

* * *

Opera başlıyor. Mete Uğur Leyla Gencer’in karşısında genç bir sanatçıdan beklenmeyecek kadar mükemmel bir performans sergiliyor.

Leyla Gencer’in ustalığı genç sanatçıyı rahatlatıyor ve onu başarıya götürüyor.

Perde indikten sonra defalarca açılıp kapanıyor ve Tepebaşı Dram Tiyatrosu’nun salonunu dolduran opera severler sanatçıları dakikalarca alkışlıyorlar.

Mete Uğur kuliste olanları şöyle anlatıyor:

"Terimi bile silmeden
Leyla Abla’nın odasına koştum. ’Sizin gibi büyük bir sanatçıyla oynamaktan büyük bir mutluluk duydum’ dedim.

Güldü ve hiç unutmadığım şu iltifatı yaptı:

’Yaşın çok genç. Buna rağmen çok iyi bir performans gösterdin. Geleceğin çok parlak olacak.’

Sonra İtalya’ya döndü. Daha sonra ben İtalya’ya Scala’ya bursla gittim ve iki yıl kaldım. Onunla sık sık görüştük. Onu birçok operanın başrolünde izledim. Büyük gurur duydum. Çok büyük bir sanatçıydı.

Düşünün bu kadar ünlü bir soprano 23 yaşında genç bir sanatçıyla oynamayı kabul etmeyebilirdi. Ama o bunu yapmadı ve benimle oynamayı kabul etti. Bu gerçekten büyük bir onur oldu benim için."

Ben Mete Uğur’u Leyla Gencer’i yitirdiğimiz gün bunları anlatırken ilk kez ağlarken gördüm.
X