"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Hem annem hem babam MİT mensubuydu

DÜN başlayan Ayşenur Arslan röportaj bugün de tam gaz devam ediyor. Ben de meraklı bir tipim ama A.A kadar değil. Hayatımda, sırf merak ettiği için 11 ameliyata giren, sırf merak ettiği için otopsi izleyen bir kadın tanımamıştım. Bu röportaj vesilesiyle tanıdım...

Anneniz babanız ne iş yapıyordu?

Enteresandır bizimkilerin hikayesi... Babam MİT’te çalışıyordu. Aslında annem de MİT’te çalışıyordu! İkisi de MİT mensubu. Gün geldi annemin görev alanını değiştirdiler. Benim hakkımdaki raporları görecek bir yerde çalışmasını istemediler...

Sizin hakkınızda neden rapor tutuluyordu ki?

O sıralar TRT’deyim, "Solcudur, bilmem nedir" diye raporlar gidiyordu MİT’e...

İnsanın hem annesinin hem babasının MİT’te çalışması acayip değil mi?

Çok acayip. Ama öyleydi.

İnsan olayı nasıl algılıyor: "Annemle babam ajan" gibi mi?
/images/100/0x0/55ea1360f018fbb8f869cfba
Öyle olmadıklarını biliyordum. Ama MİT’çi olmaları sinirimi bozuyordu, rahatsız oluyordum. Çünkü ben solcuydum. Babamla da bu konu yüzünden sürekli kavga ediyorduk.

Solculuk babanıza tepkiden de depreşmiş olabilir mi?

Hayır. 68 kuşağıyım ben, o yıllar öyle yıllardı, üniversitedeki bütün yakışıklı gençler ve bütün akıllı kızlar solcuydu. Başka şansın yok, sen de solcu oluyorsun. MİT’tekiler de solculuğa son derece sert tepki veren insanlar. Babam, okuduğum bütün kitapları kaldırır atardı. Fakat ilginçtir babam sonunda sosyal demokrat oldu. Cumhuriyet Gazetesi’ni yırtan babam, gün geldi Uğur Mumcu hayranı oldu. Zaten sonra MİT’le ilişiği kesildi, emekli edildi.

Kaç yıl çalıştı MİT’te?

Çok yıl...

Hadi babayı anladım da, anne ne alaka?

Babam Harp Okulu mezunu yakışıklı bir subay. Aydınlı. Aydın’ın en güzel kızlarından biri olan annemle evleniyor. Fakat sonra kanser oluyor, emekli olmamak için de ordudan istifa ediyor. Askeri kökenli olduğu için "Gel seni MİT’e alalım" diyorlar. MİT’te belli departmanlarda çalışıyor. Türkiye’yi koruyor. Anneme gelince, "Çocuklar büyüdü, ben artık çalışmak istiyorum" diyor, babam da ona MİT’te iş buluyor. Ama sonra babam yönetimle ters düşüyor ve emekli ediliyor.

Dönek MİT’çi oluyor yani!

(Gülüyor) Soner Yalçın, "Babası MİT’te çalışan gazeteci A.A" diye yazdı kitabında, ben de "O, A.A benim!" diye çıktım. Babamın MİT mensubu olmasının benim hayatımdaki karşılığı son derece sevimsizdi, acayip hırpalandım, yaralandım. Bir arkadaşım, üniversitede, bana bir meseleden dolayı kırıldığı için babamın MİT’te çalıştığını yaymıştı. O yıllarda bu, benim de MİT ajanı olduğumu söylemek gibi bir şeydi. Ve ağır bir şeydi. Cüzamlı gibi dolaştım uzun bir süre. O sırada bir flörtüm var müthiş devrimci, bir gün bana dedi ki, "Eğer MİT ajanıysan ve bu nedenle bizim aramızdaysan, neredeysen seni bulur, öldürürüm!" Ben de dedim ki "Bana bak, ben kendimi asla savunmam! Çünkü savunmak, sana kendimi temize çıkarmaya çalışmak gibi olur. Ben ajan filan değilim ama olsam da söyleyecek halim yok. İnanmak ya da inanmamak sana kalmış. Yaşayıp, göreceksin!"

Müjde, Çiğdem ve Neyyire

Medyada en fazla para kazanan kadınlardan biri misiniz?

Haber alanında evet. Entertainment alanında değil tabii. Erkeklerle kıyaslanmaz kazandığımız para. Onlar daha çok para kazanıyor, böyle gelmiş, böyle gidiyor. Yanlış ve saçma. Ama bunu baştan kabul ediyoruz. Basında belli bir yaştan sonra istisnalar hariç kadınların çöpe atıldığı da doğru. Erkeklerden daha fazla çalışmamız gerektiği de. İnşallah bir gün değişebilir. Neyyire Özkan bunun bir örneği, Çiğdem Anad da. Keşke haberde kalsa ve anchorwoman olsaydı Çiğdem Anad. Ona çok yakışacağını düşünüyorum. Ama bulunduğu yerde de çok iyi. Ve tabii Müjde Ar, kadın olmak ve belli bir yaşta kadın olmak konusunda çarpa çarpa dersler veriyor, bayılıyorum.

Din, kadından korkuyor

Bugünün first lady’lerine, kadın vekillerimize, kadınların rol modellerine bakar mısınız? Türbanın yüceltildiği ve inanç özgürlüğü olarak ortaya konulduğu bir dönem yaşıyoruz. Semra Sezer’den sonra Hayrünnisa Gül, rol model olarak karşısına çıkıyor insanların. Bence aradaki fark, kelimelerle ifade edilemeyecek kadar büyük. Nasıl bir okuma özgürlüğüdür ki, önde gelen bütün zevatın karıları, kızları üniversite bitirirler ama çalışmazlar. Niye? Kamuda türbanlı çalışamadıkları için mi? Hadi canım. Üniversiteyi bitirirken nişanlanır, bitirdikleri gün de evlenirler. Bütün tek tanrılı dinler, neredeyse kadından korkuyor. Mesele bu. Kadını, eksikli ve hatta özürlü kabul ediyor, öyle bir yere koyuyor. Hayrünnisa Gül, 14 yaşında sözlenmiş? Allahaşkına, bu nasıl bir şey? Bu mudur özgürlük? Örtünmeye de, sözlenmeye de kendi rızasıyla mı karar vermiş gerçekten?

Müthiş kadın Sevgi Soysal

Benim gençlik yıllarındaki rol modellerim öyle kadınlardı ki, bugünün gençliğine bakıp üzülmemek elde değil. Behice Boran mesela, Sevgi Sosyal mesela. Sevgi gibi yaşayan kadın pek az tanıdım. Onun gibi "öleni" ise hiç tanımadım. Kanseri ilerlemişti. Londra’ya gitti, yüzde yüz eminim "dönemeyeceğini" de biliyor. İki minik kızını bırakıp bu dünyadan gidecek. Düşünüyor: "Ne yapmalıyım ki beni hatırlasınlar?" Çözümünü, ağlamadan, hatta tam tersine "Aferin bana" der gibi keyifle anlatmıştı bana: "Çocuklar hayvanat bahçesini çok severler. Belki orada geçirilecek keyifli bir gün, zihinlerinde yer eder ve o fotoğrafta silik bile olsa ben de olurum diye düşündüm. Ve kızları hayvanat bahçesine götürdüm." Sevgi, "ölmeye" böyle gitti. Dimdik. Ben hayata önce annemle, sonra böyle kadınlarla hazırlandım. Bu yüzden, şimdiki rol modeller içimi acıtıyor...
X