Spor Haberleri

« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Helsinki üzerinden Londra’ya koşuyorlar

41 sporcumuzun katıldığı Helsinki’deki Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda, Türkiye Atletizm Federasyonu toplam yedi madalya kazanarak büyük bir başarıya imza attı. Dört altın, iki gümüş, bir bronz madalyayla Türkiye şampiyona tarihinde en başarılı sonucunu elde etti. Bu başarıda pay sahibi kadın atletler yaşadıkları süreci anlattı

Hakan GENCE
SON GÜNCELLEME

Çiğköfte ve çikolata yiyemedim
GAMZE BULUT (20) 1500 METREDE GÜMÜŞ MADALYA


Eskişehirliyim. Bir erkek kardeşim var. Ailemin maddi durumu hep ortalamaydı. Ailede benden başka sporcu yok. Spor hayatım okulda beden eğitimi öğretmenimin yaptığı seçmelerle başladı. Atletizmle 2004’te tanıştım. İl birincilikleri, Türkiye şampiyonaları geldi. 2008’den beri de Fenerbahçe Spor Kulübü sporcusuyum. Atletizm bütün vücudunuzu çalıştırıyor. Avrupa Şampiyonası için dokuz ay çalıştım. Günde üç saat antrenman yapıyordum. Hazırlık süreci zor ve yorucu ama bir o kadar da zevkliydi. Canım çektiği halde çiğköfte ve çikolata yiyemedim. Sporculuk beni güçlü olmaya, adımlarımı daha kararlı atmaya, daha iyi düşünmeye yönlendirdi. Bu sayede kendime güvenim de arttı. Bundan sonraki hedefim olimpiyatlarda final koşmak.

Şampiyonadaki bu başarıyı bekliyordum
GÜLCAN MINGIR (23) 3000 METRE SU ENGELLİDE ALTIN MADALYA

Afyonluyum. İki kardeşiz, orta halli bir ailem var. Ailemde hiç sporcu yok, ben de beden eğitimi öğretmenim sayesinde atletizmle tanıştım. Şimdi Üsküdar Belediyesi Spor Kulübü’ndeyim. Bu Avrupa Şampiyonası’na tam beş yıldır çalışıyorum. Dolayısıyla bu başarıyı da bekliyordum. Hazırlık süreci çok yoğun ve yorucuydu. Günde beş saat antrenman yapıyordum. Bu süreçte çok düzenli beslendim kola, cips ve tatlıları ağzıma bile sürmedim. Şu an âşık olduğum birisi yok. Ama hayatıma girecek kişinin illa sporla ilgilenmesi de şart değil. Günlük yaşamımda da hep spor giyiniyorum, ara sıra makyaj yapıyorum.

Acı çekmekten zevk alıyorum
NEVİN YANIT (26) 100 METRE ENGELLİDE ALTIN MADALYA


Bugünlere çok zor şartlar altında geldim. Atletizme gönül verdiğim ilk günlerde, bu işi bu kadar ciddiye alan bir kadın, insanların alışık olduğu bir şey değildi. Annem ve antrenörümden başka hiç desteğim yoktu. Ama yapı olarak çok hırslı biriyim. Antrenman yapmayı da seviyorum. Adeta acı çekmekten zevk alıyorum. Zaten sporda ne kadar acı çekerseniz başarı o kadar çabuk geliyor. Kışın haftada altı gün, günde altı saat antrenman yapıyordum. 2004 Atina Olimpiyatları’nı seyrederken kendimi madalya kürsüsünde hayal etmiştim. “Bir gün mutlaka boynuma o altın madalyayı takacağım ve Türk bayrağını dalgalandıracağım, ailemi de gururlandıracağım” demiştim. Şimdi bütün bunlar gerçek oldu ama henüz işim bitmedi. Sırada Londra Olimpiyatları var ve şimdi her zamankinden daha hırslıyım. Zaten en iyisini yaparsam, oradan eli boş dönmem. Sporcuyum ama kadın gibi kadın olmaktan da hoşnutum. Vücudum kaslı ama bu bir sporcu için normal bir şey. Hiç erkeksi bir yanım yok. Her kadın gibi takı takar ve topuklu ayakkabı giyerim. Bazen oje sürüp saçlarımı yaptırıp dışarıya çıktığımda insanlar beni tanıyamıyor. Sporculuk ikili ilişkilerimde sorun yaratmıyor. Ama hedeflerim için her fedakârlığı yaparım. Bunun için gerekirse hayatıma kimseyi sokmam. Evlilik ancak kariyer hedeflerime ulaştıktan sonra mümkün. Zaten enerjimi düşürenleri hayatımdan çıkarıyorum.

Sosyal hayatım yok
ASLI ÇAKIR ALPTEKİN (27) 1500 METREDE ALTIN MADALYA


Antalyalıyım. Beş kardeşiz. Orta halli bir ailede büyüdüm. Beden eğitimi öğretmenimin okul takımı seçmesinden sonra atletizme başladım. Lisede Milli Takım’a girdikten sonra kendimi tamamen spora adadım. Yedi yıldır İstanbul Üsküdar Belediye Spor Kulübü’nde yarışıyorum. Günde yaklaşık beş saat çalışıyordum. Bunun iki saati sabah, üç saati akşam... Sosyal hayatım yok. Haftada iki gün balık, üç gün kırmızı et, iki gün tavuk eti yiyordum. Kola ve abur cubur yiyecekler bana yasak. Eşimin de sporcu olması yaşantımızı kolaylaştırdı çünkü bana anlayış göstermesi daha kolay. Modayı ancak boş zamanlarımda takip edebiliyorum. Helsinki’deki bu başarıyı bekliyordum çünkü bunun için hazırlanmıştık. Bundan sonra hedefim Olimpiyatlar’da en iyi dereceyi elde etmek.

100 BİN LİRA EK PRİM

Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Mehmet Terzi (yanda) atletizmdeki başarının, disiplinli bir sistem, üst düzey bir ekip ve hedefe odaklı çalışmanın eseri olduğunu söylüyor: “Artık amatörlük kalmadı. Türk atletleri yarışlara, Avrupalı atletlerle eşit şartlarda, bilimsel yöntemlerle hazırlanıyor ve en az onlar kadar iyi olduklarını ispatlıyorlar.” Turkcell Kurumsal İletişim ve İlişkilerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Koray Öztürkler de Türk atletizmine 2009’dan beri destek verdiklerini söylüyor: “Bize yaşattıkları bu büyük sevinç vesilesiyle, genel sponsorluk protokolümüzün dışında, Türk Atletizm Federasyonu’na 100 bin lira ek prim verdik.” Federasyon için çalışan Inspı (Red) Marka İtibar Yöneticisi Alp Üstüngör Atletizm Federasyonu’nun futbol dışında hiçbir federasyonun yapmadığını yaparak profesyonel marka yönetimi hizmeti aldığını söylüyor.

 

 

 


Bunları da Beğenebilirsiniz
İlişkili Haberler