Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Helmut Kohl, değişmeyen Almanya'yı hatırlatıyor

Enis BERBEROĞLU

Bonn / Frankfurt

Almanya'nın ‘‘başköy’’ sıfatına layık görülen başkentinin pazar meydanında sonbahar güneşinin keyfi yaşanıyor.

Yakınlardaki üniversiteden gelen öğrenciler, Başbakan Helmut Kohl'ü dinlemekten çok protestoya niyetliler. ‘‘Kohl'ü süpürün’’ pankartlarıyla yürüyüp, kızıl bayrağın altında toplanıyorlar. Almanya'nın, konuştuğu kürsüden bile iri başbakanı, ilk ve son kez öğrencilere sataşıyor, ‘‘O bayraktan bir sizde, bir de Küba'da kaldı’’diyor.

Sosyalist öğrenciler, Yeşiller'le ittifak halinde başbakana düdük çalıyor, ıslıklıyor, yuhalıyor. Ama Kohl'ün tındığı yok.

Aslında işine bile geliyor. Çünkü kızıl bayraklar, uygun adımlar, Alman seçmenini muhalefetten soğutmak için kullandığı temaya çok uyuyor: ‘‘SPD komünistlerle birlik oldu...’’

Başbakanın mitingine bu amatör sabotaj, meydanı dolduran polisleri hiç ama hiç ilgilendirmiyor. Alman polisi başbakanın yaşamını koruyor, politik kariyerini değil. O yüzden ne bayrak iniyor, ne de öğrenci dövülüyor.

Meydan siyaseti tüm rengiyle, ‘‘kurum ve kuruluşlarıyla’’ işliyor.

* * *

Helmut Kohl'e göre meydanlardaki seçim konuşmalarını bugüne kadar 500 bin seçmen dinlemiş. Bonn'daki taş çatlasa 2 bin kişiyi, ‘‘Meydana sığmayan 12 bin Bonn sakini’’ diye anons ettiklerine göre, parti örgütü Kohl'ü biraz işletiyor galiba...Belki de moral aşılamak istiyor.

Çünkü Kohl'ü yanılıp bir kez dinleyenin bir daha dinlemeyeceği kesin. Kohl inanılmaz ölçüde kötü hatip.

İlla kıyaslamak gerekirse Kohl'ün mitinglerinin yanında bizim başbakanın basın toplantıları bile reyting patlaması yapar.

Ama zaten Kohl'ün ağzından bal damlasa da gençlerin karnı tok. Çünkü çoğu Kohl'ün 16 yıllık başbakanlığı sırasında doğup büyümüş...

Dört genel seçim kazanan 68 yaşındaki Kohl'ün neden koltuğuna yapıştığını anlamak Alman kafasını bile biraz zorluyor.

Sosyal demokratların ‘‘Değişim’’ teması o yüzden tutuyor. (Veya en azından seçime kadar öyle sanılıyor.)

Öte yandan Kohl yerinde dururken Almanya'nın müthiş hızla değiştiğini söylemek oldukça zor.

Kohl'ü beklerken Hürriyet Bonn Temsilcisi Ahmet Külahçı ile 11 yıl önce çok kısa bir süre çalıştığımız bu kenti dolaşma fırsatını bulduk.

Bırakın binaları, dükkanları, meydanlardaki seyyar sosis, dondurma tezgâhları bile hep aynı yerde kalmış. Evsiz-barksız keşlerin kadrolu dilenme adresleri değişmemiş...

Galiba Almanlar değişimi hiç sevmiyor. Değişmeyen Almanlar'ı hiç kimse sevmiyor. Almanlar Kohl'e zorunlu değişimi hatırlattığı için kızıyor.

* * *

Almanlar'ın köylü namus anlayışı çifte standardı örtemiyor. Clinton skandalının TV ve İnternet zemininde en ince ayrıntılarıyla tartışılması, görünürde kutsal Alman ailesinin ahlakını bozuyor. Kohl bu yayınlar için, ‘‘Kusacağım geldi’’ diyor ve SPD, Yeşiller, liberaller hak veriyor.

Oysa daha aynı gece (pazar) pek de geç olmayan bir saatte (saat 22.00) RTL kanalında ‘‘Peep Show’’ programı yayına giriyor. Amerikan özentisi isminden de anlaşılacağı üzere bu program röntgencilik zaafını kaşıyor.

Evli veya birlikte yaşayan çiftler orjinal fantazilerini icra ederken videoya çekiliyor. Bu kaset yayınlandıktan sonra stüdyoda taktik ayrıntıları tartışılıyor. Örneğin geçen haftanın en beğeni toplayan programı orta yaşlı bir çiftin, eş değiştirenlerin (swingers) gittiği seks sinemasındaki macerasıydı.

Çifte ahlaki standart doğaldır ki sıradan vatandaşlarla sınırlı kalmıyor. Yakın dostu Bill Clinton'ın özel yaşamına el atıldığı için kusacak hale gelen Kohl, rakibi SPD'li Gerhard Schröder'in üç kez evlenip boşanmasını siyasi koz olarak kullanmaktan vazgeçmiyor. Sokaklarda adım başı rastlanan posterlerde üç kadın yer alıyor. Altında da tek satır: ‘‘Üç kadın da yanılmış olamazlar. Schröder yanlış adamdır...’’

* * *

Almanya artık hayallerine dar gelen, kramplı ruh halinin sorumlusu saydığı sosyal düzende reform istiyor. Özellikle meydanları dolduran gençlerin bu talebi pazar günkü seçime yetişir mi bilinmez. Ama Helmut Kohl fark etmese de ‘‘sevimli-yumuşak-ayıcık-dedecik’’ rolüne ısınıyor.

Konuşurken sürekli şanlı mazisiyle övünüyor, oy istiyor. Medya ile söyleşilerinde oğlu Walter'in Paris'in kurtuluş törenlerine katıldığını anlatıyor. Zımni olarak herkesi kendisi gibi İkinci Dünya Savaşı'nı yaşamış, Paris'ten kovulan asker arkadaşları kadar yaşlı sanıyor. Fransa Cumhurbaşkanı Jaques Chirac'la telefonda sürekli torun muhabbeti yapıyor.

Bu seçimi kimin kazanacağı son ana kadar belli olmayacak ama Kohl'ün sonu kesinlikle yakın. Çok düşük bir ihtimalle başbakanlık koltuğuna otursa bile görev süresini tamamlaması zor.













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI