Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Helal faiz haram faiz

Faiz konusu, ekonomi tartışmalarında birinci sıraya oturmuş bulunuyor. Bu gelişmeyi, ekonomiyi anlamak bakımından son derece faydalı buluyorum.

Çünkü, faizi anlamadan, ekonomiyi anlamak mümkün değildir. Faiz ise, anlaşılması son derece zor bir kavramdır. Faizin biyo-kimyasını tartışırken, beyniniz zonklamaya, gözünüz bulanmaya ve başınız dönmeye başlamamışsa, henüz konuya girmemişsiniz demektir. Daha önce de yazdığım gibi, bütün tanrılı dinlerin ve hatta tanrısız din komünizmin (sosyalizmin) ‘‘faiz’’ konusuna özel önem vermesi ve bir görüşe göre, faizi ‘‘haram/yasak’’ ilan etmesi sebepsiz değildir. Faiz, toplumsal yapının oluşmasındaki en önemli faktördür.

Diğer taraftan ‘‘faiz’’ olmadan da doğal ekonomik sistemin işlemesi mümkün değildir. Ekonominin bir numaralı meselesi, ‘‘kaynak tahsisi’’dir. Kısaca, yatırımların hangi sektörlerde, hangi önceliklerde ve hangi büyüklüklerde yapılacağı ve bunların nasıl finanse edileceği sorununu, faiz olmadan (en yüksek verimi sağlayacak biçimde) çözmek mümkün değildir. Kaldı ki; faizin ekonomideki tek işlevi bu da değildir. Mesela, modern ekonomilerde faiz, ekonomiyi ‘‘hızlandırma veya yavaşlatmaya’’, dolayısıyla enflasyonu kontrol altında tutmaya yarayan bir aygıttır. Ayrıca unutulmasın, paranın faizi olmazsa, evin de kirası olmaz.

* * *

Genel kabul görmüş kusurlu bir tanıma göre, ‘‘faiz, sermayenin (paranın) fiyatı (doğrusu kirası)dır’’. Dolayısıyla serbest pazar sisteminde faiz (fiyatı) da, herhangi bir otorite tarafından belirlenmemeli, piyasada serbestçe teşekkül etmelidir. Yine genel kabul görmüş bir başka eksik önermeye göre, faizleri zorla düşürmeye çalışmak (nedense zorla yükseltmekten pek bahsedilmez) hatadır; sonu hüsran olur. İddia sahiplerine göre, 1993 sonunda Türkiye'de bu denenmiş ve 1994 krizi çıkmıştır. (Bana göre, 94 krizi, esas itibarıyla 93'teki sürdürülemez ‘‘ikiz açık’’tan çıkmıştır. Faiz işi bu olayın garnitürüdür. Neyse, konumuz bu değil.)

* * *

Önce faizle ilgili teknik bir bilgi vereyim, sonra ‘‘faizler düşmezse, programda revizyon kaçınılmaz olur’’ ne demek onu söyleyeyim. ‘‘Faiz’’ denince ‘‘reel faiz’’ anlaşılmalıdır. Görünen (nominal) faizden, faizi getiren anaparanın enflasyon karşısındaki değer kaybı düşülürse, geriye ‘‘gerçek’’ (reel) faiz kalır. Reel faiz de iki şekilde ifade edilir. Birincisi ‘‘cari fiyatlarla’’, ikincisi ‘‘sabit fiyatlarla’’. Çünkü, sadece anapara değil, faizin kendisi de enflasyonla aşınır. Bu düzeltmeleri yapmak için, faiz alınan devre ile enflasyonu ölçülen devrenin aynı olması şarttır. Yani, gelecek faiz, geçmiş enflasyonla düzeltilmez.

Şimdi gelelim bugünün esas sorusuna. ‘‘Eğer, faizlerde gereken düşme elde edilemezse, programda revizyon şart olur’’ demek, öncelikle enflasyon umulandan yüksek olur demektir. Demek ki, ya bugünden faizlerin ‘‘umulan’’ enflasyonla uyumlu bir şekilde düşmesini becereceğiz, ya da bu faizlerin hakkından ‘‘umulmayan’’ bir enflasyon gelecektir. O zaman yürürlükteki program, enflasyonu indirmek için yeniden ele alınacaktır. (Faiz-döviz ilişkisine kasten girmedim. O konuyu cumartesi işleyeceğim.)

SON SÖZ: Enflasyon, olan faizden; faiz de olacak enflasyondan azar.
X