Gündem Haberleri

GÜNDEM

    HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile MHP Milletvekili Koray Aydın'dan Ahmet Hakan'a ziyaret

    Gülseli KENARLI - Cemal KÖYÜK / İSTANBUL DHA
    06 Ekim 2015 - 18:53Son Güncelleme : 06 Ekim 2015 - 18:53

    Evinin önünde saldırıya uğrayan Hürriyet Gazetesi Yazarı Ahmet Hakan'a siyaset, iş, medya ve sanat dünyasından ziyaretçi akını devam ediyor. HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve TBMM Başkanvekili MHP Trabzon Milletvekili Koray Aydın, Hakan'ı evinde ziyaret ederek, geçmiş olsun dileklerini iletti.

    HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, HDP Grup Başkan Vekili Pervin Buldan ve HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan Ahmet Hakan’ı evinde ziyaret etti. Selahattin Demirtaş, evinin önünde saldırıya uğrayan Hürriyet Gazetesi Yazarı ve CNNTÜRK televizyonunda yayınlanan "Tarafsız Bölge" yi hazırlayan Ahmet Hakan’ı ziyaretinin sonrasında açıklamalarda bulundu.

    Demirtaş, "Sevgili Ahmet Hakan maalesef ki bir ciddi saldırıyla karşı karşıya kalmıştır. Parti olarak kendisini ziyaret ettik. Geçmiş olsun dileklerimizi ilettik. Dayanışma duygularımızı ilettik" diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

    "ETKİLİ BİR SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİĞİNE DAİR KAYGILAR OLUŞMASI BİZİ DE DERİNDEN ÜZMÜŞTÜR"

    "Aslında Ahmet Hakan şahsında Türkiye’deki tüm vicdanlı insanlar incinmiştir. Bugün kendisiyle de bunu paylaştım. Türkiye’nin en tanınan gazetecisinin, televizyoncusunun bu şekilde, aleni bir şekilde evinin önünde saldırıya uğraması ve bundan önce hedefe koyulacak şekilde teşhir edilmesi, hedef gösterilmesi ve sonrasında etkili bir soruşturma yürütülmediğine dair kamuoyunda kaygılar oluşması bizi de derinden üzmüştür.

    "DÜŞÜNCESİ NE OLURSA OLSUN, HANGİ YAYIN ORGANI MENSUBU OLURSA OLSUN, HANGİ YAYIN ORGANINDA ÇALIŞIRSA ÇALIŞSIN..."

    Sonuç itibariyle Türkiye’deki bütün gazetecilerin düşüncesi ne olursa olsun, hangi yayın organı mensubu olursa olsun, hangi yayın organında çalışırsa çalışsın hepsine saygı duyulması lazım. Gazeteciler gazeteciliğini yaparken ne devlet korkusuyla, ne kamuoyu baskısıyla, ne yargı, ne idari baskıyla karşılaşmamalılar. Gazete patronlarının, televizyon sahiplerinin baskılarıyla karşılaşmamalılar. Bu hepimiz açısından Türkiye toplumunun demokratik bir yaşamı inşa etmesi açısından çok önemlidir. Sıradan gelebilir. Bir gazeteciye saldırı oldu veya bir gazete binası basıldı. Ne olacak ki gibi, basit bir şeymiş gibi yaklaşmamak lazım. Sonuçta bizler Türkiye’de olup bitenleri sizler aracılığıyla duyuyoruz, öğreniyoruz. Bütün kamuoyu sizler vasıtasıyla bilgileniyor. Doğru bilgilenme ve sonrasında kamuoyunun, halkın kendi kararını verebilmesi açısından gazetecilerin yaptığı iş çok hayati bir iştir. Bu şekilde sayın Ahmet Hakan şahsında medyaya gözdağı verilmesi, gazeteciler üzerinde bir baskı oluşturulması doğru değildir."

    "HİÇBİR GAZETECİ, HİÇBİR MEDYA GRUBU GERİ ADIM ATMAMALIDIR"

    Demirtaş, "Biz kendisini çok kararlı gördük. Sağlık durumu iyi gördük çok şükür. Moralli gördük. Bütün bu saldırılar karşısında kimse geri adım atmamalı. Hiçbir gazeteci, hiçbir medya grubu geri adım atmamalıdır. Herkes gazetecilik yapmalıdır. Biz parti olarak hiç kimseden taraflı, bizimle ilgili taraflı yayın yapmasını beklemedik. Bunu istemedik. Asla bir HDP güzellemesi kimseden beklemedik. Bu yapılmadı da zaten medyada. Herkes işini özgürce yapsın. Eleştirmek isteyen eleştirebilsin, bizim sesimizi duyurmak isteyen de duyurabilsin. Rahat olsun herkes. Maalesef ki ortam öyle değil. Bunu sağlaması gereken hükümettir. Hükümet gücünü, devlet gücünü elinde bulunduranlar ya da yargı gücünü elinde bulunduranlar medya mensuplarına bu özgürlük ortamını sağlamakla mükelleftirler. Şu an sanıyorum ki hiçbir gazeteci kendini güvende hissetmiyor. Hükümete yakın medya organlarında çalışanlar da dahil olmak üzere kimse kendini güvende hissetmiyor. İşten atılma korkusu, patron baskısı, yargı baskısı, mahalle baskısı. Böyle bir baskı ortamında kim düşüncelerini özgürce açıklayabilir ki? Bu düşüncenin sınırlanması, kısıtlanması mevzusu çok ciddidir. Çok önemlidir. Toplum olarak bunun üstesinden gelmemiz lazım. Düşünce açıklamaktan korkmamalıyız. Düşüncenin olmadığı, fikrin olmadığı, fikrin yayılamadığı yerlerde maalesef ki şiddet büyüyor. Şiddet devreye giriyor. Şiddeti biz toplumumuzdan her anlamda bertaraf etmek istiyorsak medya özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü sonuna kadar savunmamız ve korumamız gerekiyor."

    Selahattin Demirtaş, açıklamasını "Bir kez daha sevgili Ahmet Hakan’a yönelik saldırıyı buradan kınadığımızı belirtmek istiyorum. Kendisine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum ailesine. Onun şahsında bütün basın emekçilerine, gazetecilere dayanışma duygularımı bir kez daha ifade etmek istiyorum" şeklinde sonlandırdı.

    "BU TÜR ŞEYLERDE ETKİLİ SORUŞTURMA YÜRÜTÜLÜRSE, DEVLET ZARAR GÖRMEZ"

    Selahattin Demirtaş, bir gazetecinin, "Ahmet Hakan’a saldıran ifadelerinde ’işin içinde polis var, MİT var, Reis var’ ifadesini kullandılar. Kimdir bu reis? sorusuna şöyle yanıt verdi:

    "Bunu araştırması gereken savcıların kendisi tabiki. Bütün bu tür vakalarda geçmişe doğru araştırmanın derinleştirilmesi lazım. Telefonlarının, iletişim bilgilerinin, geçmiş ilişkilerinin çok iyi sorgulanması, araştırılması lazım. Şu ortamda savcıların da ben çok rahat çalışabildiğine inanmıyorum. Yargı üzerinde de bir baskı var. Savcılar, yargıçlar, hakimler, mahkemeler, eminim ki gönül rahatlığıyla bir hukuk adamı olarak, hukuk insanı olarak çalışma konusunda kendilerini özgür hissetmiyorlardır. Çünkü siyaset yargı üzerinde de büyük bir denetim ve baskı oluşturmaya çalışıyor. Fakat buna rağmen bu ülkede binlerce vicdanlı, hukuka bağlı savcının, hakimin olduğunu biz biliyoruz ve onlara güveniyoruz, güvenmek istiyoruz. Lütfen üstüne gitsinler. Siyasetçiler olarak biz bu ülkede hiç kimsenin suç işleme özgürlüğünün olmadığını görmek istiyoruz. Benim hakkımda bugüne kadar 600’den fazla soruşturma açıldı, 600’den fazla soruşturmaya konuşmalarımdan dolayı tabi tutuldum. Cezalandırıldığım yargılamalar oldu. Bize karşı bu kadar cesur davranan savcıların şu vakada en azından cesaretlerini görmek istiyoruz. Kimse, arkasında kim varsa ortaya çıkarsınlar, korkmasınlar, nereye kadar uzanıyorsa uzansın. Ama şu vakada biz adaletin işlediğini, yargı mekanizmasının işlediğini toplum olarak görürsek gerçekten birbirimize olan güvenimiz artar. Yargıya olan güven artar, yargıya olan saygınlık artar. İşte Ahmet Hakan saldırısı bunun tipik bir örneğidir. İnşallah karanlıkta kalmaz. Bugüne kadar çok sayıda gazeteci cinayeti faşli mechul kaldı, soruşturulmadı, etkili soruşturma yürütülmedi. Bu tür şeylerde etkili soruşturma yürütülürse, devlet zarar görmez. Devlet zarar görür kaygısıyla bu tür işlerin üzerine gitmemek yanlıştır. Asıl devlet ve adalet, bu tür olaylar örtülürse zarar görür. Bunun iyi anlaşılmasını diliyorum ve gereğinin yapılmasını bekliyoruz. Biz de siyasetçiler olarak takipçisi olacağız her halde."

    "NE YAPACAĞINI, NE YAPMAYACAĞINI HEP BİRLİKTE GÖRECEĞİZ"

    Demirtaş, bir gazetecinin, Ahmet Hakan’ın bugün attığı tweeti hatırlatması üzerine şunları kaydetti:

    "Kendisi tabiki sağlık durumu düzelir düzelmez eminim ki görevine işine geri dönecektir. Moralli gördüğümüz hususu bununla ilgilidir. Yani bu saldırı kendisine yapıldı diye bir gazeteci olarak bildiğinden, yapmak istediklerinden geri adım atma, vaz geçme, korkma, yılma gibi bir psikoloji görmedik. Bu da bizi sevindirdi çünkü yapılmak istenen zaten bu. Ahmet Hakan şahsında bütün gazeteciler korksun isteniyor, korkutulsun isteniyor. Kendisi bunun farkında olduğu için, ’benim şahsımda korkutulmak istenen herkese, ben de kendi şahsımda bu cesareti vermek istiyorum’ mesajını biz hissettik. Tweet belki bununla ilgilidir. Önümüzdeki günlerde zaten sağlığı düzelirse, en kısa sürede umuyorum sağlığına tümüyle kavuşacak. Ne yapacağını, ne yapmayacağını hep birlikte göreceğiz."

    KORAY AYDIN DA ZİYARET ETTİ

    TBMM Başkanvekili ve MHP Trabzon Milletvekili Koray Aydın ile Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman, saldırıya uğrayan Hürriyet Gazetesi yazarı Ahmet Hakan'ı evinde ziyaret etti.

    Yaklaşık yarım saat süren ziyaretin ardından gazetecilere açıklama yapan Koray Aydın, şunları söyledi:
    “Ahmet Bey'i telefonla arayıp geçmiş olsun demiştim ama, bugün İstanbul'da bulunmamı fırsat bilerek kendisini yakinen görmek istedim. Bu tür saldırıları basite indirerek değerlendirme yanlışlığına kimsenin düşmemesi lazım. Bunu aslında bizim millet varlığımızı, Türkiye'nin mevcut düzenini tehdit eden otoriterleşme eğiliminin geldiği noktanın anlaşılması bakımından ibretlik bir nokta olarak görüyorum. Çünkü ben bu düşünce sistematiğinin Türkiye'yi bir felakete doğru yönelttiğini düşünüyorum. Bunun böyle devam etmemesi lazım. Bu konuda hassasiyeti olanların hem tepki koymak hem de bir kader birliği oluşturarak bu hegamonik yapı oluşumuna imkan ve fırsat vermemesi lazım. O saldırıyı Ahmet Bey'in şahsına yapılmış bir saldırı olarak görmüyoruz. Kendimize yapılmış bir saldırı olarak da değerlendiriyoruz. Türkiye 78 milyonluk büyük bir ülke. Öyle, bir kişinin tek başına hakim olacağı, her istediğini yaptıracağı, karşı çıkanları dövdürüp bir kenara koyduracağı bir ülke değil. Burası öyle bir ülke olarak değerlendirilirse, bunu öyle düşünüp öyle algılayanlar bunun yanlış olduğunu, başları belaya girince hatırlarlar. Bu sözlerimiz de onlara bir uyarı olsun."

    “ADALET YERLERDE SÜRÜNÜYOR"

    Şüphelilerle ilgili mahkemenin verdiği kararı da değerlendiren Koray Aydın, şöyle konuştu:

    “Türkiye Cumhuriyeti güçlü bir devlettir. Arzu ettiği takdirde o ifadeleri veren kişilerle olan diyaloğunu sürdürerek, bunların perde arkalarını da araştırarak, bahse konu kişilerin kim olduğunu çok değil 2 gün içinde bulur, ortaya çıkartır. Bu sürecin işleyişinden anlıyorum ki, bu işi üstlenen hâkim, zaten bunu bir organize suç örgütü yapısından çıkartıp kişiselleştirmesi, bir kişiyi tutuklayıp diğerlerini serbest bırakarak suçun niteliğini küçültülmesinden anlaşılıyor ki, bu işi örtmekle görevlendirilmiş. Yoksa bu kadar organize yapılmış bir işin organize suç örgütü kapsamında değerlendirilmemiş olması, sadece o kararı veren hakim arkadaşı kandırır. Herkes olup bitenin farkında. Artık bu kadar da olmaz. Adalet yerlerde sürünüyor. Kime güvenecek bu insanlar? Herkes kendi hukukunu kurarsa, bu ülkede neler olur? Herkes bir düşünsün. Kafasında bu işlerin nereye varacağını bir tasarlasın. Bu gidişat iyi değil. İnşallah bu işe tevessül edenler bu işin yanlışlığını görür. Onlar da kendilerine çeki düzen verir."
    Uzay KESMEN / İstanbul DHA

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı