Hazine Müsteşarı: Ödemeler dengesinde sıkıntı yok

Ankara
26.03.2005 - 14:39 | Son Güncelleme:

Hazine Müsteşarı İbrahim Çanakcı, ödemeler dengesi finansmanında bir sıkıntı görmediklerini ve sıcak paraya ilişkin herhangi bir endişelerinin olmadığını söyledi.

Hazine Müsteşarı İbrahim H. Çanakcı, Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) üyeleri ile “Makro Ekonomik Gelişmeler ve Borç Yönetimi” konusunda sohbet toplantısı düzenledi.

  

Hazine Müsteşar yardımcıları Burhanettin Aktaş ve Cavit Dağdaş'ın da bulunduğu toplantıda Çanakcı, enflasyon ve ekonomik büyüme açısından Türkiye'nin önemli ilerleme kaydettiğini söyledi.

  

Bankacılık sektöründeki toparlanmaya da dikkat çeken Çanakcı, ”banka içi açık pozisyon şuanda hemen hemen dengeye gelmiştir” şeklinde konuştu.

  

CARİ İŞLEMLER AÇIĞI

  

Cari işlemler açığına iki noktada bakmak gerektiğine dikkat çeken Çanakcı, bunların, açığa neden olan etmenler ile açığın finansman yapısı olduğunu kaydetti.

  

Enerji fiyatlarındaki artış ile önceki yıllarda ertelenen tüketici talebinin 2003 ve 2004'te realize olmasını cari açığı etkileyen etmenler olarak sıralayan Çanakcı, tüketici talebinden oluşan arizi etmenlerin bu yıl ve gelecek yıl sürmeyeceği beklentisinde olduklarını kaydetti.

  

Cari İşlemlerin finansmanında önemli olan sermaye girişlerinin dört kaynağının bulunduğuna dikkat çeken Çanakcı, bunları, “kamu, bankalar, bankacılık dışı özel sektör ve doğrudan yatırımlar” olarak sıraladı.

  

Çanakcı, cari işlemler açığının finansmanında ençok tercih edilen doğrudan yatırımların Türkiye'de artış göstereceğini kaydetti.

  

SERMAYE GİRİŞİ

 

Bankacılık dışı özel sektördeki sermaye girişinin de önemli ölçüde arttığına dikkat çeken Çanakcı, bu kalem içinde 7 milyar dolarlık uzun dönemli ve istikarlı bir sermaye girişinin yaşandığını vurguladı.

  

Çanakcı, doğrudan yabancı sermaye girişlerinin de artacağını 2004 yılındaki sermaye girişi 2.6 milyar dolar iken bu yıl 4.6 milyar dolar, gelecek yıl 4.8 milyar dolar 2007 yılında da 5 milyar dolar doğrudan yabancı sermaye girişi tahmin edildiğini bildirdi.

  

Hazine Müsteşarı, cari açığı azaltmaya yönelik tedbirler ve gelişmeleri, “hurda araç teşviğinin yarıya indirilmesi ve tümüyle kaldırılması, tüketici kredilerindeki Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu kesintisinin artırılması, tüketici kredisi faizlerindeki artış, kamu bankalarınca açılan tüketici kredilerindeki yavaşlama, otomobil üzerindeki ÖTV'nin artırılması, yüksek faiz dışı fazla politikasına devam edilmesi” olarak sıraladı.

 

ENFLASYON BEKLENTİSİNDEKİ DÜŞÜŞ

  

Enflasyonda da önemli inişler yaşandığını vurgulayan Çanakcı, 1993-2002 döneminde, Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) temelinde ortalama enflasyonun yüzde 70.4 olduğunu belirten Çanakcı, enflasyonun istikrarlı bir şekilde düşüş gösterdiğini ifade etti.

  

Enflasyondaki en önemli gelişmenin enflasyon bekleyişinin düşmesi olduğunu belirten Çanakcı, piyasaların, 2003 yılında enflasyonun düşmeye başladığına inandığını, 2004 yılında piyasaların yılsonu enflasyon beklentilerinin, hedeflerin altına gerilediğini, bu yıl da, enflasyondaki piyasa beklentisinin yüzde 8 olan enflasyon hedefinin altında yüzde 7.6'ya gerilediğini kaydetti.

ÖZEL SEKTÖR AĞIRLIKLI BÜYÜME

  

1993-2002 döneminde Türkiye'nin ekonomik büyümesinin gayri safi milli hasıla (GSMH) temelinde ortalama yüzde 2.5 olduğunu hatırlatan Çanakcı, 1998-2002 dönemindeki ortalamanın yüzde 0.2 olduğunu, 2004 yılında, yüzde 8-9 aralığında bir büyüme beklediklerini söyledi.

  

Ekonomik büyümede en önemli gelişmenin, büyümenin 2003 yılından buyana özel sektör ağırlıklı bir büyüme gerçekleşmesi olduğunun altını çizen Çanakcı, özel sektörün makine ve teçhizat yatırımlarının, 2003 ve 2004 yıllarında önemli artış gösterdiğini kaydetti.

 

ULUSLARARASI PİYASALARDA OLUŞAN GÜVEN

  

Çanakcı, ekonomik gelişmeler çerçevesinde, Türkiye'nin kabuk değiştirmeye başladığını belirterek, Türkiye'nin, gelişmekte olan ülkeler sınıfından, “AB'ye yakın ülke” sınıfında değerlendirilmeye başlandığını da vurguladı.

  

İbrahim Çanakcı, uluslararası piyasalarda Türkiye'ye güvenin arttığını belirterek, 2005 yılı tahvil ihraçlarına bakıldığında, dolar bazında en yüksek ihraç tutarının gerçekleştirildiğini, 35'in üzerinde ülkeden, yaklaşık 400 yatırımcıdan 12.7 milyar dolarlık talebin geldiğini, daha önce olmadığı ölçüde geniş bir yatırımcı bazına ulaşıldığını ifade etti.

  

Müsteşar Çanakcı, avro cinsinden ise en uzun vadeli tahvilin gerçekleştirildiğini, 30 ülkeden yaklaşık 300 yatırımcıdan 5.5 milyar avroluk talep geldiğini, AB'nin 17 Aralık kararından sonra yapılan ilk avro tahvili ihracının, daha önceki tahvillere yatırım yapmamış Avrupalı yatırımcıların da yoğun ilgisini çektiğini kaydetti.

  

Çanakcı, Türkiye'nin, diğer gelişmekte olan ülkelere göre 100 baz puan daha düşük risk primi ödediğini bildirdi.

 

BORÇ YÖNETİMİ

    

Çanakcı, borç yönetimi temel hedefleri içinde borç stokunun büyüklüğünün ve yapısının ekonomide bir risk unsuru olmaktan çıkarılması, borç dinamiğinin iyileştirilmesi, borç yükünün düşürülmesi, borç stokunun risklere karşı duyarlılığının azaltılmasının bulunduğunu hatırlattı.  

  

Borçlanma ihtiyacını etkileyen faktörler içinde faiz dışı fazlanın, ençok kontrol edilebilen faktör olduğuna dikkat çeken Çanakcı, borçlanma ihtiyacını etkileyen diğer faktörleri, “borç stokunun büyüklüğü, borçlanma maliyeti, borçlanmanın vadesi ve diğer borçlanma dışı kaynaklardan (özelleştirme, diğer varlık satış gelirleri, temettü gelirleri, ikrazlı ve garantili borç geri dönüşleri)” oluşturduğunu ifade etti.

  

FAİZ DIŞI FAZLI

 

Kamu kesimi faiz dışı fazla hedefinin tutturulmasının önünde herhangi bir sorunun bulunmadığını vurgulayan Müsteşar Çanakcı, 1999-2002 döneminde, kamu kesimi faiz dışı fazlasının, gayri safi milli hasıla'ya (GSMH) oranı yüzde 3.1 iken, 2003 yılında yüzde 6.3, 2004 yılında yüzde 6.9 olarak tahmin edildiğini, bu yıl da yüzde 6.5 programlandığını ifade etti.

  

Borç dinamiğinde olumlu gelişmelerin olduğuna dikkat çeken Çanakcı, nakit iç borçlanmanın kümülatif vadesinin, 2002'de 9 ay, 2003'te 11.5 ay, 2004'te de 14.7 ay olduğunu belirtirken, bu oranın şimdi 25.5'lere çıktığını kaydetti.

  

Çanakcı, borçlanma maliyetlerinin de, 2003-2004 döneminden buyana ortalama 20'şer puanlık düşüşler gösterdiğini vurguladı.

  

BORÇ YÜKÜNDEKİ GELİŞMELER

  

Türkiye'nin borç yükünün hafiflediğini vurgulayan Çanakcı, uluslararası kuruluşlar açısından en önemli borç yükü göstergesinin, toplam kamu net borç stoku olduğunu işaret eden Çanakcı, toplam kamu net borç stokunun, brüt borç stokundan, Merkez Bankası net varlıklarının, işsizlik sigortası fonu net varlıklarının ve kamu mevduatlarının çıkarılmasıyla elde edileceğini bildirdi.

  

Konsolide bütçe brüt borç stokunun, GSMH'ye oranının 2002 yılından itibaren azalmaya başladığını vurgulayan Çanakcı, bu oran 2002 yılında yüzde 100.8 iken geçen yıl yüzde 74.6'ya indiğini kaydetti.

  

Faiz harcamalarının GSMH'ye oranının 2001'de yüzde 23.2 iken geçen yıl yüzde 13.3'e bu yıl da yüzde 11.7'ye gerilemesinin beklendiğini vurgulayan Çanakcı, faiz harcamalarının, vergi gelirlerine oranının da 2001'de yüzde 103.3 iken, bu yıl yüzde 47.5'e gerilemesinin beklendiğini ifade etti.

  

Borç yönetiminde risklere karşı duyarlılığın azaldığına da dikkat çeken Çanakcı, döviz riskinin, faiz riskinin azaltılması, vadenin piyasa koşulları elverdiği ölçüde uzatılması ve yeterli düzeyde rezerv tutularak likidite riskinin azaltılmasını amaçladıklarını bildirdi.

  

TEMEL MAKRO EKONOMİK HEDEFLER

  

Hazine Müsteşarı İbrahim H. Çanakcı, AB'ye katılım öncesi ekonomik program ve yeni stand-by düzenlemesi çerçevesinde, ekonomik programın temel amaçlarının güçlü sahiplenme, AB'ye uyum, makro ekonomik amaçlarının ise sürdürülebilir yüksek büyüme, fiyat istikrarı ve tek haneli enflasyon, borç stokunun azaltılması olduğunu makro ekonomik politikaların da, basiretli maliye politikasının sürdürülmesi, fiyat istikrarına odaklı para politikası ve dalgalı kur rejimi olduğunu vurguladı.

  

Çanakcı, temel makro ekonomik hedefler çerçevesinde bu yıl, gelecek yıl ve 2007 yılında yüzde 5 oranında ekonomik büyümenin hedeflendiğini, bu yıl yüzde 8, gelecek yıl yüzde 5, 2007 yılında da yüzde 4 oranında enflasyonun hedeflendiğini ifade etti.

  

KAMU AÇIĞI

 

İbrahim Çanakcı, toplam kamu açığının gayri safi yurtiçi hasılaya oranının da, bu yıl yüzde 4.4 olarak hedeflendiğini belirterek, gelecek yıl, yüzde 2.1 oranıyla Maastricht kriteri yakalamayı amaçladıklarını belirterek, 2007 yılı hedefinin de yüzde 0.5 olduğunu kaydetti.

  

Yapısal reformları da, yeni ve sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemi, vergi reformu, güçlü finansal sektör ve rekabetçi piyasa ekonomisi olarak sıralayan Çanakcı, sözlerine şöyle devam etti:

  

“Büyüme potansiyeli artarak ekonomi canlanmıştır. Hızlı büyüme ortamında düşük enflasyona ulaşılmıştır, enflasyonist direnç kırılmıştır.

  

Mali disiplin sayesinde kamu açıkları ciddi boyutta azalmıştır.

  

Borçlanmanın vadesi belirgin biçimde artarken, maliyetler önemli ölçüde azılmıştır.

  

Borç sürdürülebilirliği tartışmaları sona ermiş ve borç yükündeki iyileşme devamlılık kazanmıştır.”

 

IMF HEYETİ İLE TEKNİK DEĞERLENDİRME

 

Hazine Müsteşarı İbrahim H. Çanakcı, ”Eğer bir Uluslararası Para Fonu (IMF) heyetinin gelmesi söz konusu olacaksa, bu tamamen teknik rakamların, teknik değerlendirmelerin güncellenmesi amacıyla olacaktır” dedi. Yapısal düzenlemelerle ilgili olarak son dönemde belirgin bir hızlanmanın söz konusu olduğunu anlatan Çanakcı, şunları söyledi:

  

“Yapısal reformların çok kısa bir süre içinde sonuçlanmasını bekliyoruz. Bu çalışmaların önümüzdeki hafta netleşmesiyle beraber, bir IMF heyetinin Türkiye gelmesiyle ilgili konu değerlendirilip netleştirilecektir. Eğer bir IMF heyetinin gelmesi söz konusu olacaksa, bu tamamen teknik rakamların, teknik değerlendirmelerin güncellenmesi amacıyla olacaktır. Gerek süre gerekse kapsam itibariyle teknik bir çalışma için bir misyon (IMF heyeti) gelmesi söz konusu.”

  

Çanakcı, IMF misyonun gelmesinde teşvik yasası tasarısının biraz daha netleşmesinin de önem taşıdığını söyledi.

  

“BDDK'NIN ELİNDE İKİ SEÇENEĞİN BULUNMASI UYGUN”

  

“Bankacılık kanunu tasarısında kurumlar arasında bir gerginliğin söz konusu olup olmadığı” yönündeki soru üzerine Çanakcı, ”Bankacılıkla ilgili kurumlar arasında herhangi bir uyumsuzluk, gerginlik söz konusu değil” dedi.

  

Çanakcı, yapılan değerlendirmeler sonucunda sorunlu bankanın tasfiyesi edilmesi ya da Fon'a devredilmesi gibi iki seçeneğin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) elinde bulunmasının daha uygun ve doğru olacağı sonucuna ulaşıldığını söyledi.

  

BANKALARIN FON'A DEVRİ

 

Hazine Müsteşarı Çanakcı, bir gazetecinin “IMF'nin bu konuda bir müdahalesi oldu mu?” sorusunu şöyle yanıtladı:

  

“IMF'nin konuya dahil olup olmaması biçim açımızdan çok önemli değil. Hazine olarak benim görüşümü soruyorsanız. Ben de bir süre BDDK'da çalıştım. Ben her iki seçeneğin BDDK'nın elinde bulunmasının bankacılık sektörünün sağlıklı, güvenli ve istikrarlı bir biçimde gitmesi için daha uygun olduğunu düşünüyorum. Burada kastedilen bankaların mutlak fona devredilmesi gerektiği değildir. Burada BDDK'nın elinde iki tane imkan vardır. BDDK değerlendirmesini yapacak ya bankanın tasfiye edilmesine, ya da Fon'a devredilmesine karar verebilir.

 

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) aktarıldıktan sonra birden çok seçenek söz konusudur. Yani TMSF bünyesine gelen bir bankayı bilançosuna bakıp, faaliyet iznini kaldırabilir, bankayı satış ve devir işlemine tabi tutabilir. Bir bankanın Fon'a devredilmesi bankanın tüm yükümlülüklerinin fon tarafından üstlenilmesi anlamına gelmiyor. Orada da değişik çözümleme alternatifleri var. Geçmişten farklı olarak, ucu açık bir rehabilitasyon sürecinden bahsedilmiyor. TMSF'ye 9 aylık bir süre veriliyor. Eğer Fon isterse 3 ay daha veriliyor. Ama her halükarda 12 ay içinde bankanın devir, satış birleşme yoluyla çözümü netleşmezse banka tekrar tasfiye sürecine konuluyor.”

      

MEVDUAT GARANTİSİNİN AŞAĞIYA ÇEKİLMESİNE OLUMLU YAKLAŞIYORUZ

  

Çanakcı, bir soru üzerine, bankacılık sisteminde tam garanti diye bir şeyin olmadığını belirterek, “Şu anda 50 milyar liraya kadar bir mevduat garantisi var. Bunun ilerde daha da aşağıya çekilmesi mümkün, buna olumlu yaklaşıyoruz” dedi.

  

Teşvik yasanın mahiyetine ilişkin bir soru üzerine Hazine Müsteşarı Çanakcı, şunları söyledi: ”Tasarı TBMM Plan Bütçe alt komisyondaki haliyle dahi kamu maliyesine çok ciddi bir maliyet getirmiyor. Bir rakam belirtmek doğru değil, mali dengelerimizi çok ciddi ölçüde saptıracak bir boyutta değil. Net maliyet hesabını yasalaştıktan sonra yapmak doğru olur.”

  

“Teşvik yasasında ortaya çıkacak maliyetlerin 2006 yılına sarkması söz konusu mu?” sorusu üzerine Çankacı, “tasarının şu haliyle yasalaşması durumunda tabii ki maliyetinin bir bölümü 2005 yılı içinde çıkacaktır” dedi.

  

“SICAK PARADAN ENDİŞEMİZ YOK”

  

Hazine Müsteşarı, “Sıcak paraya vergi düşünülüyor mu?” sorusu üzerine, “Sıcak paraya ilişkin herhangi bir endişemiz yok. Tam tersine sermaye çıkışları değil sermaye girişlerini gözlemleyeceğiz. Dalgalı kur sistemi bir emniyet sübabı gibi giriş çıkışları dengeliyor. Sıcak paraya vergi getirilmesi gibi bir düşüncemiz yok” diye konuştu.

  

Çanakcı, Arjantin'in borç silmesini hatırlatılarak, “Borcun silinmesi söz konusu olabilir mi?” sorusunu, “Borcun silinmesini hiç bir şekilde düşünmüyoruz. Olumlu bakılacak bir yaklaşım olarak görmüyoruz. Bunun maliyeti çok daha ağır olur” şeklinde yanıtladı.

  

GELİR ORTAKLIĞI VE KİRA SERTİFİKASI SENETLERİ

  

Borçlanmayla ilgili bir soru üzerine Çanakcı, şunları söyledi: ”Gelir ortaklığı senedi, kira sertifikası senedi ve diğer borçlanma enstrümanlarıyla ilgili gerekli altyapımız hazır. Kira sertifikası senediyle ilgili çalışma, Başbakanlığa gönderildi. Bunun yasalaşması durumunda piyasa koşullarının da uygun olması, gerekli talebin de bulunması durumunda bunları her zaman kullanabiliriz.”

  

Çanakcı, bir soru üzerine TMSF'nin, Hazine'ye olan borçların silinmesi yönünde kendilerine yapılmış resmi bir talebinin olmadığını ve şu anda net oluşmuş bir kararın bulunmadığını söyledi. Hazine Müsteşarı Çanakcı, TMSF'nin, Hazine'ye olan borçlarının silinmesinin, TMSF'nin alacaklarından vazgeçeceği anlamına gelmediğini de vurguladı.

  

Çanakcı, TMSF'nin tahsil ettiği kaynakları Hazine'ye aktaracağını bu ve özelleştirmelerden gelecek kaynakların da borçların azaltılmasında kullanılacağını bildirdi.

  

Reel sektörün açık pozisyonuna ilişkin bir soru üzerine Çanakcı, bu konuda Merkez Bankası ve İMKB'nin bünyesinde bazı verilerin bulunduğunu ancak net bir şey söylemek için yeterli veri olmadığını söyledi.

  

ANLAŞMANIN GECİKMESİ TEKNİK NEDENLERDEN

  

“IMF ile yapılacak stand-by'ın gecikmesinde politik bir etki var mı” sorusuna Çanakcı, yapılan yapısal reformların zor ve önemli yasalar olduğu, hazırlanması ve mutabakat sağlanmasının zaman aldığı ve gecikmenin nedeninin teknik açıdan kaynakladığı karşılığını verdi.

  

Bir gazetecinin “sunumunuzda IMF sözcüğü hiç geçmedi. Bunu IMF olmasa da olur anlamında mı değerlendirmek gerekiyor? IMF'e nasıl bakıyorsunuz” sorusuna Çanakcı, katılım öncesi ekonomik programla ilgili çalışmaların kendi çalışmaları olduğunu belirterek, şöyle dedi:

  

“IMF ile yapılacak stand-by düzenlemesi de bunun bir parçası. IMF'e öyle ya da böyle bakmak şeklinde değil. IMF dünyadaki tüm ülkelerle değişik ilişkiler içinde. IMF, ABD ekonomisiyle ilgili değerlendirmeler yapıyor, ABD ekonomisini zaman zaman eleştirebiliyor. Zaman zaman öneriler geliştirebiliyor. IMF'nin bizim çalışmalara da finansal ve teknik anlamda katkı sağlaması gayet doğal. Bizim sunumda bahsedelim etmeyelim şeklinde bir kaygımız endişemiz yok.”

  

BÜYÜMENİN İSTİHDAM YARATMADIĞI ELEŞTİRİLERİ DOĞRU DEĞİL

  

Hazine Müsteşarı İbrahim Çanakcı, büyümenin temel unsurunun özel sektör yatırımları olduğunu belirterek, özel sektörün yatırım talebinin de ithalatı artırdığını söyledi.

  

Büyümenin istihdam yaratmadığı yönündeki eleştirilere katılmadıklarını ifade eden Çanakcı, işsizlik oranını düşürmenin istenilen seviyede olmadığını fakat, 2004 yılında 1 milyon kişiye iş yaratıldığını kaydetti.

  

İbrahim Çanakcı, borç stokuna ilişkin bir soru üzerine de şunları söyledi: ”Borç stokundaki gelişmeleri değerlendirirken temel almamız gereken parametre bir net borç stokuna, iki net borç stokunun milli gelir içindeki gelişimine bakacağız. Borç stokunun mutlak büyümesindeki artışa bakmak bize sağlıklı bir değerlendirme vermez. Borç stokunun mutlak düzeyi artacaktır. Bu ne zaman artmaz, bütçe denk olursa ya da fazla verirse artmaz. Bütçe açıkları devam ettiği sürece borç stokunun azalması mümkün değil. Burada önemli olan nokta borç stokunun ne kadar hızlı arttığıdır. Borç stoku hemen hemen her ülkede artıyor. Bütçe açığı veren her ülkede borç stoku artacaktır.”

  

Çanakcı, Devlet Planlama Teşkilatı'nın proje stokunu 5 binden 3 bine düşürdüğünü, proje tamamlama ortalama yılını da 13 yıldan 7-8 yıla indirdiğini hatırlatarak, Milli Eğitim Bakanlığı'nın bütçede en fazla pay alır konuma geldiğini kaydetti.

  

PİYASALAR TÜRKİYE'Yİ AYRI TARAFA KOYDULAR

  

Uluslararası piyasaların, 2003 ve 2004 yılında gelişen piyasa ekonomilerine yönelik kaynaklar açısından uygun yapıda olduğunu ifade eden Çanakcı, “Ama Türkiye'nin borçlanmadaki başarısı sadece uluslararası ortamın elverişli olmasına bağlı değildir. Türkiye'yi uluslararası yatırımcılar ayırıp bir tarafa koymuşlardır. Bunun nedeni Türkiye ekonomisindeki temel kalıcı iyileşmedir” diye konuştu.

  

Çanakcı, yerli, yabancı yatırımcı ayrımı yapmadıklarını, yapılan düzenleme ile izin müessesinin kalktığını yerine bilgi verme müessesesinin getirildiğini söyledi.

  

“Off-Shore hesapları” ve “Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, BDDK da görev yaptığınız süreye ilişkin yargı yolunu açtı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorularına “Bunlara yazılı cevap vereyim” yanıtını verdi.

 

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı