"Vahap Munyar" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Vahap Munyar" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Vahap Munyar

Hayyam’a İstanbul’u ver, İzmit’i de ister

<B>ÖNCE </B>telefon etti: <B>‘Ben 83 yaşında emekli hakim Kasım Gariboğlu... Sizinle yüzyüze görüşmek istiyorum...’

Kasım Gariboğlu adı hiç de yabancı değil: ‘Siz Sümerbank’ın eski sahibi Hayyam Gariboğlu’nun babası değil misiniz?’

Kasım Gariboğlu
, ‘Evet’ dedi... Belli ki aktarmak istediği birşeyler vardı... Hemen gazeteye davet ettim, kalktı geldi.

Arşivden bir-iki küçük bilgiye ihtiyacı varmış, yardımcı olacağımı söyledim. Sonra sohbete başladık. Kasım Gariboğlu, emekli hakim olmasına rağmen, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’yla (TMSF) anlaşmanın kendilerini kurtaracağını düşünüyor: ‘373.7 milyon dolar borç çıkardılar. Mallarımızı ipotek ettik. Daha ne istiyorlar. İlle de hapse girip yatalım mı?’

Kasım Gariboğlu,
Sümerbank’a el konulmasından sonra 8 gün gözaltında kalmış. Oğulları Hayyam, Nida ve Nizam Gariboğlu ise 18’er ay hapis yatmış.

Nida Gariboğlu o dönemde Almanya’daymış, baba Kasım Gariboğlu çağırmış: ‘Türkiye’de aranıyorsun, hemen gel... Adaletten kaçmak yok...’

Gariboğlu
Ailesi’nin 12 ayrı tesisinde 3 bin kişi çalışıyor. Bunlar arasında maya, tencere, bakır tel, hidrojen peroksit, tekstil gibi değişik sektörlerde üretim yapan tesisler bulunuyor.

TMSF tüm tesisleri ipotek ettikten sonra, çalışıp borçlarını ödesinler diye yönetimi Gariboğlu Ailesi’ne bırakmış. Kasım Gariboğlu, çocukları için Sümerbank davasından yeni bir tutuklama kararı çıkacağından endişe ediyor.

Tedirginliği Yurtbank’ın eski sahibi Ali Balkaner ile Egebank’ın eski sahibi Yahya Murat Demirel’in yeniden hapse girmelerinden kaynaklanıyor:

‘Böyle bir durumda işletmeleri kim yönetir?’

Hapse giren batık banka patronlarının çoğunun mahkemelerde, ‘Nereden girdim bu banka işine’ sözlerini hatırlatıp, soruyorum: ‘Siz hiç Hayyam Bey’e ‘Nereden bankayı başımıza sardın. Bak ne hale geldik’ dediniz mi?’

Kasım Gariboğlu,
oğluyla ilgili ilginç tanımlama yapıyor: ‘Bizim Hayyam çok hırslıdır... İstanbul’u ver, İzmit’i de ister. İzmit’i ver, ‘Bilecik de benim olsun’ der. Hep büyüme isteği vardır. Banka işi de öyle oldu. Bankayı aldık, sektörün büyük bankalarında yıllarca yöneticilik yapmış genel müdürlere teslim ettik. Ne olduysa, onlar yaptı...’

Kasım Gariboğlu
, Sümerbank’ı özelleştirmeden 103 milyon dolara aldıklarını hatırlatıp, kendince bir saptama yapıyor: ‘Bankayı bize parayla verdiler, elimizden bedava aldılar. O parayı borcumuzdan düşmeliler.’

Hem bankayı batır, hem de ‘Ben 103 milyon dolar ödemiştim, onu borcumuzdan düşün’ talebinde bulun. Olacak iş mi?

Kasım Gariboğlu’nun formülü, Toprakbank’ın eski sahibi Halis Toprak’ın bakışını aratmıyor. Halis Toprak da TMSF’nin karşısına ilk gittiğinde, ‘Ben devletten alacaklıyım’ diye tutturdu...

TMSF, 5020 sayılı ‘Batık Bankacılarla Mücadele Yasası’ silahına sarılınca, Halis Toprak da 50 milyon dolardan başlayıp, 453 milyon dolarlık borcu kabullenerek, 12 yıllık anlaşmayı imzaladı.

Toprak örneğini anlattım, Kasım Gariboğlu ısrar etti: ‘Biz bankayı devletten almıştık. Devlet o parayı borcumuzdan düşmeli...’

Elbette ortaya koyduğu tezde anlaşamadık... Gariboğlu, ‘Ateş düştüğü yeri yakar’ diye iç çekip, gazeteden ayrıldı...

Onlar için ‘Ateş düştüğü yeri yakıyor’ olabilir...

46 milyar dolarlık batık banka faturası tüm Türkiye’yi kavuruyor...

Gelin içinizi dökün halk önünde vurmayın

TÜRKİYE
Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) çatısı altındaki odalarda seçim yarışı tüm hızıyla sürüyor...

240 bin üyeli İstanbul Ticaret Odası’nda (İTO) dananın kuyruğu yarınki başkanlık seçimlerinde kopacak. İstanbul Sanayi Odası’nda (İSO) da çarşamba günü seçim maratonu başlayacak... Türkiye’deki tüm odalarda seçimler bittikten sonra sıra TOBB’a gelecek...

Bu süreçte bazı odalarda AKP kadroları etkin rol aldı. AKP, hükümete aşırı ‘diklenen’ başkanların koltuğunu altlarından çekme çabasına girdi.

Bazı odalardaki sandık başlarında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın oda başkanlarına şu telkini konuşuldu: ‘Derdinizi basına kapalı toplantılarda söyleyin, eleştirinizi aktarın. Halkın önünde ulu orta bize vurmayın.’

Erdoğan
’ın bu tavrı, son Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) olayında da yansıdı. TÜSİAD, ‘Kadınları dövenlere sahip çıkacağınıza, siyasi sorumluluk alın, hesap sorun, suçu medyada aramayın’ dedi. Erdoğan hemen ‘Kendi işinize bakın’ diye kestirip attı...

Alkışlayanı ‘sev’, eleştireni ‘döv’... Nerede kaldı demokrasi?..
X