Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Hayvanlar topraktaki elektriği hissediyor

    Kamuran ZEREN / ANKARA
    29 Kasım 2001 - 01:53Son Güncelleme : 29 Kasım 2001 - 01:53

    Hacettepe Üniversitesi Fizik Bölümü Mühendisliği öğretim üyesi Doç. Dr. Ülkü Ulusoy, 17 Ağustos gecesi Türkiye'yi sarsan Marmara depreminin ilk işaretlerinin doğadan geldiğini savunuyor. Marmara depremini önceden bildiren 1026 ‘doğa habercisi’ derleyen Doç. Ulusoy, Kobe ve Marmara depremleri öncesindeki sıradışı olayların örtüştüğünü de ifade ediyor.

    Ancak, sözü edilen işaretlere her zaman rastlanabileceğini belirten Doç. Ulusoy, özellikle, bunları bir bütün olarak değerlendirmek gerektiğinin altını çiziyor.

    Kobe'de olduğu gibi, Marmara depreminin sinyallerinin önceden verildiğini savunan araştırmasıyla tartışma yaratan ve bilim adamlarının eleştiri oklarını üzerine çeken Doç. Dr. Ülkü Ulusoy, Hürriyet'e konuştu. Depremi haber veren 1026 sıradışı olayın ‘‘hurafe’’ olduğu iddialarına yanıt veren Doç. Ulusoy, insanları, ‘‘bu olayları tek tek değerlendirmemeleri’’ konusunda uyardı.

    Doç. Ulusoy, ‘‘depremin gerçeği fiziktir’’ ilkesinden hareket ettiği için için Kuzey Anadolu Fay Hattı her zaman ilgisini çekiyor. Söz konusu fay hattından alınan örneklerle, Kobe depremini karşılaştırmak üzere hazırladığı projeyi yürütmek üzere 1998'de Japonya'ya gidiyor:

    ‘‘Orada, farklı şeyler gördüm. Labaratuvarların içinde akvaryumlar ve her tarafına elektrotlar bağlanmış kedi balıkları vardı. Depremin habercisi olan doğa olaylarını içinde barındıran yüzlerce yıllık bir kültür birikimi. İşte bunlar beni büyüledi. Bizim toplumumuzda, bilimsel ağızdan ifade edilmediği için bunların hiçbirisi yoktu’’

    SONUÇ OLAĞANÜSTÜ ŞAŞIRTICI

    Bu duygular içinde Temmuz 1999'da Türkiye'ye dönen Doç. Ulusoy, anket için çalışmalarını sürdürürken, 17 Ağustos depremi yaşanıyor. Bu durum, bilim kadınının işini daha da kolaylaştırıyor ve deprem bölgesindeki insanlara beş temel soru yöneltiyor: ‘‘Işık gördünüz mü? Hayvanlarda, bitkilerde anormallik var mıydı? Elektronik aletlerde birşey var mıydı? Ses işittiniz mi?’’ Bütün bu sorulara hayli ayrıntılı yanıtlar alan Doç. Ulusoy, elde ettiği verileri Kobe depremi öncesinde yaşanan sıradışı olaylarla karşılaştırıyor ve şaşırtıcı bir benzerlik olduğunu görüyor.

    PANİĞE GEREK YOK

    Depremi haber veren sıradışı olayların, günlük yaşamda her an ve sıkca yaşanabilen olaylar olduğunu kabul eden Doç. Ulusoy, doğabilecek bir panik ortamına karşı şu uyarıyı yapıyor:

    ‘‘Bir tek olaya bakarak depremin geleceğine karar vermek yanlış. Bizim amacımız insanlara ‘şu olaylar olursa deprem geliyor' diye uyarı yapmak değil. Tek tek olaylar haberci değildir. Bunlar bir bütün olarak ele alındığında anlam taşıyor. ’’

    ‘Adapazarı yandı’ diyen kadına kimse inanmadı

    BUZDOLABI SESLİ ÇALIŞIRSA Depremle, buzdolabının sesli çalışması arasında ne ilgi var diyorlar. Oysa var. Buzdolabının, şiddetli elektromanyetik dalga uygulandığında o gürültüyü çıkardığı bilimsel olarak kanıtlanmış. Anketlerde, öylesine güzel tanımlar var ki. Gökyüzünde kızıllaşma oldu diyorlar. Bu kızılışımadır. Adapazarı'nda yandığını söyleyen bir kadına inanan olmadı. Elektromanyetik dalga var ve kesinlikle yakar.

    CANI YANAN HAYVAN ULUYOR İnsan kulağı, 20 ile 20 bin hertz arasındaki frekansı işitebilir. Daha düşükleri, yalınayak dolaşan ya da kulakları sürekli yerde olanlar tarafından algılanabilir. Hayvanlar yere doğrudan basıyorlar. Deprem öncesinde ayaklarını yerden kesme, uluma, sırtüstü yatma gibi hayvan davranışlarının temelinde yatan gerçek, hayvanların yerdeki elektriksel alanı ayak tabanlarından farketmeleri. Siz çarpıldığınız zaman canınız yanmaz mı? Hayvanların da canı yanıyor.

    BİLİM İNSAN İÇİN DEĞİL Mİ

    Burada yanlış yapıyoruz. Bilim adamı ile halk arasında uçurum olmamalı.

    Bilim, insan için yapılıyor. Halk inanıyor da bilim adamı inanmıyor. Bu tabu yıkılmalı. ‘Depremi önceden bilsen ne olacak?' diyen çok sayıda bilim adamı var. Oysa bilmekle bilmemek arasında çok büyük bir fark var. Tek can bile önemli değil mi?


    Temel yanlış, doğadan kopmak

    Doç. Ulusoy, depremi haber veren sıradışı olayların ‘‘hurafe’’ diye adlandırılmasına, ‘‘Kesinlikle çoğunluğu bilimseldir. Geçmişte, ‘bilimsel değil' dediğimiz pek çok şeyin bugün bilimsel olduğu ortada’’ diye karşı çıkıyor:

    ‘‘Bizim temel problemimiz, dört duvarın arasına girmemiz oldu. Doğaya bakmayı unuttuk. Alet-edavatla bir şeyler ortaya koymaya çalışıyoruz. Bilim adamı dışarıya ne kadar ciddi bakabiliyor acaba? Yani vatandaşın deprem öncesinde yaşadıklarını kaç bilim adamı gidip orada yaşamıştır. Uzaktan uzağa halkın dediklerine inanmamak olabilir mi? Onların çoğunluğu doğru şeyleri söylüyor.’’
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı