Hayvanlar şifalı bitkilerle kendilerini tedavi ediyor

Güncelleme Tarihi:

Hayvanlar şifalı bitkilerle kendilerini tedavi ediyor
OluÅŸturulma Tarihi: AÄŸustos 09, 2002 00:00

Zoologlar, hayvanların ÅŸifalı bitkilerden yararlandıklarını keÅŸfetti. Goriller bazı özel bitkileri yaralarının üzerine sürüyor. Uluyan maymunlar diÅŸ çürümesini önlemek için akaju meyvesinin saplarını çiÄŸniyor. Bu tedaviler insanlara da yarar mı?Avcılar, tavÅŸanların mercanköşk, nane ya da papatyaların arasında dolaÅŸtıklarını bilirler. TavÅŸanların bu bitkileri neden tercih ettiklerini de zoologlar anlamaya çalışıyor. Mesela Michael Boppre, söz konusu ÅŸifalı bitkilerin tavÅŸanlarda mide ve bağırsak parazitlerini önlediÄŸi kanısında. Kanıt olarak da Almanya’da yıllardan beri tavÅŸanların yaÅŸam alanlarındaki geliÅŸmeleri izleyen biyologların gözlemlerini gösteriyor. TavÅŸanlar besili ve saÄŸlıklı görünmelerine raÄŸmen sayıları gitgide azalmakta. Bu garip yok oluÅŸun nedeni bugüne deÄŸin, deÄŸiÅŸen iklim koÅŸullarıyla birlikte artan yağışlar ve soÄŸuk havaya baÄŸlanıyordu. Fakat Boppre’nın bu konudaki görüşü farklı: ‘Endüstriyel tarımda kullanılan zehirli maddeler ve gübreler tavÅŸanların beslenme alanlarına dolayısıyla da parazitlerle savaÅŸan doÄŸal koruma mekanizmasına da zarar veriyor. SaÄŸlıklı bitkilerFreiburg Ãœniversitesi Orman Zoolojisi Enstitüsü direktörü Boppre bundan birkaç yıl önce bulduÄŸu ‘Pharmakophagie’ kavramıyla hayvanların doymak için deÄŸil, saÄŸlıklı kalabilmelerine dayanan beslenme alışkanlıklarını vurgulamaya çalışıyor. Son zamanlarda hayvanların saÄŸlıklarıyla ilgilendiklerine deÄŸin bilimsel bulgular çoÄŸalıyor: Goriller bazı özel bitkileri çiÄŸneyerek elde ettikleri bulamacı yaralarının üzerine sürüyorlar. GeniÅŸ burunlu yeni dünya maymunlarından olan uluyan maymunlar ise diÅŸ çürümesini önlemek için akaju meyvesinin saplarını çiÄŸniyorlar.Alaska’daki bozayılar kış uykusuna yatmadan önce tenyalarından saparna bitkisiyle (Smilax) kurtuluyorlar. . Bazı kuÅŸlar ise tüylerine yapışan kene ve bitleri karıncalarla ovarak temizliyorlar. AraÅŸtırmacıların bu tür sonuçlara ulaÅŸmaları aslında rastlantı deÄŸil. Çünkü hayvanların beslenme alışkanlıkları, doÄŸayı yeni ilaç kaynağı olarak keÅŸfeden farmakologlar tarafından da izlenmekte. Ve araÅŸtırmalar yerli kabilelerindeki ‘hekimlerin’ de hayvanların ÅŸifalı bitkilerinden yararlandıklarını gösteriyor. Mesela batı Tanzanya yerlileri kusmakta olan bir Avustralya kirpisinin kök yiyerek iyileÅŸtiÄŸini izleyerek yeni bir bitki keÅŸfetmiÅŸler. ‘Bundan 200 yıl önce buradaki insanlar da saÄŸlıklı bitkiler hakkında daha fazla bilgiye sahiptiler; doÄŸal ilaç trendiyle ÅŸimdi bunlar yeniden hatırlanmaya baÅŸlandı’ diyor Boppre. 40 bin bitki biliniyorÄ°ngiliz bilim kadını Cindy Engel için hayvanların beslenme alışkanlıkları bu yüzden ayrı bir önem taşımakta. Besin listemizdeki birçok bitkiyi yapay tatlarla deÄŸiÅŸtirdiÄŸimizden bitkilerdeki tedavi edici etkinin de kaybolduÄŸuna inanıyor. Kısa süre önce hayvanlar dünyasındaki ÅŸifalı bitkiler üzerine bir kitap yayımladı. Biyologlar özellikle de hayvanların alışılmışın dışında maddelerle mesela dışkılarla beslendiklerinde ya da yaÅŸamlarını tehlikeye atarak acı otlara ulaÅŸmaya çalıştıklarında dikkat kesiliyorlar. Çünkü bu durumlar hayvanların bitkilerdeki ikincil bitki maddelerinden yararlandıklarını gösterir. Bunlar genelde bitkileri düşmanlarından koruyan, kokular üreten ya da hastalıktan koruyan maddeler. Bugüne deÄŸin aralarında kafein ve nikotin gibi maddelerin de bulunduÄŸu toplam 40 000 bitkisel metabolizma maddesinin kimyasal analizi yapılmış. Uygun dozu bilmeyenler için bu maddeler genelde zehirli olabilir. ‘Oysa düşük dozda alındığında tıbbi ilaçlar kadar etkilidir’ diyor Max-Planck Kimyasal Ekoloji Enstitüsü direktörü Jan Baldwin. Hayvanlardan öğrenmeliÖyle görülüyor ki birçok hastalığı iyileÅŸtiren bitki var ve hayvanların birçoÄŸu bunları koklayarak tanıyabiliyorlar; fakat özellikle de insana en yakın canlı türü olarak bilinen maymunlar. ÖrneÄŸin daÄŸ gorili kusmasını önlemek için aÄŸaç kabuÄŸu kemirir. Amerikalı kimyacı bu aÄŸaç kabuÄŸunun salmonella bakterisinin çoÄŸalmasını önlediÄŸini laboratuvarda kanıtlamış. Tanzanya’daki ÅŸempanzeler de Sierra Leone yerlileri tarafından ‘Keçiöldüren’ olarak adlandırılan ve son derece zehirli olan bir çalı bitkisinin dallarındaki özü çiÄŸniyorlar. Maymun araÅŸtırmacısı Michael Huffman, bağırsak kurdu belirtileri gösteren diÅŸi bir maymunun bu ÅŸekilde kısa bir süre içinde iyileÅŸtiÄŸini gözlemlemiÅŸ. Hayvanların içgüdüsel olarak hastalanmamak için çaba gösterdiklerine inanan ve Bavyera bölgesindeki sığırcık kuÅŸlarının yuvalarını saÄŸlığa yararlı bir biçimde kurduklarını izleyen Max-Planck Ornitoloji Bölümü araÅŸtırmacılarından Helga Gwinner: ‘Erkek kuÅŸlar yuvayı çeÅŸitli ot ve çiçeklerle besliyorlar’ diyor.Daha saÄŸlıklıYavru sığırcık kuÅŸları ÅŸifalı bitkilerle kurulmayan yuvalardaki yavru kuÅŸlara göre daha saÄŸlıklılar. Hatta son araÅŸtırmalar bağışıklık sistemlerinin de daha güçlü olduÄŸunu göstermiÅŸ. Çünkü kanlarındaki akyuvar oranı daha yüksek. Gwinner ÅŸimdi çalışma arkadaşı Jan Baldwin ile birlikte kuÅŸların bağışıklık sistemlerini güçlendiren civanperçemi (Achillea millefolium) içindeki maddelerin moleküler yapılarını inceliyor. Zoologlar bir zamanlar sığırcık kuÅŸu yuvasındaki çiçeklerin diÅŸileri kızıştırdığını düşünüyorlardı. Bazı araÅŸtırmacılara göreyse yuvaları bit ve uyuz böceÄŸinden koruyordu. Fakat ornitolog civanperçemiyle örülmüş yuvalarda da diÄŸerleri kadar parazit bulmuÅŸ. Yuvaya odun kömürüSpiegel dergisinde yayımlanan araÅŸtırmaya göre, yuvalarını saÄŸlıklı malzemelerle besleyen baÅŸka kuÅŸ türleri de var. ÖrneÄŸin odun kömürünün antibakteriyel özelliÄŸinden yararlanan Avustralya ispinoz kuÅŸu yuvasına odun kömürü döşüyor. Hatta Otus asio baykuÅŸ türünün yuvasında böcek larvalarıyla beslenen yılanlar (Leptotyphlops) bulunmuÅŸ. Fakat hayvanlardaki her dikkat çekici davranışın tedavi amaçlı olduÄŸunun düşünülmemesi gerekir. ÖrneÄŸin Romalı yazar Plinius (doÄŸumu Ä°.S.24 veya 23) kör yılanların, gözlerini rezene çiçekleriyle ovduktan sonra yeniden görebildiklerini sanıyordu. Oysa bu durumda rezenenin tedavi edici bir etkisi yok. Yılanlar deri deÄŸiÅŸtirirken kısa bir süre için görmezler. Ancak gözlerinin etrafındaki deriyi rezene saplarıyla keserek derilerinden daha çabuk kurtulmaya çalışırlar. OrtaçaÄŸ Ä°ngiltere’sindeki doktorlar yara tedavisinde hastalarına köpek yavrusu dili öneriyorlardı. Köpekler gerçekten de yaralarını yalıyorlar, ama iltihabı iyileÅŸtirici etki dilde deÄŸil tükürüktedir. Toprak yemenin faydasıŞifalı otlar konusunda en doÄŸru reçeteleri bulabilenler bugün bile hala kusmaya karşı toprak yiyen Avustralya yerlileridir. Özellikle mineral eksikliÄŸi ama baÅŸlıca sodyum eksikliÄŸi çeken otçul canlılar toprak yemeyi severler. ÖrneÄŸin güney Amerika’da yaÅŸayan maymun ve papaÄŸanlar yoÄŸun mineral içerikli termit yuvalarındaki toprakla besleniyorlar. En yoÄŸun sodyum eksikliÄŸi fillerde görülür. Batı Kenya’daki filler sodyum ihtiyaçlarını Mount Elgon volkanındaki bir maÄŸarada gidermeye çalışırlar. Fillerin kopardıkları tonlarca kaya parçası arasında son derece etkili bir sindirim ilacı olan sodyum sülfat da bulunur. Ve akut zehirlenmelerde birçok hayvan killi toprak yer. Çünkü kil zehri temizlemekte. Maymunlar özellikle de termit yuvalarındaki killi topraktan yararlanırlar. PapaÄŸanlar killi tabakaların hemen yüzeyde bulunan yamaç yarıklarını tercih ederler. Ancak zehirlenmeye karşı en çok kullanılan doÄŸal ilaç odun kömürüdür. Hayvanın kendi ağırlığından 200 misli daha fazla zehri temizleyen odun kömürünün etkisinden insanlar da yararlanır. Genelde orman yangınlarından artakalan odunları kemiren maymunlar acil durumlarda odun kömürünü evlerden de çalıyorlar. Çünkü primatların yemek listesinde bulunan mango zararlı maddeler içerir ve odun kömürü bunları zararsız hale getirir. Kafeslerde yaÅŸayan hayvanların ÅŸifalı bitkilerden yararlanmaları çok zor. Bu da onların doÄŸada yaÅŸayan türlerine göre neden daha çok sindirim rahatsızlıklarına yakalandıklarını açıklıyor. Davranışları içgüdüselBelli baÅŸlı bitkileri yemeleri genelde içgüdüsel bir davranış. Ama eÄŸer kendilerini daha iyi hissediyorlarsa yararlı bitkileri akılda tutabiliyorlar. Asıl ilginç olan hayvanların evrim süresince sırf tadına bakarak bir sürü ÅŸifalı bitkilere ulaÅŸmış olabilmeleri. Boppre, Afrika’da yaptığı bir araÅŸtırma gezisi sırasında bulduÄŸu Chrysippusfalter kelebeÄŸini Almanya’ya getirerek çoÄŸaltmaya çalışmıştı. Ancak erkek kelebekler oldukça saÄŸlıklı olmalarına raÄŸmen çiftleÅŸmeye yanaÅŸmıyordu. Zoolog ikinci gezisinde doÄŸada yaÅŸayan kelebeklerin davranışlarını yeniden incelediÄŸinde, erkek kelebeklerin çiftleÅŸmeden önce kurumuÅŸ çiçek saplarını emdiklerini fark etmiÅŸ. DiÅŸi kelebeÄŸi etkileyen bir kokuya dönüşen madde, çiftleÅŸme sırasında spermayla birlikte diÅŸiye dolayısıyla da yumurtalara geçiyor. Boppre bu kokunun yumurtaları düşmanlardan koruduÄŸunu sanıyor. Â
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!