"Melis Alphan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melis Alphan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melis Alphan

Hayvana tecavüz eden insana da eder

Araştırmalar ve raporlar gösteriyor ki, hayvana şiddet ve insana şiddet arasında önemli bir bağ var.

Cinsel suçluların çoğunun geçmişinde hayvanlara zulmettiği görülüyor.

Hayvana şiddet ve tecavüz bizim buraların klasiklerinden. Tekmeleyerek kedi öldürenlerden mi buyurursunuz, “Kendimi yalnız hissediyordum, köpek ilgi gösterince duramadım”cılardan mı alırsınız?
Bizdeki sorun, hayvanlara zulmün suç olarak görülmemesi. Köpek tecavüzcüsü karakolluk olsa dahi birkaç yüz lira ödeyip aramızda dolaşmaya devam ediyor.
Bu sapıkların cezalandırılmasını isteyenlere de mahallenin delisi gözüyle bakılıyor.
Hadi hayvanlar umurunuzda değil diyelim, o zaman buna toplumsal bir sorun olarak bakın. Bir de insanlardan buyurun...
Çünkü bu sadece bir hayvan hakları meselesi değil.
Bakın neden...
İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkan yardımcısı Av. Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu anlatıyor:
Bir yılda 13 kadını öldüren Albert De Salvo’nun portakal sandıklarında kedileri ve köpekleri kapana kıstırıp sonra sandıklara oklar attığı biliniyor.
20 yaşındayken 13 yaşında bir kız ile onun 14 yaşındaki üvey erkek kardeşini öldüren Jason Massey, cinayetlerine kedi ve köpek öldürerek başladı.
Ailesini ve 24 lise öğrencisini öldüren 15 yaşındaki Kip Kinkel’in kedi başı kesmek, canlı sincapları küçük parçalara bölmek, inekleri havaya uçurmak gibi eylemlerde de bulunduğu rapor edildi.
Tecavüz ve çocuk tacizi suçu işlemiş 64 mahkum üzerinde yapılan bir araştırmaya bakalım... Tecavüzden mahkum olanların yüzde 48’inin, çocuk tacizinden mahkum olanların ise yüzde 30’unun aynı zamanda hayvana karşı zulüm geçmişine de sahip oldukları saptandı.
Okullardaki silahlı saldırı vakalarında, her 9 vakadan 5’inde saldırıda bulunan gencin geçmişinde belgelenmiş hayvana karşı zulmü bulunuyor.
Seri katillerin ve şiddet suçlularının hemen hepsinin geçmişlerinde hayvanlara zulmettikleri birçok raporda yer alıyor.
Yani, hayvana şiddetle insana şiddet arasında ciddi bir bağ var. Hayvana şiddet uygulayanlar aslında toplum için tehdit niteliğinde. Bu nedenle diğer aklı başında ülkelerde olduğu gibi, burada da Hayvanları Koruma Kanunu’nun tez vakitte kabahatler kanunu kapsamından çıkarılarak ceza kanunu kapsamına alınması gerekiyor.
Hayvanları düşünmüyorsanız, kendinizi düşünün.

Şu “cinsel ihtiyaç” safsatasını bırakın

Hayvanlar binlerce yıldır insanlar tarafından cinsel amaçlı kullanılıyor. Bizim ülkemizde bu üzeri örtülen bir mesele olduğundan, vakaların sayısının korkunç boyutlara ulaştığı söyleniyor. Ortaya çıkınca da malumunuz “cinsel ihtiyaç” deyiveriyorlar.
Ressler 1986’da cinsel katillerin yüzde 23’ünde hayvanlarla cinsel ilişki merakı olduğunu ortaya koydu. 1998’de Kowal tarafından yapılan çalışmalarda tecavüzcülerin hayvanlarla da cinsel ilişkide bulundukları anlaşıldı. Hvozdik ise 2006’daki araştırmasıyla cinsel tacizde bulunanların yarısının hayvanlara karşı sadistik davranışlarda bulunduğunu gösterdi.
Kalafatoğlu “Bu verilerden sonra hâlâ hayvan taciz ve tecavüzüne ‘itin, köpeğin davası’ olarak bakmak, bu suç potansiyelinin hayvanla sınırlı kalacağına inanmak cehalet içinde olmaktan başka bir şey değil” diyor.
Batı’da hayvana karşı işlenen suçlar ağır şekilde cezalandırılıyor. Gerekçe olarak da bu şiddet potansiyelinin er geç insana yöneleceği gösteriliyor.
Bizim de artık bunu sadece hayvana dair bir suç ve davranış biçimi olarak görmememiz gerek.Hayvana tecavüzün canlının diğer zayıf halkalarını oluşturan çocuğa, yaşlıya, engelliye, travestiye ve kadına uzandığını fark etmeliyiz.
Kalafatoğlu’nun dediği gibi: “Belki de hayvan tecavüzcülerini bu kadar kanıksayıp görmezlikten geldiğimiz için çocuk pornosunda dünya sıralamasında önde gelen ülkeyiz.”

X