Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Haysiyet cellatları!

OLAYA hangi tarafından bakarsanız bakın rezalet! Tam bir aşağılık komplo görüntüsü!

Videodaki aşk görüntülerinin, CHP lideri Deniz Baykal ile, eskiden onun sekreterliğini yapan bir kadın milletvekiline ait olduğu iddia ediliyor.

Bu sahneler gerçek mi, yoksa montaj mı? Kesin bir şey söylenemez!

Hakiki de olsa, sahte de olsa, daha önemli olanı, günümüzün Türkiye’sinde belden aşağı vurmanın moda haline gelmesi!

 Kalleşlik ve alçaklık, ülkemizde meslek oldu! En utanç verici olan durum bu!

Yasadışı telefon dinlemelerinden sonra çeşitli tuzaklar kurulup hazırlanan görüntülü iftiralar, Türkiye’yi her geçen gün “korku ve dehşet ülkesi” haline getiriyor.

¡   ¡   ¡

Birkaç gün önce Yeniçağ Gazetesi’nde, Vatan yazarlarından Can Ataklı’nın bir sohbeti yayınlandı. Muhabir Seldan Taşçı’nın bir sorusu üzerine Can Ataklı şöyle diyordu:

“Bu tarikatların ve cemaatlerin üzerine fazla gidilmez. Ben kendi hesabıma çekiniyorum doğrusu... Hemen ortaya bir kaset çıkarırlar. Benim için böyle bir kaset yok tabii ama montaj yapıp yayınlatırlar. Günümüzün teknik imkânları buna müsait! Onlardan her şey beklenir”.

Can Ataklı’nın cümleleri aklımda kaldığı kadarıyla böyleydi.

Ataklı haklı çıktı. Birkaç gün sonra Baykal “kayıt terörünün kurbanı” oldu.

Çirkin bir yayın, “dinci” geçinen “dinsizlerin” sitesinde dolaşıma girdi.

Olay elbette ki önemli bir haberdi. Hiçbir gazete bunu görmezlikten gelemezdi.

Düzgün gazeteler “çapkınlık kasedi”ne ihtiyatlı bir biçimde yaklaşmayı tercih ettiler.

¡   ¡   ¡

Ortaya çıkan tertip ister gerçeği yansıtsın, ister montaj olsun, ülkemizdeki siyasal mücadelenin ne kadar yozlaştığını ve nasıl iğrenç bir yöne kaydığını gösteriyor.

Sinsi ve gizli odaklar, zamanı geldiğini düşündükleri anda böyle kayıtları internette dolaştırmaya başlıyor.

Belli bir hesaba dayandıkları muhakkak... Bu nedenle hedeflerini iğrenç bir kalleşlikle vurmakta sakınca görmüyorlar.

Peki, ülkemizde devlet yok mu, ülkeye düzen veren yasalar mevcut değil mi?

Ne yazık ki, teknik imkânları çok geniş olmasına rağmen, devlet bu tür hayâsız saldırıları inanılmaz bir vurdumduymazlıkla seyrediyor.

Deniz Baykal ilk kurban değildir. Son da olmayacaktır. Daha önce bazı ünlü gazeteci ve televizyoncularla, bir kısım general de “kayıt terörü mağduru” olmuştu...

Sıra kimde, belli değil.

¡   ¡   ¡

Şimdi, Baykal’ın siyasi yaşamının noktalandığını, siyaset defterini kapatması gerektiğini savunanlar var. Peki, Baykal istifa mı etsin?

Ben böyle düşünmüyorum. Eğer bu saldırı meydana gelmeseydi Baykal’ın siyaseti bırakması fikrine olumlu bakabilirdim. Zamanı gelmiş olabilir. Belki de gerçekten ayrılma vakti gelmiştir. Ancak...

Liderler cesur olmalıdır. Cesareti olmayan bir liderin başarısı da olamaz. Siyasetten çekilirse suçlamaları kabul ettiği anlamına gelir ve bu onun için ağır bir yenilgi olur.

Baykal, ülkesini seven, bugüne kadar kirli bir işi görülmeyen, mazisi temiz bir siyaset adamıdır. Bu olayda da temiz olduğuna inanıyorsa, hukuk mücadelesine devam etmeli, bu tuzağı kuranları ortaya çıkarıp cezalandırılmalarını sağladıktan sonra siyasete veda etmelidir.

Hiçbir suç, işleyenin yanında kâr kalmamalı! Aksi halde meydan, haysiyet cellatlarına kalır!

X