Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hayran olduğum kadın

Ertuğrul Özkök’ten Fatih Çekirge’ye bir çok ünlü gazeteci ve edebiyatçının ilk ürünleri “Oluşum” dergisinde yayınlandı..

ROMY SCHNEİDER, beyazperdede parlayıp yüreklere taht kuran “efsane dişiler” içinde, belki de en tatlısı, en sevimlisi, en gizemlisiydi. Erişilmez bir prenses gibiydi.. Romantizmin pembe ışıltılı bulutları içinde, aşkın ve sanatın buluştuğu her şiirde Romy vardı.. Peri kızı gibiydi.. Bavyera Alpleri’nden bir kelebek sevimliliği içinde kopmuş, sinema dünyasının bir anda prensesi oluvermişti.
Türk seyircisi onu ilk kez “Sissi” filmiyle tanıdı. Ben de filmi izlerken ona aşık oluvermiştim. Kırlarda papatya toplayan Sissi, bu filmde Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Joseph (aktör Karl Böhm) ile aşk yaşıyordu. Viyana valslerinde görmeliydiniz onları.. Işıl ışıl parlayan billur avizeler altında, bir peri kızı gibi olan Sissi, herkesi büyülemekte gecikmedi..

MELEK SİNEMASI

New-York’ta, Londra’da, Paris’te, Roma’da ve Berlin’de,  “Sissi” filminin oynadığı her sinemanın önünde uzun kuyruklar oluştu.. Her ulustan, her yaştan seyircinin açık veya örtülü tüm romantik duyguları açığa çıkıvermişti. Romy, aşkların en safını, en bakiresini muhteşem oyun gücüyle dünyaya öğretiyordu.
1960’lı yılların ilk yarısıydı.. 17 yaşındaydım.. Karşıyaka Melek Sineması’nda muazzam bir seyirci kitlesinin bunaltıcı sıcaklığı içinde Sissi’yi izlerken, ömür boyu Romy Schneider’e aşık olacağımı hissettim. Daha sonra Romy’in başrolünü oynadığı “Troçki’ni Ölümü” ve “Sevgilim Sonuna Kadar” gibi daha nice büyük filmlerde de aynı hissi yaşadım.
Beyaz perdenin dışında ise Romy Schneider, fırtınalı bir yaşamı sürükledi. 29 Mayıs 1981’de hüzün ve acı dolu yüreği duruverince, Karşıyaka sahilinde günlerce başıboş dolaştığımı ve usul usul ağladığımı hatırlıyorum. Romy’in büyük aşkı Alain Delon, onun ardından “Ich Libe Dich.. Seni seviyorum.. Artık azıcık dinlen bebeğim..” demişti. Bu hepimizin duygularıydı..

OLUŞUM DERGİSİ

Romy’nin ardından bir şiir yazdım. O yıllar, isimsiz bir yazardım. Türkiye’nin en nitelikli sanat-düşün dergilerinden olan ve Ankara’da “Nisa Kadıbeşegil” isimli bir seçkin bayanın tek başına yayınladığı “Oluşum” dergisine gönderdim. Bir süre sonra, Ağustos 1982 tarihli 58 numaralı Oluşum’da “Ölümü Güzel Yaşamlı” isimli şiirim yayınlanmaz mı?.. Dünyalar benim olmuştu. Bir dergide yayınlanan ilk şiirimdi..
Sonra Oluşum’u dikkatle izledim. Cemal Süreya, Turgay Gönenç, Oruç Oruoba, Ertuğrul Özkök, Fatih Çekirge, Ünsal Oskay, Bilgin Adalı, Cüneyt Ayral, Perihan Mağden, Şahin Yenişehirlioğlu gibi bugün ortada olan kim varsa, hepsinin ilk ürünlerinin yer aldığı bu dergide benim de arada sıra şiirlerimin çıkması bana büyük moral olmuştur.
Sonra bir gün Ankara Küçükesat, Bağış Sokak’taki evinde Nisa Hanım’ın konuğu oldum. Eliyle hazırladığı yemekleri sevimli sofrasında bize sunarken, bu güzel insanın dostluğunu kazanmakla onur duydum. Hayran olmuştum Nisa Hanım’a.. Müşfik, nazik, kibar ve birikimli bir Atatürk hanımefendisi idi.. Romy şiirimi basan kadındı o.. Hiç yüreğimden çıkmayacaktı!.. (İki yıl sonra Karşıyaka Şiir Festivali’nde, o şiirimle halk jürisi tarafından birinci seçildim)

RESSAM VE ŞAİR

1926’da Bursa’da doğan Nusa Kadıbeşegil, D.T.C.F. İngiliz Filolojisi ve Tiyatro Tarihi Bölümü’nü bitirdi. Ressam olarak ünlendi. Anadolu’nun dört köşesine sergilerini götürdü. 250’ye yakın koleksiyona eserleri girdi. Bir yandan şiir yazdı.
1974’ten itibaren tam 25 yıl “Oluşum” isimli aylık sanat-düşün dergisini tek başına yayınladı. Nice ozan, edebiyatçı, yazar yetiştirdi. Tiyatro çevirileri yaptı. Eserleri sahnelendi. Atatürk Orman Çiftliği’nin kurucusu tarım önderi Y.Ziraat Müh. Seyfi Kadıbeşegil ile evlendi, Ahmet ve Salim Kadıbeşegil isimli iki gazeteci evlat yetiştirdi. Sinem, Pırıl, Çağla isimli torunları oldu.
Şimdilerde, yıllar sonra İzmir’e yerleşen Nisa Kadıbeşegil’in “Esintiler” isimli yeni şiir kitabını okuyorum. Tablolarının da yer aldığı kitabını çok sevdim. “Yıllar” isimli şiirinde, “Yalnızdır yine insanlar, eğer aşıksız iseler” diyor.. Ne kadar haklı.. Yalnız bile olsak, bir Romy aşkı ömür boyu bize yeter de artar bile.. Yalan mı?.. Şairimiz, bulutları, güneşi, sabahı, martıyı, imbatı, sisleri, akşamları fırça vuruşları şiirleştirirken sonunda toplamı “aşk” olan bir tablo yaratmış. .
GÜZEL İNSAN
83 yaşındaki Nisa Hanım, yaşlılığın getirdiği rahatsızlıklar ve ameliyatlar sonucunda, şu anda Karşıyaka Bostanlı’daki evinde dinleniyor. Oğulları Ahmet ve Salim Kadıbeşegil her zaman yanındalar. Bakıcısı da ona ihtimam göstermekte. Sanatçı dostumuz vefakar Güner Aylanç da onu yalnız bırakmıyor. Hepsi birden bu güzel insanı kucaklıyor. Nisa Hanım’ın sesini duymak isteyenlere telefonunu veriyorum (0.232.336.69.24).
Hayran olduğum Romy Schneider’e olan aşkımı belgeleyen, yine hayran olduğum Nisa Hanımefendi’nin ellerinden öperim.

Edebiyatımızın “Hanımefendi” öncüsü
Her kitap fuarında sakin bir köşede kitaplarını imzalayan Nisa Kadıbeşegil’i mutlaka görürüz. Mütevazı ve olgun bir portre içindedir,  gönlümüze ferahlık verir.

Ölümü Güzel Yaşamalı

Yıkılmışım yine Kemeraltı meyhanelerine
Kimim kiminleyim nasılım, tek bildiğim
Geçmişin uçuk mavi Karşıyaka’sındayım
Doluşmuşuz antik Melek sinemasına
Ön sıralarda komşunun kızı olacak
Nefesler yangın, perdede aşkların en güzeli
İmparator Franz Joseph ile sevişiyor “Sissi”
Bembeyaz gelinliği içinde Viyana valslerinde
Onbeş yaşın sevdaları güvercin olur
Tıklım tıklım kanat sesleri pembeye
                             ¡
Şiir yazmanın tam sırası bu meyhanede
Köşeye çekilip kimse görmeden
Yaşanır yeniden “Troçki’nin ölümünde”
Ölüm bu gece ne güzel..
Zehrini kırbaç gibi akıtarak sessizliğe
İlk aşkına son kez sarılmış
Bir kasırga şehla “Sevgilim Sonuna Kadar”
Boğulmaz artık işkence şafaklarında prensesim
Umutsuzluğu gelgiti kaybolur okyanusta
Issız akıntılarda ölüme yelken açmış tatlı bakışlım
Kaptanı yok gemisinin öpücüğü gönderinde
                               ¡
İçmeli devler gibi içmeli
Ama usul usul yazmalı bu şiiri
Kimseler duymamalı sessizce ağlamalı
Ve hemen koşup bir yer kapmalı
Melek sinemasında, eski Karşıyaka’nın
Yirmi yıl öncesini Anka Kuşu olsam da
Şimdinin ise berduşu fark etmez
Bu ölüm bizim ölüm
                              ¡
Yavaş yavaş seyretmeli yeniden “Sissi”yi
Gönül gönül kucaklamalı
Ve güllerle süslemeli pembe çıplağı
Ölüm bu gece ne güzel..
Bu ölü, ölümü güzel yaşamalı!
        ? Yaşar Aksoy 1982 – Oluşum Dergisi
              (Yayınlanan ilk şiirim)  

 

Buluşmalarımızda çok şey öğrendim.
Bu fotoğraf 1985’te çekildi. Nisa Kadıbeşegil ile her buluşmamızda elimde mutlaka kalem olur. Birikimini ve anılarını yazmadan duramam.


 

X