Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hayır beyler bu mesleğin kaderinde ölüm yok

Hiç değilse bugün hiçbir gerçekliği olmayan ve vicdanları yaralayan bu mazeretle karşımıza çıkmayın.

Acı, hüzün, öfke…
Cumhuriyet tarihinin en büyük maden facialarından biriyle karşı karşıyayız.
1992’de Zonguldak’ta grizu patlamasından 263 kişiyi kaybettik.
"Bu son olsun" dedik…
Siyasi nutuklar attık. Özelleştirme dalgasıyla madenleri ıslah ettik.
Daha verimli ama sıfır ölümlü madenler vaat ettik.
Ama maalesef özelleştirmelerde tam gaz ilerlerken, ölümlü iş kazalarını düşüremedik.
Madenlerde 73 yılda 3 bin şehit verdik.
En acısı Zonguldak’tı.
22 yıl sonra Zonguldak’a Soma eklendi.
Ben bu satırları yazdığım sırada Başbakan Tayyip Erdoğan Manisa Soma’da 238 canı yitirdiğimizi açıklıyordu. 100’e yakın yaralı ve daha da acısı 120’ye yakın maden işçisi hâlâ mahsur.
Dualarımız son ana kadar onlarla ama zaman aleyhimize işliyor.
Çaresiz bir bekleyiş hâkim Soma’da.
Öğrenilmiş bir çaresizlik bu…
Kader, el hâk inananlar için şu kainatta olmakta olan da olacak olan da kader…
Ama kimse çıkıp da "Bu mesleğin kaderinde ölüm var" demesin.
Hiçbir mesleğin kaderinde ölüm yok çünkü. Buna, ölmek ve öldürmek için kurulmuş askerlik dahil. Evet kabul edelim, bazı meslekler diğerlerine göre daha riskli.
Daha riskli ama gerekli tedbirleri alırsanız riskten kaçabilirsiniz ama kaderden kaçamazsınız!
2014’ün ilk 4 ayında birçok farklı meslekten 396 işçi hayatını kaybetmiş.
Neden?
İhmalden ihlale, tedbirsizlikten yetersizliğe, aşırı büyüme hırsından kontrolsüz taşeronlaşmaya, denetimsizlikten dengesizliğe birçok sebebi var.
Ama en önemli sebep Türkiye hâlâ iş kazalarına ‘sıfır tolerans’ politikasını kararlılıkla uygulamıyor.
19 yıldır Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 176 numaralı ‘Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi’ni imzalamıyor.
İmzalansa bu kaza olmayacak mıydı?
Bilemeyiz ama imzalanıp kararlılıkla uygulansa büyük ihtimal olmayacaktı çünkü o sözleşme işverene ve hükümete çok önemli sorumluluklar yüklüyor.
Ama Çalışma Bakanlığı "İş güvenliği için benzer yönetmeliklerimiz var" diyerek meseleyi geçiştiriyor.
Sanki o sözleşmeye imza atan Amerika, İsveç ya da Rusya’da benzer yönetmelikler yok!
Amerika ve Çin dünyanın en büyük maden üreticileri.
TEPAV 2010 yılında dünyada maden ölümleriyle ilgili çok önemli bir araştırma yapmış. Bir yanda Amerika diğer yanda Çin.
2000 ile 2010 arası Amerika’da 100 milyon ton üretim başına ölüm oranı 6 kişi.
Hadi orası Amerika peki ya iş güvenliği açısından en çok eleştirilen Çin’de durum ne? Ortalama 200 kişi.
Peki ya Türkiye?
Ortalama 700’ün üzerinde.
Maalesef Türkiye maden ocaklarındaki ölüm oranı açısından dünyanın en kötü ülkeleri arasında!
Ve bu yeni bir durum değil.
Her iktidar bu durumu düzeltmek vaadiyle işbaşı yapıyor.
Ama ne zaman ki ‘sıfır tolerans’ politikası kararlılıkla uygulanmıyor ve gerekli tedbirler alınmadığı için bir facia yaşanıyor, hemen "Bu mesleğin kaderinde ölüm var" mazeretine sığınılıyor.
Acımız taze, yasımız büyük…
Acı, hüzün ve öfke…
Gözyaşlarımız da siyah akıyor.
Hiç değilse bugün hiçbir gerçekliği olmayan ve vicdanları yaralayan bu mazeretle karşımıza çıkmayın.
Ölenlerin ruhunu, kalanların kırık ve yaslı kalbini daha fazla incitmeyin.
Çünkü riskten kaçılır kaderden kaçılmaz.
Risk, gerekli tedbiri almazsanız ölüme-kadere dönüşür.
Mesleğin kaderinde olduğu için değil.

X