Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Haydi, şimdi tam zamanı

Önümüzdeki yıllarda Türkiye’yi ayakta tutacak tek unsur, yabancı yatırımın artmasıdır. AB nedeniyle ülkemize büyük ilgi var. Ancak yatırımcılar hala bürokrasiden ve hukuk düzeninden korkuyorlar. Hükümet artık ne yapacaksa yapmalı, sonra çok geç olacak.

Davos’ta bizzat tanık oldum.

Türkiye’ye bakışlarda muazzam bir değişim var.

Konuştuğumuz yabancılar söylüyorlar: “1-2 yıl içinde ekonomiz patlama yapacak, inanılmaz bir zenginleşme yaşayacaksınız”.

Özellikle, Avrupa Birliği ile katılma müzakerelerinin başlayacağının anlaşılması, ülkede reformları sürdürmeye kararlı bir hükümetin bulunması ve son 2-3 yıldır gösterilen ekonomik performans, gözlerin Türkiye üzerine dönmesine yol açmış durumda.

Dünya piyasalarında, trilyonlarca dolar dolaşıyor. Yatırımcılar, bu paraları bir an önce karlı işlere plase etmek istiyorlar. Şu anda en gözde ülkelerin başında da Çin ve Hindistan var. Hemen ardından da, yavaş yavaş Türkiye geliyor.

Yabancı Yatırım bizim tek kurtarıcımız olacaktır.

Eğer Yabancı Yatırımı çekebilirsek, dış ve iç borçlar daha kolay ödenebilecek, devlet iç hizmetlerini daha iyi verebilecek, işsizliği azaltacak yatırımlar gerçekleştirilebilinecek.

Yabancı Yatırımı çekemezsek, ne bugünkü iç istikrarı sürdürebiliriz, ne de Avrupa Birliği ile müzakereleri.

Durum böyle olmasına rağmen, Türkiye Cumhuriyeti yasaları ve bürokrasi, Yabancı Yatırımcıları teşvik etmiyor. Aksine engellemeye, kaçırmaya çalışıyor.

Devletçi mantık, Yabancı Yatırımcıyı hala “düşman” olarak görüyor. “Gelsinler, daha fazla yatırsınlar” dememiz gerekirken, yabancıların gayrimenkul almalarına “vatan elden gidiyor” mantığı ile tepki gösteriyoruz.

ASIL BÜROKRASİ, TÜRKİYE DÜŞMANI (!)

Yasalarımız, çeşitli değişikliklere rağmen, hala Yabancı Yatırımı zorlaştırıcı maddelerle dolu.

Hele bürokrasi, gerçek düşman (!) gibi hareket ediyor.

Yasaları, en kısıtlayıcı yanıyla yorumluyor ve her Yabancı Yatırımı bir “rüşvet” kapısı olarak görüyor. “Mutlaka yolunması gereken bir kaz” gözüyle bakıyor.

Bürokrasi derken, sadece ilgili bakanlıklardaki bürokratlardan söz etmiyorum. Onların yanısıra, özellikle Büyükşehir belediyeleri ve yerel belediyelerden söz ediyorum.

Yabancı Yatırımcıların burnundan getiriyorlar. Bezdiriyorlar ve adamları Türkiye’ye gelmiş olmaktan dolayı pişman ediyorlar. Bürokratların bu yaklaşımını değiştirmekte çok güç. Yasaları değiştirmek kolaydır, ancak kafaları değiştirmek çok zaman alır.

Açıkçası, Türkiye eline geçen altın bir fırsatı kendi eliyle kaçırıyor.

BAŞBAKAN’DA ŞİKAYET EDİYOR

Bu durumu en iyi bilen ve en fazla şikayetçi olan kişi de Başbakan, açıkça söylüyor. Bakanlarını eleştiriyor, Belediyelerle bizzat uğraşıyor. Olmuyor, çarklar dönmüyor.

Ancak bu işler böyle gitmeyecek. Şikayet ederek, Belediyecilere telefon ederek, Türkiye bu işin içinden çıkamaz.

Artık kolların sıvanması ve ne gerekiyorsa yapılması zamanı gelmiştir. Yeni bir sistem kurulmalıdır.

Yabancı Yatırımcı, yargıçların yorumladığı kısıtlayıcı yasalara hapsedilmemelidir.

Avrupa’da bir Yatırımcı hangi koşullarda iş yapabiliyorsa, Türkiye’de de bu koşullara sahip olabilmelidir. 10-15 yıl sonra, AB kuralları uygulamaya gireceğine göre, neden şimdiden bunları devreye sokmuyoruz ki?

Bırakın gelsinler.

Her yatırım yapan kişi, Türkiye’nin istikrarına ve refahına bir çivi çakar. Üstelik, kazandıkça yatırımının esiri olur. Daha fazla yatırır.

Yatırımları, ülkeye fiilen giren ve kolay kolay çıkmayacak paralardır. Faizden veya borsadan para kazanmak için gelen ve en basit sarsıntıda kaçıp giden sıcak para gibi değildir.

Neresinden bakarsak bakalım, hükümetin tüm dikkatini, öncelikle Yabancı Yatırımı çekebilmeye yönelik reformları teksif etmesi gerekiyor.

Yazıktır, trilyonlarca dolar gidecek yer ararken, o paralarla zenginleşebileceğimizi görürken, sadece seyrediyoruz.

Sanki her Yabancı Yatırımcıyı, bir “işgalci” veya “vatan topraklarını çalacak” kişiymiş gibi görmekten vazgeçelim. Bu zihniyet ile hiçbir yere varamayız ve o trilyonlarca dolarları, başka ülkeler afiyetle yerken, bizde aç karnına bu güzelim topraklar üstünde oturmamızla kalırız... Neymiş, aç kalsak dahi onurumuzu ve topraklarımızı korumalıymışız. Zengin ülkeler onursuz mi oluyorlar? Yabancı Yatırımı çekenler topraksız mı kalıyorlar? Komik olmayalım, Allah rızası için...

* * *

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.) yayınlanmaktadır.)
X