Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Haydi çevreciler kendinizi gösterin

Çevre yasası nihayet çıktı. Cizalar arttırıldı, ancak bundan sonrasını artık devletten beklemeyelim. Ne kadar yasa çıkarılırsa çıkarılsın, cezalar ne kadar arttırılırsa arttırılsın, çevreyi kirleten sorumsuzların gerçek korkuları yasa değil Çevreci Sivil Toplum Örgütleri olacaktır. Yeter ki, bu örgütler hareketlensinler ve seslerini yükseltsinler.

Çevre yasası nihayet çıktı. Cizalar arttırıldı, ancak bundan sonrasını artıkdevletten beklemeyelim. Ne kadar yasa çıkarılırsa çıkarılsın, cezalar ne kadar arttırılırsa arttırılsın, çevreyi kirleten sorumsuzların gerçek korkuları yasa değil Çevreci Sivil Toplum Örgütleri olacaktır. Yeter ki, bu örgütler hareketlensinler ve seslerini yükseltsinler.

 

Çevreyi kirletenler, gerektiğinde rüşvet verip, siyasi güç veya ilişkilerini kullanıpdevletten veya belediyeden kurtulabilirler. Ancak, Sivil Toplum Örgütlerinden kurtulamazlar. Ne rüşvet, ne desiyasi güç para eder.

 

UNİFAR ürünlerini boykot edin. Fabrikanın önüne yerleşin. Pankartlarınızı açın. Bağırın, haykırın. Söz veriyorum, eylemlerinizi televizyonlarda duyurmak için destekvereceğim.

 

Istanbul Çevre Konseyi boykotunuzu genişletin.

 

Bodrum koylarını korumak için harekete geçen Mavi Yol Girişimi, sizler de ipin ucunu bırakmayın,

 

Oturduklarını yerden sadece ahkam kesen gazeteci, televizyoncu veya başka meslek sahipleri, haydi sizlerde hareketlenin.

 

Seyretmeyin.

 

Çevrenize sahip çıkın. ”Devlet önlemi alsın” deyip, yerinizde oturmayın. İşin kolayına kaçmayın. Veya susun, bağırmayın veakibetinize boyun eğin(!)


KOMŞUDAKİ TÜRK ALERJİSİ KOLAY DİNMEYECEK…

 

Geçen haftalarda gözüme iki anket takıldı. Biri Yunanistan’da, diğeri de Güney Kıbrıs Rumları arasında gerçekleştirilmiş. Sonuçlarını okuduğunuzda, Türk toplumu ile aralarındaki mesafenin ne kadar derin olduğunu kolaylıkla anlıyorsunuz.

 

Yunanlı araştırma şirketi KAPA, National Bank of Greece’ in Finansbank’ın yüzde 46’sını almasından sonra, hem Yunanistanda, hem de Türkiye’de bir dizi soru sormuş ve karşı taraf şirketlerinin alım yapmalarını nasıl karşılayacaklarını incelemiş.

 

Yunan halkı, Türkiye’den bir şirket veya Banka alınmasını alkışlıyor, ancak Türklerin Yunan şirket veya Bankası almasına ters bakıyor.

 

Türk halkı ise, tam aksine, her iki halde de olumlu yanıt veriyor.

 

Anlaşılan, Türk toplumunun kendine daha fazla özgüveni var ve Yunanlıları daha kolaylıkla benimsiyor.

 

İkinci anket ise, Güney Kıbrıs’ta yapılmış. Oradaki soru da “ Türklerle yine eskisi gibi iç içe yaşamak ister misiniz ?” şeklinde.

 

Sonuç: Yüzde 48 HAYIR, yüzde 35 EVET ve geri kalanları kararsız.

 

Kıbrıs Türkleri, Annan planına EVET diyerek bu konudaki yaklaşımlarını ortaya koymuşlardı. Rumlar ise hala HAYIR’cı konumundalar.

 

Biz de hala bu iki toplumu birleştirmeye çalışıyoruz.

 

ERDOĞAN’IN CESUR GECEKONDU ÇIKIŞI

 

Ben bugüne kadar, bir Başbakanın, gecekondular böylesine açık ve cesur konuştuğunu duymadım. Siyasetçiler, ister Başbakan ister Belediye Başkanı olsunlar, gecekonduları sadece “oy kazancı” şeklinde gördüler. Kentlerimizi peşkeş çektiler, rezil ettiler. Başka İstanbul olmak üzere, sizin bizim olan devlet mallarının üstüne oturanlara bir tekBaşbakan Erdoğan karşı çıkıyor:

 

Bu bir vatandaşılık hakkı değildir, bu vatandaşlıkhakkının ihlalidir. Bunu da böyle bilin... Bir yanda kolundaki bileziği satıp bir ev sahibi olanlar, bir yanda herkesin hakkı olan bir şeyi sahiplenip “bu benimdir” diyenler. Buna evet diyemeyiz. Geçmişte şehirlerimizi siyasi rant uğruna peşkeş çekenlerin hiçbiri şimdi parlomentoda değil... Bazıları kaçak yapıların yıkılması sırasında acındırma gayreti içindeler. (Zavallalıların bir evi vardı, bak onu da yıktılar) Nereden zavallı oluyor. Orada bir işgal var. Zavallı dediğiniz, bak 200 YTL taksitle daire satılıyor, gitsin oradanbir daire alsın. Yok. Gettolar oluşturuluyor ve bu gettolarda nelerin olduğunu düşünün.”

 

Bravo Erdoğan’a...

VAPURUMU SEÇTİM...

 

Şehir hatları vapurlarının yerini alması için tasarlanan 8 model var.

 

HALK, yeni vapur modelinin seçimini 24 Haziran’a kadar www.ibb.gov.tr ve www.ido.com.tr internet adreslerine girip oy kullanarak ya da iskelelerde dağıtılacak formları doldurarak yapabilecek. Sekiz model arasından en çok oyu olan model, ihaleyle yaptırılacak. 2007’dehizmete alınması öngürülen, manevra kabiliyeti ve hızı yüksek yeni vapurlar eski modellere göre yüzde 40 tasarruf sağlayacak.

 

Ben, genç yaşlarımda günlük yaşamımın önemli bölümünü, Kadıköy-Karaköy vapurlarında geçirdim. Köprü yoktu. Erenköy’de otururdum ve karşıya geçmekiçin şehir hatlarıvapurlarından başka çare yoktu. Önce okula gidiş-dönüş, ardından da işe git-gel seferleri hep vapurlarda geçti. Bundan dolayı Şehir Hatlarıvapurlarının benim için nostaljik değeri var. Nitekim, seçimimi yaparken çok zorlandım.

 

Eski günleri düşünüp, 2 inci modeli beğendim. Ancak modern zamanları düşündüğüm zaman 8 nolu modeli sevdim.

 

Acaba 2 model seçilemez mi?

 

Bir bölümü boğazda, diğerleri Kadıköy-Karaköy veya bir bölümüyoğunlukla yazın, diğerleri de kışın kullanılabilir.


DETOKS İÇİN BİR ÖNERİ

 

Mevsim geldi ya,herkes bir “detoks” (arındırma) ve kilo vermekten söz eder oldu. Avrupa'da ve Uzak Doğu'da  rahmetli Vehbi Koç'un deyimiyle 1 kilo 1000 dolar'lık çok yer var. Ancak bunu Türkiye’de ve çok güzel bir yerdede yapmanız mümkün.İşte size oraya gidenden bir rapor:

 

 “Kuşadası’nın Davutlar köyünde çam ormanları içinde, Samson dağları eteklerindeki Natur-Med adlı tesis hem doğal tedavi uyguluyor, hemde kaplıcası özellikle Almanya’da ünlü bir kür oteli. Otel 30 değişik mineral bulunan bir termal suyun etrafında kurulmuş. Minerallerden silisyun dioksit dünyanın ancak 3-4 yerinde bulunuyor. Bu sudan içiyorsunuz, içinde oturuyorsunuz ve bağırsaklarınınızı yıkatıyorsunuz. Gençleştiriyor, ağrılara iyi geliyor, kilo vermeye yardımcı oluyor. Zaten burada o kadar çok tedavi uygulanıyor ki! Bir tanesi çok ilginç: kanınızdan bir miktar alınıyor, ozon gazıyla kariştırılıp tekrar geri veriliyor, böylece kanda iyileşme sağlanıyor. Uygulanan programlar biraz Alman usulu (!) 06:45 ‘de dağlarda bir saat yürüyüş, 08:15 açık veya kapalı termal havuzda  yüzme, 08:45 solunum egzersizleri,10:00-13:00 çeşitli tedaviler; öğleden sonra dinlenme sonra yine havuz ve jimnastik.Yemekler genellikle çok hafif, sebze ve yöre otları ağırlıklı. Çok canınız sıkılırsa ki pek vaktiniz ve haliniz kalmıyor, Kuşadası 20 km, plajlarıyla ünlü Dilek milli parkı 5 km uzakta.(Tel.256-6572280)”.

 

Detoks yapmak  ve kilo kaybetmek isteyen bütün hanım ve beylere duyurulur.

 

SARACIK’IN FOTOĞRAF TUTKUSU

 

Sevinç Saracık, tam anlamıyla Eskişehir eşrafından bir hanımefendi. Ancak diğer Eskişehirli hanımefendilerden bir farkı var: Fotograf tutkusu. Sevinç hanım 15 yıl önce Eskişehir'de fotoğraf kurslarına katılmış, o gün bugündür dünyayı mercekten görüyor.

 

Dünya da ne dünya! Endonezya'nın uzak adalarından Vietnam'a, Çin'den Himalaya'lara kadar farklı kültürleri, doğayı ve insanları gördü, kamerasına zapt etti. Herkes sabah mışıl mışıl uyurken o çiçeğin üzerindeki su damlalarının peşinden koştu.

 

Birikimini bizimle 28 Nisan-9 Mayıs arası Yeminli Mali Müşavirler Odası Sanat Platformunda (İstiklal caddesi Odakule yanı) paylaşıyor. Kaçırmayın!

TRT, KENDİNCE SİYASET YAPIYOR

 

TRT tepelerinde korku bulutları dolaşıyor.

 

Eurovision yarışmasında Güney Kıbrıs’ı temsil edecek olan Annet Artani’ye ekranlarını kapattı.

 

Komik bir karar.

 

Aynı şarkıcı yarışma sırasında TRT ekranlarına çıkacak. Hem şarkısını söyleyecek, hem de özel röportajlı Kıbrıs bölümünü sunacak. TRT’de bunu yayınlayacak.

 

Artani bugün, Türkiye’nin adayı Sibel Tüzün’ün davetlisi olarak geliyor. Bu turlar bir halkla ilişki çerçevesinde yapılır. Karşılıklıdır ve siyasi bir önemi yoktur.

 

Ancak bugün TRT’yi yönetenler “Belki biri kızar. Rum kızı neden ekrana çıkarttın diye başımıza dert olurlar” düşüncesiyle ekranı kapatmışlar. Oysa Tüzün, Kıbrıs’ta uzun uzun yayınlanmıştı.

 

Bürokrat kafasına politika yaptırırsanız böyle olur.

X