Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Hayatın kendisi kariyer

    Hürriyet Haber
    15.03.1998 - 00:00 | Son Güncelleme: 15.03.1998 - 00:01

    Magazin programının sempatik muhabiri, mikrofonu uzatıp sorusunu patlattı: ‘‘Uzun zamandır ortalarda görünmüyorsunuz. Bu suskunluk döneminde neler yaptınız?’’ Zuhal Olcay, bir anlık tereddütten sonra toparlanıp doğru cevabı verdi: ‘‘Aslında çok yoğun bir tempoyla çalışıyorum. Oyun oynuyoruz, yeni oyunun provalarını yapıyoruz. Bu arada film çektim. Yeni film ve dizi projeleri üzerinde de çalışıyoruz...’’ Zuhal Olcay her gece sahneye çıkıp oyun oynadığında suskunluk döneminde oluyor, kaset çıkardığında gündeme geliyor. Bakın, biz de öyle yaptık! Dördüncü kasetini bahane edip albümlerini karıştırdık. Zuhal İşanç'tan Zuhal Olcay'a uzanan hayatını dinledik.

    Zuhal Olcay, ikinci evliliğini İzmirli işadamı Zafer Olcay'la yaptıktan sonra, kocasının memleketine yerleşti. İzmir Devlet Tiyatrosu'nda oyuncu olarak çalışmaya başladı. Bir çocuk doğurdu. Hayatının rayına girdiğini ve artık makas değiştirmeyeceğini düşünüyordu. Öyle olmadı. İstanbul'dan gelen bir telefon, bu mazbut akışı değiştirdi.

    Arayan TRT'den Okan Uysaler'di. Olcay'a, çekeceği filmde rol teklif ediyordu. Ne tesadüf ki, Olcay tam da o günlerde İstanbul'a gidiyordu. Birkaç gün içinde İstanbul'da, Dilson Otel'in lobisinde buluştular. Zuhal Olcay, Aytaç Arman'la oynayacağı başrol teklifini hemen kabul etti. İlk televizyon filmi ‘‘Sönmüş Ocak’’ı çekti. Televizyon dizileri, sinema filmleri birbirini izledi. Zuhal Olcay, yalnızca sanat çevrelerinin değil, herkesin tanıdığı biri oldu: ‘‘Okan buluştuğumuz o gün, ne kadar kararlı göründüğümü söyleyip durdu hep. Bu kararlılığım onu çok etkilemiş. Aslında kafamda sinema filan yoktu; ama bu teklifle, Devlet Tiyatrosu'nda senede bir iki oyunda oynayarak yaşamak istemediğimi farkettim. Bilinçaltım açığa çıktı.’’

    SİZ SOLAK MISINIZ?

    Zuhal Olcay'ın televizyonla başlayan bu yükselişi, sinema filmleriyle, albümlerle, tiyatro ile sürdü. Diziler, filmler, oyunlar, albümler birbirini izledi.

    Zuhal İşanç, erkek berberi Cevat İşanç'la ev hanımı Süheyla İşanç'ın tek çocukları olarak Üsküdar'da doğar. İlkokuldayken, bir sömestr tatilinde, büyük teyzesinin piyano hocası olduğu Ankara Devlet Konservatuarı'na gider ve oyuncu olmaya karar verir: ‘‘Hayatımda ilk kez konservatuarı gördüm ve aşık oldum. Koridorlarda balerinleri, arya söyleyenler, tirat atanları gördüm. Sınıflardan piyano sesleri geliyordu. Ortaokulu bitirir bitirmez, annemin elini tutup Ankara'ya sınava gittim. O zaman İstanbul'da yoktu konservatuar. En yakın arkadaşım Derya Baykal'dı. Giriş sınavlarında tanıştık.’’ Olcay'ın okul arkadaşları arasında, bugün evli olduğu Haluk Bilginer, Fikri Sağlar'ın eşi Serap Sağlar, Mehmet Ali Erbil gibi isimler de vardır.

    Haziran'da okuldan mezun olup ağustos ayında, sınıf arkadaşı Selçuk Yöntem ile evlendiğinde 19 yaşındadır. Üç yıl süren bu evlilikten sonra, İzmirli işadamı Zafer Olcay'la evlenir: ‘‘İlk evliliğimden bir iz kalmadı açıkçası, ama ikinci evliliğimin bıraktığı iz dünyalara değer.’’ Bu iz, şimdi lise öğrencisi olan kızı Ceren. Ve son olarak, 1992 yılında, uzun zamandır birlikte yaşadığı oyuncu Haluk Bilginer'le evlenir. Olcay, Haluk Bilginer'in, kendi değişimine etkisini anlatıyor: ‘‘Eskiden daha hırslı, daha paniktim. Şimdi aslolan yaşamdır diyorum. Artık yaşamın kendisini bir kariyer olarak görüyorum. Onu en güzel en mutlu şekilde sevdiklerimle yaşamak istiyorum. Bunda Haluk'un çok büyük etkisi var. Çünkü o, benim için çok doğru bir insan. Haluk, Ceren ve ben galiba yaşamdan tat almayı öğrenmeye başladık. Bizim evde pozitif elektrik her zaman daha fazla.’’

    KUAFÖRE GELEN HABER

    Şimdi, ortaklarından biri olduğu Tiyatro Stüdyosu'nda Genet'nin Balkon adlı oyununda oynuyor. Oyun, Kadıköy Halk Eğitim Merkezi'nde, çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi, pazar günleri sahneleniyor. Mayıs'taki İstanbul Uluslararası Tiyatro Festivali'nde de sahnelenecek.

    Odeon Sineması iki sene önce cayır cayır yanmasaydı, bugün Tiyatro Stüdyosu'nun kendine ait bir salonu olacaktı. Olcay, yangın haberini kuaförde almış: ‘‘O gün genel provamız vardı. Cep telefonum çaldı. Tiyatro Müdürü Kemal, tiyatroya gelsen iyi olacak, dedi. Sesi kötüydü tabii. Ne oldu, dedim. Ufak bir kaza olduğunu söyledi. Ben de fazla telaşlanmadan gittim. Salona bir girdim ki, salon filan kalmamış ortada. Tek bir koltuk bile kalmamış. Kahrolduk tabii.’’

    Ama ona göre asıl acı olan tiyatronun yanması değil, onu tamir etmek için verdikleri mücadelede önlerine çıkan tuhaf engeller: ‘‘Bir ülke düşünün ki, bir grup tiyatrocu bir yeri yoktan var etmeye, oraya bir tiyatro salonu yapmaya çalışırken şanssızlık eseri yangın çıkıyor. Ve belediye orayı yeniden eski haline getirmene engel oluyor. Bu kepazelik dünyanın başka hiçbir yerinde yoktur. Kaldı ki, devletten hiçbir şey istemiyoruz. Böyle bir ülkede tiyatro yapmak, yeterince onur ve cesaret işi. Onun için ben tiyatrocu arkadaşlarımın hepsiyle gurur duyuyorum. Tiyatroyu meslek seçmiş insanlar benim için çok önemli. Yaptıkları ne olursa olsun’’.

    Belediyeye açtıkları dava, iki yılın sonunda nihayet bu ay sonuçlanacak gibi görünüyor. Tiyatro Stüdyosu, Odeon Sineması'nı tiyatro salonu haline getirmeyi kafasına koymuş.

    Görüldüğü üzere Zuhal Olcay, neredeyse hiç suskunluk dönemi yaşamıyor. Sinema, tiyatro, televizyon, albüm dört koldan çalışıyor. İhanet adlı dördüncü kaseti önümüzdeki günlerde piyasaya çıkıyor. Vedat Sakman'ın hazırladığı kasette, Atilla İlhan, Ferhan Şensoy, Mahinur Ergun, Ece Aksoy gibi isimlerin şiirleri var. Heyecanla bekliyoruz!

    ‘‘Zamanla hırslarım, paniklerim büyük ölçüde yokoldu. Artık aslolan yaşamdır diyorum. Üzüldüğüm zamanlarda, aslında o günün bir mücevher kadar değerli olduğunu düşünüp toparlanıyorum. En büyük amacım, hayatımı sevdiklerimle birlikte mutlu bir biçimde yaşamak.’’

    Üsküdarlı Zuhal İşanç, Üsküdar İlkokulu'nda okudu. Anne babasının tek çocuğu idi. 14 yaşında iki örgülü saçlarıyla çektirdiği fotoğrafla, konservatuara başvurdu.

    Zuhal Olcay'ın babası Cevat İşanç erkek berberi, annesi Süheyla Hanım da ev kadınıydı. Ancak büyük ailede o kadar çok okullu sanatçı vardı ki, Olcay'ın konservatuara gidişi kimseyi şaşırtmadı.

    CHP Milletvekili Fikri Sağlar'ın eşi Serap Sağlar, Sevtap Arıcıoğlu ve Zuhal Olcay, konservatuar yıllarında, okulun bahçesinde.

    Zuhal Olcay, üçüncü ve son evliliğini Haluk Bilginer'le yaptı. Yıllarca birlikte yaşadıktan sonra, Londra'da iki gün içinde evlenen Olcay ve Bilginer'in nikah şahitlerinden biri Meral Orhonsay idi. Nikahta Zuhal Olcay'ın kızı Ceren de var.

    Derya Baykal, Zuhal Olcay'ın konservatuar yıllarındaki en yakın arkadaşıydı: ‘‘İlk repliklerimizi hatırlıyorum. Derya sol eliyle yazı yazıyordu. Siz solak mısınız diye sordum. O da evet diye cevap verdi. Sonra en yakın arkadaşım oldu.’’

    Ceren, Zuhal Olcay'ın, Zafer Olcay'la yaptığı ikinci evliliğinden olan tek çocuğu. Doğuş Lisesi'nde okuyor.

    Zuhal Olcay, ‘‘Sönmüş Ocak’’tan sonra ‘‘Parmak Damgası’’nda da Aytaç Arman'la oynadı. Okan Uysaler'in yönettiği Parmak Damgası ile geniş kitlelerin tanıdığı biri haline geldi.

    Yönetmen Okan Uysaler, Zuhal Olcay'ın hayatındaki dönüm noktalarından biri. Yaptığı film teklifiyle sanatçının kariyerine yepyeni bir boyut kazandırmış. Uysaler genç yaşta geçirdiği kalp krizi yüzünden artık yaşamıyor.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı