Gündem Haberleri

    Hayatın aday adayı

    Mesude ERŞAN
    20.02.2005 - 01:19 | Son Güncelleme:

    İstanbul Tıp Fakültesi Transplantasyon Ünitesi’nin salonundayız. Haftada 2-3 kez, dörder saat diyalize girerek yaşamlarını sürdüren kronik böbrek hastası 9 kadın ve bir çocuk ile karaciğer yetmezliği yaşayan genç kız umutla bekliyor. Fakülteden, ‘uygun organ bulundu, gelin’ müjdesini almışlar. 7 kat aşağıdaki Yoğun Bakım Ünitesi koridorlarında ise bir dram yaşanıyor. 42 yaşındaki Muzaffer Dikin’in beyin ölümü gerçekleşmiş, ailesi organlarını bağışlamış.

    DÖRDÜNCÜ kattaki toplantı odasının kapısında, yakınlarıyla bekliyorlar. Transplantasyon Ünitesi’nde onlara ‘aday adayları’ deniyor. Burada 1988’den beri kadavradan böbrek nakli yapılıyor. Türkiye’deki 25 benzerinden biri. Son bir ayda 7’nci bağışı alıyorlar.

    Bağış yapıldığında bankadaki veriler taranıyor, doku özellikleri tutabilecekler en uygun adayın bulunması için hastaneye çağrılıyor.

    Muzaffer Dikin, geceyi böbrek için gelen hastalarla birlikte geçirmiş. Verdikleri kararın ne kadar doğru olduğundan iyice emin artık. ‘Allah razı olsun’ duaları hafifletiyor acısını bir nebze.

    Heyet sırası bekleyen 14 yaşındaki Yaşa Amaç Birsen en genç aday. Anne Çiçek Birsen, akşam 21.00’de gelen telefon sonrasında oğlunu kaptığı gibi hastaneye koşmuş. Yaşa’nın dördüncü çağrılışı. Anne Çiçek Birsen tek böbreğini oğluna vermeye hazır. Yeter ki doya doya su içsin. Tabii ki doktorlar kabul etmemiş.

    56 yaşındaki Aysel Sarı diyaliz nedeniyle tansiyonu düştüğü için sedyeye uzanmış. 1.5 ay arayla ikinci kez aynı heyecanı yaşıyor. 4.5 yıldır diyalize giriyor. Diyalize sol kolundan bağlandığını ancak damarlar iflas edince sağ kola geçildiğini anlatıyor. ‘Yakında o da kullanılmaz hale gelir, sonra ne olacak bilmiyorum...’ Toplumdaki yaygın ilgisizliğe tepkili. ‘Bu kadar insan umut içinde bekliyor. Organlar niye bağışlanmıyor, boşa toprağa gidiyor?’

    HEYECANDAN TİTRİYOR

    Gülhatun Sarı
    41 yaşında. 7 yıldır diyalizde. Daha önce beş kez benzeri çağrıyı almış. Heyecandan elleri titriyor. Tüm ailesi heyecanına ortak. ‘Özellikle genç hastaları gördüğümde içimde garip bir his oluyor. Buraya geldim ama keşke onlara takılsa demeden edemiyorum’ diyor.

    Heyetteki doktorlar önce dosyalarından hastaların özelliklerini inceliyor. Sonra hasta masaya yatırılmış, akciğer filmi projeksiyona takılı. Gözlerini tavana dikip sessizce muayenenin bitmesini bekliyor. Aday adaylarını önce Prof. Dr. Türkmen, ardından Prof. Dr. Aydın muayene ediyor. Asistanlar tansiyonlarını ölçüyor. Akciğerleri dinleniyor. Ayaklarında, ellerinde mantar, dişlerinde çürük olup olmadığına kadar detaylı bir muayeneden geçiriliyorlar. Bu arada heyet üyeleri tıbbi parametreler üzerinde tartışıyor. Anladığım kadarıyla, adayların hepsinde de organ naklinde risk yaratan sağlık sorunları var. Yıllardır bekledikleri halde, hemen hepsinin dosyalarındaki testler eksik. Kimisi yıllardır polikliniğe uğramamış, kanser ya da vereme yakalandığı halde dosyasına işletmemiş. Bazılarından yeniden test, bazılarından çürük dişlerini tedavi ettirmesi isteniyor. Sıradan bir çürük, organ nakli sonrasında enfeksiyon oluşturabilir, organ reddine varacak sorunlar çıkarabilir çünkü. Tartışmalar uzun sürüyor. Bir adayın doku grubu, Muzaffer Dikin’e kardeşi kadar yakın. Ancak dört yıldır hiçbir test yaptırmadığı için eleniyor.

    Nakil yapılan hastaların yaşamları boyunca bağışıklık sistemini düzenleyecek ilaçlar kullanmaları gerekecek. Ne nefrologlar ne de cerrahlar böbreğin boşa gitmesine yol açacak riske girmek istiyor. Bu kez heyettekilerin karar almaları zor olacak.

    30 BİN KİŞİ

    Hastaların tümü kontrolden geçiyor. Doktorlar adayları tekrar değerlendirdikten sonra oylama yapıyorlar. Şansını yitirenler çağrılıp gerekçeler anlatılıyor. Sessizce dinliyorlar hekimleri, bakışları yerde, gözlerindeki pırıltı sönüyor.

    Sadece bu klinikte 700’ün üzerinde böbrek hastası bekliyor. Türkiye’de, yaklaşık 30 bin kronik böbrek yetmezliği hastası, böbrek nakli olabilmek umuduyla yaşıyor. Bu hastaların yılda sadece 600’ü bu olanağa kavuşuyor... Adaylardan nakle en fazla yaklaşan hastalar Gülhatun Sarı ile Yaşa Amaç Birsen. Yaşa’nın annesi haberi alınca ağlamaya başlıyor. Hekimlerin elini öpmeye çalışıyor. ‘Daha erken, eve git bekle’ diyorlar. Gülhatun Sarı ise daha soğukkanlı. Gülümsemekle yetiniyor.

    34. KALP NAKLİ

    Bu arada Muzaffer Dikin’in kalbi, 17 yaşındaki Hüseyin Şanlı’ya naklediliyor. Bu ameliyat Koşuyolu Kalp ve Damar Hastalıkları Hastanesi’nde yapılan 34’üncü kalp nakli...

    Hekimler hálá böbrekler için en ideal hastaları bulduklarına emin değil. Bir kez daha Doku Bankası’nın verilerine bakılıyor. 6 aday daha çağrılıyor. Saat 23.00 sıralarında böbreklerin bu adaylardan ikisine, 3 yıldır diyalize giren 23 yaşındaki Deniz Özcan ile 7 yıldır diyalize giren 22 yaşındaki Ercan Barışık’a nakledilmesi kesinleşiyor. Aday olma şansını kaybeden Yaşa Amaç Birsen ile Gülhatun Sarı’nın mutlulukları ise sadece birkaç saat sürmüş oluyor. Kısmet bir başka sefere.

    Hasta 3 elemeden geçiyor

    Prof. Dr. Uluğ Eldegez, uzun zamandır ilk kez merkezlerinde bir ayda yedi organ bağışı olduğunu söylüyor. ‘Aslında her hastaya üzülüyorum. Ama biz vicdani değil, öncelikle tıbbi kriterlere göre karar vermek zorundayız. Sosyal faktörlere, mesela ilaçlarını dikkatle kullanıp kullanmayacağına da bakıyoruz. Hasta 3 elemeden geçiyor. Her ay bilgi sunma zorunlulukları var. Kurala uysalar ne onlar ne de biz bu kadar yoruluruz, geriliriz. Özellikle böbrek nakillerinde çok sayıda kriter değerlendiriliyor.’

    5. şansı bekliyor

    17 yaşındaki Yaşa Amaç Birsen, 6 yaşından beri diyalize giriyor. Tansiyonu çok düştüğü için kliniğe alınıyor. Serum bağlanıyor hemen. Annesi ağlayarak anlatıyor yaşadıklarını. Daha doğrusu oğlunun yaşayamadıklarını: ‘Hep yanındayım. Beş dakika boş bırakamıyorum. İçmesi yasak olduğu halde su çalıyor. Madem öbür çocuklar gibi yaşamıyorum ölmek istiyorum, diyor. Oyun oynayamıyor, okula gidemiyor, merdiven çıkamıyor.’ Yaşa’nın hastaneden 4. çağırılışı. Şimdi 5’inciyi bekliyor.

    Son karar bu heyetten

    Hastaların birer birer içeri alındığı odadaki toplantı masasının başında üç ayrı kliniğin uzmanları var: Transplantasyon Ünitesi’den Prof. Dr. Uluğ Eldegez, Prof. Dr. Ali Emin Aydın ve asistanları, Nefroloji Kliniği’nden Prof. Dr. Aydın Türkmen, Dr. Savaş Öztürk ve Dr. Sabahat Ejder, Tıbbi Biyoloji ve İmmünoloji Kliniği’nden Prof. Dr. Mahmut Çarin, Dr. Yalçın Seyhun ile Dr. Yeliz Öğret.
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı