Hayat kurtaran çanta: Bond

Geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı buluştu. Erdoğan ve Başbuğ’un Bond çantaları, en az bu üçlü zirvenin kendisi kadar konuşuldu...

James Bond öylesine etkili bir popüler kültür ikonu ki, 100 yıllık evrak çantası 007’den sonra “Bond çantası” diye anılır oldu.
Peki hangi arada?
Evrak çantası, 14’üncü yüzyılda para ve değerli eşyaları taşımakta kullanılan omuz çantası “satchel”in soyundan geliyor. 17’nci yüzyılda iyiden iyiye popüler bir aksesuvar oluyor, Shakespeare komedyası “Beğendiğiniz Gibi”de “Ve sonra mızmızlanan omuz çantalı erkek öğrenci...” cümlesiyle bile yer alıyor.
Parisli Godillot, 1826’da bizim heybe dediğimiz halı çantalara menteşeli demir çerçeve takan ilk kişi.
Sonra açıldığında iki eşit parçaya ayrılan Gladstone adlı küçük bavul çıkıyor ortaya. Oscar Wilde “Dorian Gray’in Portresi”nde bu küçük bavuldan “Modaya uygun ressamın seyahat aksesuvarı” diye söz ediyor, J.D Salinger “Gönülçelen”de Holden Caulfield’in Pencey Prep’ten ayrılırken Gladstone’larını topladığını not düşüyor.
Ardından üstü oval Rosebery çantalar çıkıyor. Gladstone ve Rosbery modern metal çerçeveli evrak çantalarına dönüşüyor. Bildiğimiz anlamdaki ilk dikdörtgen evrak çantasının 1850’lerdeki mucidi de Jeremy Stenning.

BOND’UN İLK CİHAZI

Şu an bizim kadrajımıza giren ise evrak çantalarının “attache case” cinsi. Açıldığında, Gladstone gibi iki eşit parçaya ayrılan, deri veya alüminyumdan yapılan “attache”ler genelde diplomatik memurlar tarafından kullanılıyor.
James Bond’unki de bunlardan.
Bu çanta “Rusya’dan Sevgilerle”de Bond’a verilen ilk yüksek teknoloji ürünü cihaz. ıçinde gizli bölmeler, bu bölmelerde bıçaklar, tüfek, altın ve göz yaşartıcı gaz dağıtıcı yer alıyor.
Çanta ona sunulduğunda Bond pek oralı olmuyor ancak M, Bond’un çantayı yanına almasında ısrarcı davranıyor. ıyi ki. En az üç yerde çanta Bond’un hayatını kurtarıyor.
Bond’un yüksek teknoloji ürünü çantası geleceği temsil ederken bizim devlet erkanının Bond’larının içinden eski defterler çıkıyor, yazık.

Dünün leş caddesi yarının gurme cenneti

İstanbul’un Beyoğlu’su, İstiklal Caddesi yıllar içinde koca bir kantine dönüşürken Sıraselviler’de tersine bir trend söz konusu. Bu cadde bir gurme cennetine evriliyor.
Sıraselviler, özellikle de üstü, önceden Taksim civarının en leş caddelerindendi. Tabela kirliliği, gürültü kirliliği, döner-dürüm kirliliği, çevre kirliliği...
Taksim’de parası bitenlerin son bir cila yapmak amaçlı uğradığı caddede yüksek kalite lezzet ve hizmet anlamında bir tek Changa vardı, bir de Savoy Balıkçısı.
Ama bu ikisi dışında, sıra sıra büfeler, kalitesiz kafeler, ucuz yemekçiler, çer çöp, kapısında dev cüsselilerin dikildiği vasat barlar caddeyi tekeline almıştı.
Sonra ne olduysa oldu, Sıraselviler toparlanmaya başladı. Sol alttaki Le Cave kendini geliştirdi, standart yerlerde bulamayacağınız şarapları, içkileri satar oldu.
Roxy’nin yanında Yan Gastro açıldı, afili atıştırmalıklar servis etti. İçki sonrası dilli kaşarlıya iyi bir alternatif yarattı.
Kayra Akademi’nin açılmasıyla caddenin evrimi hızlandı. Birkaç ay önce akademinin içinde açılan Mimolett’in mutfağının başına Michelin yıldızlı restoranlarda çalışmış şef Murat Bozok geçti ve bu restoranla Türkiye’ye Michelin yıldızı getireceğini iddia etti.
Son olarak, gece yarısından itibaren ev partisi tadında eğlence sunan Kiki’nin mutfağına ağırlık verildi ve yine Michelin restoran deneyimli bir şef, Bülent Akkızoğlu mönüyü baştan yarattı.
Anlayacağınız, şehirde iyi şeyler de oluyor, hadi sevinelim.

Kiki’de enginar yiyin

Kiki’nin değişen mönüsü ıspanyol, ıtalyan ve Türk mutfağından etkilenmiş.
Tapaslarda deniz ürünlerinden bol miktarda yararlanan şef, klasik et ve makarna çeşitlerini balkabağı, avokado ve taze kişniş gibi malzemelerle çeşitlendirerek ıstanbul’un gurme kültürüne yeni bir perspektif kazandırıyor.
Kendi yaptıkları ekmekleri de mutlaka denemenizi tavsiye ederim. Ama yemeden dönmeyin diyeceğim tabak Sarmısak Soslu Enginar Göbeği ve Parmesan. Ağzınızda eriyor.
Benim peynirle aram çok iyi olmadığı için pek tercihim olmasa da birlikte gittiğim arkadaşlar Keçi Peynirli Mus ile Doldurulmuş Parmesan Külahları’na da bayıldı. Siz de peynirciyseniz, deneyin derim.
Yazarın Tüm Yazıları