Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hayat Erbabı

Oğlundan dert yanan, 40 yıllık karısının şivesine takan... “Memlekette dert çok, deva yok” demeyin, bir mail atın, bakalım beraber çaresine.

40 yılda yapmayı unuttuklarını tekrar hatırlaman için...

Soru: Ben 70 yaşındayım. Karım 60. Kendisi köy kökenli, kız enstitüsü mezunu. Ben üniversite lisans mezunu serbest meslek sahibiyim. Küçük menfaat işlerinde kendince kurnaz. Ama köy görgüsüyle yetişme birisi. Aklı fikri gösterişte ve bazı  kimselere yalakalıkta. Kardeşlerininki daha düzgün olduğu halde şivesi bir parça bozuk köylü şivesi. Zaten bu yüzden nişanı bozacaktım. Yakınlarının yatıştırması nedeniyle bozmadım. 40 yıl önce evlendik. Ama köylü huylarını ve şivesini bir türlü düzeltemedi. Bu şive konusu beni çok rahatsız ediyor. Mesela bir teşekkür bile etse sanki sövüyormuş gibi konuşuyor. Zamanında  bir hediye alsam bir defa bile teşekkür etmez. Eline alıp bakmaz. Uzaktan, kaç liraya aldığımı sorardı. Bu yüzden hediye almayı kestim. Şimdi de aynısını yapacak. Şehirde evleri vardı ama konuştuklarının  çoğu köylü. Onların şivesi eşiminki gibi bozuk değil. Sadece iki konuştuğu var şivesi bozuk olan. Görgüsüz tavırları çok. Beğenmediğim yönleri güzellikle söyledim fayda etmedi. Üstüne biraz fazla varsam daha fazla bocalıyor. Ben beğenmediğim hallerini söyleyince konuşması kabalaşıyor. Örnek alsın, düzelsin diye ve durumu daha ağırlaşmasın diye kendisine çok iyi davranıyorum Ama fayda etmiyor. Zorlasam mı acaba? Ama kafayı bozar diye korkuyorum da. Kanser başlangıcı geçirdi. Erken olduğu için kurtuldu. Rahimi alındı. Görgü farkımız fazla. “Şimdi ne yapayım?” diye sizin fikrinizi soruyorum.
(Ergin E.)

Yanıt: Eh madem öyle, zararın neresinden dönsen kârdır, boşan keyfine bak. Sence adam gibi eğlenceli bir kadınla geçirecek kaç yazın kaldı? Etraf 50’lik ama sana göre çıtır sayılacak kadınla dolu. Hem böylece geçmiş 40 yılda yapmayı unuttuklarını da tekrar hatırlama olanağın olur. Yolun açık olsun, iyi şanslar.

Sophie’nin kemikleri ne sızlıyordur!

Soru: İnsan çocuklarından birini daha çok sevdiği için kendini suçlu hissetmeli mi, bunu bir vicdan meselesi haline getirmeli mi sizce? Ben kendime yediremiyorum da bunu. Ama kızım şahane bir hayat sürerken, oğlum haylazlık peşinde koşup başıma dert üstüne dert açıyorsa ben ne yapabilirim ki? (Sevil A., Antalya)

Yanıt: Sevil, belli ki Sophie’nin Seçimi filmini daha önce hiç duymamışsın! Sophie rolünde kariyerinin performansını çıkarmış Meryl Streep’i tanıdığını bile zannetmiyorum. Filmde Sophie, İkinci Dünya Savaşı sırasında Naziler tarafından hapsedilmiş ve iki çocuğuyla birlikte kampa gönderilmiştir. Sophie askerlere bir yanlışlık olduğunu, kendisinin Hıristiyan olduğunu söyleyince Nazi subayı ancak çocuklarından birinin öldürülmesini kabul ederse bırakacağını söyler. Sophie “Bunu yapamam” diye defalarca çığlık atsa da subay iki çocuğunu da alma ya kalkınca bir seçim yapmak zorunda kalır. İşte Meryl Streep’in “Yapamam” diye bağırdığı, ufacık kızın “Anne” diye çığırdığı o sahneyi otur tek başına izle. Baktın, oğluna karşı hissin değişmiyor tekrar izle. Ve tekrar ve tekrar...

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI