Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

"Hayat", bir ırmağın üzerindeki bot gibidir..

Bir takımın önü böyle kesilir!

Oyuncalarındaki hırs böyle törpülenir!
Bir takımın doldurduğu yelken böyle boşaltılır!
Futbolcuların o “Kazanma hırsı” ancak psikolojik bir operasyonla yok edilirdi, ettiler!
Operasyonları başarılı bir şekilde sonuçlandı, düşüş başladı!

NEYSE, bugün size önce felsefi bir masal anlatayım!
Masalımızın kahramanı “Hayat”tır!
Ve o “Hayat”, bir ırmağın üstündeki bot gibidir..
Akar gider, hiç durmaz..
Durmak isteseniz de duramazsınız..
Durmamalısınız ayrıca…
Çalılara da takılma lüksünüz yoktur hiçbir zaman!
Tutunmak isterseniz şayet kıyıya, bu hayattan tasfiye anlamındadır.
Ol neden dolayı, o hiç durmadan akan suyun üstünde olmalıdır insan..
Bu yüzden de geçen hafta geçen haftada kaldı..
Ancak ahlaksızca yapılan haksızlıklar unutulmadan ama..
Beşiktaş ve Beşiktaşlı ileriye, hep ileriye bakmalıdır..
Usta denizciler, dümen suyuna bakmazlar çünkü..
Pruvaya bakarlar.. Ufka bakarlar..
Geleceğe yani..
Beşiktaş kendisine kurulan büyük bir komplonun kurbanı oldu geçen hafta..
Olayların mağduru olan Beşiktaş’a verilen cezalar ise utanç vericidir!
Disiplin ve Tahkim kurulunun hiç inandırıcılığı yoktur artık!
Küfür etmediği halde Bilic’e verilen cezanın onanması, ilkokul çocuklarına gösterilmeli ki utanmayı öğrensinler küçük çocuklar, büyükleri adına..
Lafımız, “Ayıp oluyor ama..” lafı!
Bunun neresi 3 maçlık cezadır?
Ben biliyorum aslında sebebi; CAS, alt kararı onadı ya.. Caka sattılar bunlar da..
“Disiplin kurulunun kararını onadık” dediler..
Sevsinler sizin “Duruşunuzu..”
O yüzden mi kaçtınız İsviçre’den ifade vermeden..!!
Hadi oradan, daha önce Meriles ve Melo olayı gibi, bal gibi yüksek cezayı hak ettikleri halde, kitabına uydurularak indirilen cezaları kimse unutmadı! Unutacak da değil..!!
Artık mızrak çuvala sığmıyor!

BİLİC VE FUTBOLCULAR UNUTMAYIN!

Ne olursa olsun “Hayata” yeniden dönün!
Aklınızdan çıkmasın, “Yaşam”
dediğiniz o yalan dünya, akan bir nehirdir.
Ve insan, o nehrin üzerindedir..
Kimi iyi yapılmış botta, kimi derme çatma sallarda..
Ama herkes su üstünde..
“Suyun” akış debisiyle insanlar, gruplar, takımlar, şirketler, toplumlar, devletler akar gider..
Ve bu muazzam akışta,
kimi zaman bir şelaleden, kimi zaman kayalıklardan düşer o bot..
Nehir genişlediğinde sakin bir hayat, daraldığında azgın sularla boğuşur insan!
Irmağın hiç olmadık yerinde duran olmadık bir kayaya da “GÜM” diye çarpabilirsiniz!
En kötüsü sırtı görünmeyen kayadır ama..
Perişan eder bottakileri..
Bu eğri büğrü akan zor ırmak yollarında size karşı kurulmuş birçok TUZAKLAR vardır!
Korkmayacaksınız ve yılmayacaksınız!
Aklınızdan çıkmasın, bu nehir ASLA ama asla ADİL DEĞİLDİR!
Haksızlıklarla doludur unutmayın!
Hiç kimse ama hiç kimse bu ırmağın sonundaki engin ve uçsuz bucaksız denize ulaşamaz.
Sırası gelen kıyaya vurur..
O sal var ya o sal! Hep yoluna devam eder!
Misal, nefes almayanlar kıyıya vurmuş demektir..
Madem ki nefes almaya devam ediyorsunuz, ayağa kalkacaksınız o zaman!
Hayatın ta kendisi olan futbol da böyle akar çünkü…
Bir kez kıyıya vurdunuz mu, “Oyun dışı” kalmışsınız demektir!
Bu yüzden her gün bir gemi kaldıracaksınız kalbinizdeki umut limanından…
Her yeni bir gün, eskisinden daha iyi başlayacaksın güne..
Unutmayın, aynı suda iki kere yıkanamazsınız..!!
Doğanın acımasız ve değişmez diyalektiğidir bu!

MAÇTA DA BUNLAR OLDU!
Bilic’i camlı bir “Kafese” koysalar da oradan yönetti takımını!
Antalya’ya Perşembe’den giden Fikret Orman’ın güneşlendiği besbelliydi!
Yüzünün bronz teni televizyonda pek parlıyordu doğrusu..
Samet Hoca ise hep gölgede çalışmış, güneşe çıkmamış gibiydi!
Antalya sıcağındaki maç topçuları da etkiledi.
İlk yarı sadece Atiba’nın direkte patlayan şutu vardı!
Beşiktaş haksız yaşadığı şoku atlatamamış gibiydi!
Galatasaray maçının hakeminin göre İlker Meral’a gerçek HAKEM denirdi!
Biri şu Serdar Kurtuluş’a sıkıştığı zaman top nereye atılır öğretmeli!
Emekliliği geldi hala öğrenemedi çünkü..
GS maçında topu taca atacağı yerde dandikten yere düşmüş, sayesinde gol atmışlardı!
Antalya’da defanstan ileriye doğru salla pati top çıkartırken, birinin ona “Evladım topu sahanın iç kısmına doğru atma, atarsan hücumdaki rakibe çoğu zaman asist yaparsın” demeli!

MAÇIN EN GÜZEL ANIYDI!
Almeida’nın düşerek Antalya kalecisine hafiften çarpmasıydı.
Hakemin sarı kart gösterdiği bu pozisyonda Hakan Arıkan’ın hakeme itiraz etmesiydi.
“Hayır hayır, isteyerek yapmadı” demesi, her şeyin “SONUÇ” olmadığı, ahlak, erdem, fazilet gibi duyguların hala bu yeşil sahalarda var olduğunun güzel bin kanıtıydı!
“Amaca ulaşmak için her yol mubahtır..” mizacındaki ahlaksızların belki yüzü kızarır!

İkinci yarı Beşiktaş üstü üste 2 gol yedi!
Geriye yaslanan Antalya bulduğu kontra ataklarla golleri buldu!
Klasik taktik!
Hatta sadece, ancak bu kadar taktik bilenlerin taktiği!

Moral de gitti tabii..
Hakem o kadar sarı kart gösteriyor ki, bundan sonra adı “Sarı İlker” olsun bence!
Antalyalıya kırmızı kart göstermedi Sarı İlker ama, ben buna kızmıyorum!
Geçen maçın hakemini hatırladıkça..(!!)
Hem nasıl olsa, hiç kimse geçen haftaki maç gibi katledemezdi!
Antalya ikinci yarı oyunuyla 3 puanı hak etti!

Bence, geçen hafta yapılan operasyon sayesinde 3 puan gitti ya..
Varsın 3 puan daha gitsin..
Ama Şeref gitmesin!!

En Kalbi Muhabbetlerimle!
Ben CAN; Orhan Can..

X