Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hayal ile gerçek arasında: ‘Biz bize yeteriz!’

5 OCAK 2011 tarihinde yazdığım yazının başlığı “Hayalle Gerçek Arasında: Dış Politika” idi.

O yazım “Yeni Osmanlı” tabiri etrafında Ahmet Davutoğlu’nun kendisi ile nasıl çeliştiğini açıklıyordu.
Geçen hafta Başbakan Kuveyt’e ve Katar’a gitti ve orada Araplara seslenirken:
“Biz bize yeteriz!” dedi. Ekledi:
“Engeller kalkarsa 57 İslam ülkesi, üretimiyle, teknolojisi ve beyin gücüyle kendi kendine yetecek konuma gelir”.
Kuveyt ve Katar gibi petrol zengini ülkelere işadamları ile gitmek ve bu ülkelerde yapılacak yatırımlardan pay kapmaya çalışmak çok doğru bir girişim.
Hele hele, Katar’ın 2022 yılında ev sahipliği yapacağı dünya futbol şampiyonası için yapacağı yatırımlardan yararlanmak “müdebbir bir hükümet” için kaçırılmaz fırsat.
Ancak...
Başbakan’ın yukarıda alıntı yaptığım sözleri bence “hayal ile gerçek arasında sıkışan dış politika” savıma çok güzel bir örnek.
Başbakan bu sözleri ile hem ev sahiplerinin ruhunu okşuyor, hem içerideki muhafazakâr oylara göz kırpıyor.
Ancak kafaları da oldukça karıştırıyor.

Benim aklıma bazı sorular takıldı:
1) Araplarla Türkleri “biz” potasında değerlendiren Başbakan uluslararası bir platformda neden referansını “din” (İslam) olarak belirliyor?
2) Araplarla Türkleri “biz” yapan din ve coğrafya dışında başka ortak öğeler nelerdir?
3) 57 İslam ülkesi “kanka” mıdır? Kuveyt, Irak hakkında, Mısır ve Suudi Arabistan, İran hakkında, Hizbullah Suudi Arabistan hakkında, Şiiler, Sünniler hakkında, Iraklı Sünniler, Iraklı Kürtler hakkında, Türkiyeli Türkler, Türkiyeli Kürtler hakkında ne düşünürler, birbirlerinin taleplerine nasıl bakarlar?
4) Araştırma-geliştirme hem Türklerin, hem Arapların çok gurur duyacakları bir konu değil.
Bilimi hayata taşımadan nasıl birbirimize yeteceğiz?

5) Ortadoğu’da dünyada bilinen enerji stokunun % 64’ü yatıyor. Ama, Araplar kendi ürettikleri enerjinin yılda sadece % 4’ünü kullanıyor. Bu demektir ki, Araplarda “sanayi” yok. Sınai ürünlerin ithalatını nereden yapacağız?
6) Vizeyi kaldırmak “serbest dolaşım bölgesi” kurmak değildir. Schengen’den üretilen Şamgen’i vizeyi kaldırmakla bir tutamayız. Başbakan Arap ülkeleri ile gerçekten Şamgen kurmak istiyorsa Schengen’den vazgeçmek zorundadır. (Gerekçe için Bkz: 9 Aralık 2010 tarihli yazım: Osmanlı’yı yıkan kavram: ‘Osmanlı Milletler Topluluğu’)
Başbakan’ın böyle bir niyeti var mı?
7) Ortadoğu ile dış ticaretin artması olumlu bir gösterge. Buna Araplara gösterilen özel ilgi ve sağlanan kolaylıkların yardımcı olduğu da aşikâr. Ancak, ABD ve AB’nin büyüme rakamlarının eksiye (-) döndüğü, buna mukabil Ortadoğu’da yine de artı (+) büyüme yaşandığı bir dönemde şans da yanımızda değil mi?

Başbakan da “biz bize yetmeyeceğimizi” biliyor. Gönül okşuyor. Ama, Ahmet Davutoğlu’nun pek özendiği Yeni Osmanlı kavramını da çok çekici bulduğu aşikâr.
Benim derdim Başbakan’ın bu şekilde yaptığı konuşmaların muhafazakâr seçmende yaratacağı beklentiler ve zaten içeride ve yurtdışında tartışılmakta olan “eksen kayması” tartışmalarına yapacağı katkıdır.
X