"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Havayı yumuşatan görüşme

Ertuğrul ÖZKÖK

Başbakan Mesut Yılmaz'la, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı arasında dün yapılan görüşme nasıl geçti?

Başbakan Yılmaz kanadının değerlendirmesi şöyle:

‘‘Hava çok iyi. Son derece yapıcı bir konuşma oldu.’’

Görüşmenin hemen başında telaffuz edilen şu sözler, hava hakkında fikir veriyor.

Yılmaz, samimi bir havada, ‘‘Sizinle başbakan, genelkurmay başkanı olarak mı konuşalım, yoksa arkadaş gibi mi?’’ diye soruyor.

Karadayı da, ‘‘Arkadaş gibi’’ cevabını veriyor.

KASTIMI AŞTI

Benim öğrenebildiklerim şunlar:

Karadayı, basında çıkan yazıların kendilerini üzdüğünü söylüyor. Özellikle görev sürelerinin uzatılması ile ilgili yazılanların komuta kademesinde üzüntü ve tepkiye yol açtığını anlatıyor.

Yılmaz ise şu cevabı veriyor:

‘‘Benim böyle bir kastım olmadı.’’

Yani sorun gazetecilerin üzerine kalıyor.

Bu sözler üzerine Karadayı, Başbakan Yılmaz'a şu tavsiyede bulunuyor:

‘‘Siz de benim gibi yapın. Basınla hiç konuşmayın.’’

Peki Genelkurmay Başkanı, Yılmaz'ın televizyonda yaptığı konuşma hakkında ne düşünüyor?

Karadayı, ‘‘İngiltere'ye gitmeden önce size haber gönderdim. Bu konuşmadan memnun olduk’’ cevabını veriyor.

Zirveden çıkan sonuç?

Başbakan'la Genelkurmay Başkanı bundan böyle daha sık görüşecekler. Haftalık görüşmelerin aksamamasına çaba harcayacaklar.

Yüz yüze ve direkt temas artırılacak.

Meseleler daha açık ve samimi bir şekilde yürütülecek.

MUHTIRA DEĞİLDİ

Buna karşılık hükümet de irtica ile mücadelede daha kararlı hareket edecek.

Görüşmede, komutanların geçen cuma günü yayınladıkları bildiri konuşuldu mu, konuşulduysa neler konuşuldu bilmiyorum.

Ama komutanların bildiriyi nasıl algıladıkları konusunda bazı ipuçları var.

Üst düzey bir komutan, ‘‘Bu bir muhtıra değil. Muhtıra olsaydı, direkt hükümete yazılırdı. Oysa biz bunu kamuoyuna bir açıklama olarak yayınladık’’ diyor.

O günün sıcaklığı içinde hiçbirimiz bu nüansa dikkat etmedik.

Son 72 saattir meydana gelen gelişmelere bakıldığında şu sonuç çıkıyor.

Askerler, şu aşamadaki hedeflerine ulaştılar.

Rütbe ve mevki merakı içinde oldukları hakkındaki iddiaları sert bir şekilde cevapladılar.

Bunu yaparken, kamuoyunu da karşılarına almadılar.

Asıl önemlisi, hükümeti irtica konusunda harekete geçirdiler.

Aylardır bekleyen kanun tasarıları tek tek Meclis'e gönderilmeye başlandı.

28 ŞUBAT KANUNU

Meclis'e gelen kanunları alt alta yazın, bunları 28 Şubat'ta MGK'da alınan kararlarla karşılaştırın.

Göreceksiniz ki, neredeyse madde madde birbirine uyuyor.

Yani, 28 Şubat kararları gerçek anlamda şimdi uygulanmaya başlıyor.

İnsanın aklına şu soru geliyor: Acaba bütün bunlar olmadan, yani rejim üzerine asker gölgesi düşmeden de bunlar yapılamaz mıydı?

Keşke yapılsaydı. Ama yine de geri dönülmez bir noktada değiliz.

Artık hükümet üzerine düşeni yapmaya başlıyor. Ama askerlerin de bir noktayı anlamaları gerekiyor.

Türkiye bir hukuk devleti olarak kalacaksa, bu işin yöntemi de ona uygun olmak zorunda.

Türkiye, irtica ile mücadele ederken, 21'inci yüzyılın kapısında yeni bir McCarty'cilik dönemi açmamalıdır. Çünkü böyle bir şey hem Türkiye'nin imajını bozar, hem de irticai hareketleri zayıflatmak yerine güçlendirebilir.

BULUŞMA NOKTASI

Öyleyse buluşmamız gereken yer şurasıdır:

Siviller laik düzeni korumak için irtica ile mücadelede samimi ve kararlı olacaklar. Askerler ise bu mücadelenin hukuki çerçevede yürütülmesini kabul edecekler.

Dünkü görüşmeden çıkan sonucun bu olmasını umut ederim.













X