Gündem Haberleri

    Havalar ısındıkça Felaket Senaryosu tartışmaları da alevleniyor

    Barış AKPOLAT - Duygu BAŞARAN
    20.08.2006 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Ne zaman aşırı sıcak olsa, kar yağışı yoğunlaşsa veya sel yaşansa, herkes "İşte küresel ısınma" diyor. Küresel ısınma veya dünya ikliminin değiştiğine dair teori, 1980’lerde bilim adamları tarafından ortaya atıldı. Bu öyle ciddiye alındı ki, 1992’de Birleşmiş Milletler bir Çevre Sözleşmesi’ni imzaya açtı, Türkiye dahil bütün ülkeler bunu imzaladı.

    Ardından bilim adamlarından oluşan Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) kuruldu. İklim insanlar yüzünden, üretim artışı nedeniyle değişiyordu. Sonuç yeryüzü için bir felaket olacaktı. Ancak insanların üretim biçimini değiştirmeleri veya azaltmalarıyla tehlike önlenebilirdi. Tartışmalar o noktada başladı. Şu anda bilim dünyasında iklim değişikliği ile ilgili genel bir konsensüs var. Ama geleceğe dönük senaryolarla ilgili tartışmalar sürüyor. Bu öngörüler ne kadar kesin, ne kadar abartma? Bilim adamları farklı görüşler ileri sürebiliyor.

    Üstelik küresel ısınmayla savaşmak için üretimin kısıtlanması öngörüldüğü için, işe siyaset karışıyor ve ortalık iyice bulanıyor. Küresel ısınmanın bir "komplo teorisi" olduğu bile iddia edilebiliyor. Çin, olayı kendi gelişmesini engellemek isteyen emperyalizmin oyunu olarak görürken, küresel ısınma lafından bile tiksinen George Bush’un ABD’de iktidara gelmesi, komplo teorisyenlerinin elini güçlendiriyor. Küresel ısınmayı anlatan belgesel filmiyle şu sıralarda ABD’de büyük bir gişe başarısı kazanan Al Gore iktidara gelseydi, belki de kimse komplo teorisinden söz etmeyecekti.

    Türk bilim adamları da, dünyadaki meslektaşları gibi küresel ısınma üzerinde çalışıyor. Bu konuda aralarında genel bir konsensüs var. Görüş ayrılıkları, geleceğe yönelik öngörülerin detaylarında ortaya çıkıyor. Devlet küresel ısınmayı hiç reddetmedi, ama konuya diplomatik sorun olarak baktı. Ulusal rapor hazırlayacak bakanlıklar arası kurul geçen yıl kuruldu. Ulusal senaryo çalışmaları yeni başladı. Türkiye’deki tartışmanın bu senaryo ortaya çıktıktan sonra alevlenmesi bekleniyor.

    İNSAN DÜNYA İKLİMİNİ NASIL DEĞİŞTİRDİ

    Yeryüzüyle atmosfer arasındaki gazların yoğunluğu değişti. Bu gazlar, atmosferden dünyaya giren güneş ışınlarının geri yansımasını engelleyip dünyayı ısıtıyor, "sera" etkisi yapıyor. Çünkü Sanayi Devrimi’nden bu yana üretim sürekli artıyor. Fabrikaların, otomobillerin, fırınların, klimaların vs. çalışırken saldığı karbon gazlarındaki artış, dünyanın ısısını yükseltti.

    Son 100-150 yılda buzullar azalıyor. Örneğin denizlerdeki buzul alanları 1970’ten beri yaklaşık bir buçuk milyon km2 azaldı. Kutup ayılarının soyunun hızla tükenmesi bile, değişim göstergesi.

    Deniz diplerindeki mercanlarda görülen "beyazlaşma" da ısınmanın işareti. Beyazlaşma, suyun ısınması sonucu mercanlarda yaşayan organizmaların ölüp iskeletleşmesiyle ortaya çıkıyor.

    Hayvan ve bitki göçleri, küresel ısınmanın bir başka kanıtı olarak görülüyor. Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu şöyle diyor: "Ağaçların polenleri eskiye göre daha kuzeyde yeşermeye başladı ve güneydekiler ölüyor. Hint Okyanusu’na özgü bazı tür balıklara artık Akdeniz’de de rastlanabiliyor. Kırlangıç, kanarya, bülbül gibi kuşların nüfusunda azalma var."

    100 YIL İÇİNDE DÜNYAYI NELER BEKLİYOR?

    Dünyada şu anda 15.6 derece olan ortalama sıcaklık 2100’de 16-17 dereceye yükselecek.

    Dünya kuraklığın pençesine düşecek. Tarım altüst olacak. Avrupa ve Rusya’da verimsiz hasat üç kat artacak. Mikdat Kadıoğlu’na göre "Akdeniz yarım metre yükselse, Nil nehri tuzlanır ve Mısır diye bir ülke kalmaz." Bu senaryoları, tarımla geçinen ülkeler çok ciddiye alıyor. Örneğin kahve üreticisi Uganda’da 2100’de ortalama 2 derecelik bir ısı artışı göz önüne alındığında, kahve üretilen alanların dörtte üçünün verimsizleşeceği düşünülüyor. Ülke, 2100’de iyi kahve yetiştirilebilecek tek bölgeyi şimdiden koruma altına aldı.

    Karalardaki buzulların erimesi, 2050-2100 arası deniz su seviyesinde 60-90 cm yükselmeye yol açacak. Vahim, çünkü 1 cm’lik yükselme kıyıdan 1 metre yiyor.

    Kuzey Kutbu’nda beş ülkenin sınırları birleşecek: Rusya, Kanada, Danimarka, Norveç ve ABD. Bu ülkeler bir komisyon kurdu. 2100’de oluşacak yeni durumda herkes kendi kıta sahanlığını artırmak için şimdiden çalışıyor. Hatta Rusya ile diğerleri arasında şimdiden kriz bile çıktı.

    40-50 cm.’lik bir deniz yükselmesinin sonucunda Hint ve Pasifik Okyanuslarındaki bazı adalar yok olacak.

    Nüfus yoğunluğunun en yüksek olduğu kentlerdeki ısı artışı insanların yaşam şeklini değiştirecek. Avrupa’da son 100 yılda en çok ısınan şehir Madrid. Londra, Paris, Stokholm, Lizbon ve Atina sırada.

    Akdeniz havzasında ciddi bir çölleşme bekleniyor. Hatta bazı senaryolara göre, Sahra Çölü denizi geçip Avrupa’ya taşınacak. Avrupa’daki dağlara kar yağmaz olacak.

    Asya’da en büyük iki çöl, Gobi ve Taklamakan birleşecek.

    Toplu göçler, sıtma gibi salgın hastalıklarda artış, kuraklığın vahim sonuçlarından biri olacak.
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı